Yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan kolorektal polipler, Batı ülkeleri başta olmak üzere dünya genelinde kritik bir sağlık sorununa dönüşüyor. Üstelik tüm kanser vakalarının yaklaşık %10'unu oluşturan kolon kanserinin de %95'inden fazlasının temelinde yer alıyor. Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Salih Boğa ise genellikle sessiz ilerleyen, ancak zamanla ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kolon polipleri hakkında merak edilenleri anlattı.
Prof. Dr. Salih Boğa, “Kolon polipleri, genellikle belirti vermeden ve sessizce gelişen, ancak ilerleyen dönemlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen doku büyümeleridir. Bu nedenle erken teşhis ve düzenli takip hayati önem taşıyor. Özellikle risk grubundaki bireylerde kolonoskopi gibi etkili tarama yöntemlerinin aksatılmadan uygulanması, kolon kanseri riskinin azaltılmasında kritik rol oynuyor” dedi.
“Bu dokular genellikle iyi huyludur ve çoğu insanda belirti vermeden var olabilirler”
Kolon poliplerinin kalın bağırsağın iç yüzeyinde ortaya çıkan anormal doku çoğalmaları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Salih Boğa, “Bu dokular genellikle iyi huyludur ve çoğu insanda belirti vermeden uzun süre var olabilirler. Ancak bazı polip türleri, özellikle adenomatoz polipler, zamanla kansere dönüşme potansiyeline sahip. Dolayısıyla poliplerin varlığı kesinlikle ihmal edilmemeli, düzenli aralıklarla takibi yapılmalı” diyerek sözlerine şunları ekledi:
“Adenomatoz polipler, kolorektal kanser gelişiminin öncüsü olabiliyor. Bazı durumlarda makattan kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklikler, karın ağrısı veya rahatsızlık gibi belirtiler görülebiliyor. Bu tür şikayetler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden uzman hekime başvurmak gerekiyor. Poliplerin türüne, büyüklüğüne ve sayısına göre uygun takip ve müdahale planlanması şart.”
“Erken dönemde kolonoskopilerle polipler alınarak kolon kanseri gelişimi engellenebiliyor”
Kolon poliplerinin nasıl teşhis edildiğini de açıklayan Prof. Dr. Salih Boğa, “Poliplerin saptanmasında en etkili ve kesin yöntem kolonoskopidir. Bu işlem, kalın bağırsağın iç yüzeyinin kamera sistemi ile görüntülenmesini sağlıyor ve poliplerin tespit edilmesiyle birlikte çoğu zaman eş zamanlı olarak çıkarılmasına olanak veriyor. Erken dönemde yapılan kolonoskopilerle polipler alınarak kolon kanseri gelişimi engellenebiliyor” ifadelerini kullandı.
“50 yaş üzerinin düzenli kolonoskopi taramalarını aksatmadan yaptırması gerekiyor”
Kolon poliplerinin tedavisinde çoğunlukla cerrahiye gerek kalmadığını söyleyen Prof. Dr. Salih Boğa, “Günümüzde endoskopik yöntemler sayesinde hastalar, minimal invaziv tekniklerle kısa sürede iyileşme şansı yakalıyor. Küçük poliplerde polipektomi adı verilen teknikle endoskopik forseps kullanılarak polipler alınıyor. Daha büyük poliplerde ise Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR) yöntemi tercih ediliyor. Bu yöntemde polipin altına sıvı enjekte edilerek doku kaldırılıyor ve çıkarılıyor. En geniş yüzeyli ve düz polipler için ise Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD) yöntemi uygulanıyor” şeklinde konuşarak değerlendirmelerini Polip oluşumu nasıl önlenebileceğini anlatarak sonlandırdı:
“Kolon poliplerinin oluşumunu tamamen engellemek mümkün olmasa da, bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme alışkanlıkları riskin azalmasına yardımcı oluyor. Lif bakımından zengin gıdalar tüketmek, kırmızı et ve işlenmiş gıdaların tüketimini sınırlandırmak, sigara ve alkol kullanımını azaltmak, düzenli egzersiz yapmak ve ideal kiloyu korumak bunların başında geliyor. Ancak yine de 50 yaş ve üzeri bireylerin düzenli kolonoskopi taramalarını aksatmadan yaptırması gerekiyor. Ayrıca, risk grubunda yer alan gençlerde de uygun aralıklarla taramalar yapılmalı. Erken teşhis ve uygun tedavi ile kolon kanseri riski büyük oranda azaltılabilir ve yaşam kalitesi korunabilir.”
