Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

30.09.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

5 Aralık 2020 hazin bir tarihti. Pandemi dönemindeydik ve inanılmaz bir ihmaller zinciri sonucunda Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli sahne tasarımcılarından Ali Cem Köroğlu’nu o tarihte koronavirüsten kaybetmiştik. Yetmemiş, 1 Ocak 2021’de de ablası Ayşe Köroğlu aynı hastalıktan hayatını yitirmişti. 2020’den bu yana her aralık ayında, sorumluların hesap vermekten kaçtığı bu cinayet gibi ölümleri hatırlatmayı, en azından unutturmamaya çalışmayı kendime görev bildim.

KENDİ TARİHİNE YABANCILAŞMAK

Çocukluklarından beri tiyatroyla özellikle de Devlet Tiyatroları’yla iç içe geçmiş bir hayatları olmuştu iki kardeşin. Çünkü babaları Çetin Köroğlu ve anneleri Mediha Köroğlu uzun yıllar kuruma hizmet etmiş değerli tiyatro sanatçılarıydı, Çetin Bey 1979-1983 arasında İzmir Devlet Tiyatrosu’nun müdürlüğünü de yapmıştı. Ali Cem ve Ayşe Köroğlu’nu yitirdiğimiz günlerdeki Devlet Tiyatroları yönetiminin, aile boyu kendi bünyesinden yetişmiş değerlere bile bu kadar özensiz, bu kadar umursamaz yaklaşacak, kendi tarihine bu kadar yabancılaşacak noktaya gelmiş olması ayrıca içimi acıtmıştı.

En son Cumhuriyet gazetesinde 11 Aralık 2023 tarihinde çıkan yazımı şöyle bitirmiştim: “Küçük tiyatro sahnesi, Evkaf Apartmanı’nın koridorları anıları canlandırırken şu soruyu da sordurdu bana: Bundan üç yıl önce, 5 Aralık 2020’de, bir kusursuz ihmaller zinciri sonucunda pandemiden kaybettiğimiz, Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli sahne tasarımcılarından, güzel insan Ali Cem Köroğlu şimdi yaşasaydı kim bilir hangi projelere imzasını atacak, o yaratıcı soluğunu şu sahnelere nasıl üfleyecekti? Bir aileyi yok eden, Ali Cem’i (bir ay sonra da kardeşi Ayşe Köroğlu’nu) aramızdan alan bu korkunç ihmal sonrasında ‘Ali Cem Köroğlu’nun hesabını kim verecek?’ diye bir yazı yazmıştım. Yazıyı kendi hesabından paylaşan sevgili Levent Üzümcü altına çok kısa bir not düşmüştü: ‘Hiç kimse.’ Ne yazık ki haklı çıktı. Umarım Devlet Tiyatroları bu değerli sanatçının anısını yaşatmanın bir yolunu bulur da sorumluların hesap vermemesinin vicdanlarda yarattığı yük biraz azalır. Seni unutmadık Ali Cem, bizimlesin.”

‘SOLUK HAYALLER’E CAN KATMAK

Hafta içinde İstanbul Devlet Tiyatrosu müdürü, sevgili Fatih Tokgöz birkaç fotoğraf gönderdi bana. Prova salonlarına yakın zamanda yitirdiğimiz değerlerimizin isimlerini vermişlerdi: Can Gürzap, Civan Canova, Kenan Işık ve Ali Cem Köroğlu...

Vefa ve değer bilirlik kurumları kurum yapan, kuşaklar arası bağlantıyı kuran ve sürekliliği sağlayan önemli erdemlerdir. Hele kuma yazı yazmaya benzeyen tiyatro sanatında ayrı bir önem taşırlar.

Haldun Taner’in “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” adlı oyununda Tomas Fasulyeciyan’ın Münir Özkul ile ölümsüzleşmiş bir repliği vardır: “Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.”

Şimdi o prova salonlarında uçuşan replikler, hazırlanan tasarımlar yitirdiğimiz ustaların anılarını da yaşatıyor, “soluk hayaller”e can katıyor.

ALİ CEM KÖROĞLU TASARIM ÖDÜLÜ

Umarım Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli, en yaratıcı sahne tasarımcılarından biri olan sevgili Ali Cem Köroğlu için ödül jürilerimizden biri de bir Ali Cem Köroğlu Tasarım Ödülü koyar, korkunç ihmaller sonucu yitirdiğimiz güzel insanın adı böyle de yaşar.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne ve İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü’ne duyarlı davranışları için yürekten teşekkür ediyorum. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz...

Yazarın Son Yazıları

Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025