Dünya bir sahnedir
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Dünya bir sahnedir

01.04.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yazı, kritik bir seçimin daha ardından, 1 Nisan’da çıkacak. Hepimiz için daha iyi olmasını umut etmekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün (ITI) çabasıyla 1961’den bu yana gelenekselleşen 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü geride bıraktık. Bu yıl ITI’nin uluslararası mesajını Jon Fosse kaleme aldı. Fosse, “söylenemeyeni dile getiren yenilikçi oyunları, romanları ve denemeleriyle” 2023 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Norveçli yazar. Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen tiyatro yazarları, tiyatronun çağının edebiyat ve kültür dünyası içindeki etkisini de kanıtlıyorlar:

Maurice Maeterlinck, Gerhart Hauptmann, Luigi Pirandello, Eugene O’Neill, Samuel Beckett, Dario Fo, Harold Pinter ve Jon Fosse... Tiyatro yazınının böyle bir etkiye sahip olabilmesi için sadece oyunların sahnelenmesi yeterli olmaz, bu eserlerin yayın dünyasında da kendine yer bulabilmesi gerekir. Bizde düzenli bir şekilde tiyatro eserlerini basan yayınevlerinin sayısı, uzun yıllardır mücadelesini ve fedakârlığını inatla sürdüren Yılmaz Öğüt’ün Mitos-Boyut Yayınları’nı bir kenara koyacak olursak, yok denecek kadar azaldı. Oysa tiyatro oyunlarının basılı eser olarak kitapçı raflarında kendine yer bulabilmesi, bir ülkede tiyatronun gelişme potansiyelinin de göstergelerinden biri bence.

SANAT BARIŞTIR

Jon Fosse, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü mesajında, sanatın özel ile evrensel olanı birleştirme yeteneğine, sınırları aşma gücüne ve barışa vurgu yapıyor: “Sanat, iyi sanat, özel olanla evrensel olanı birleştirmeyi muhteşem bir şekilde başarır. Farklı olanı -yabancı olanı da diyebilirsiniz- evrensel olarak anlamamızı sağlar. Sanat, bunu başararak diller, coğrafi bölgeler, ülkeler arasındaki sınırları aşar. (...) Savaş hepimizin içinde derinlerde yatan şeye, özgün olana karşı verilen bir mücadeledir. Bu aynı zamanda sanata karşı, tüm sanatların derinliklerinde yatan şeye karşı bir savaştır. (...) Aslında çok basit: Savaş ve barış birbirine ne kadar zıtsa, savaş ve sanat da o kadar zıttır. Sanat barıştır.”

YAŞAMA SANATININ NAVİGASYONU

ITI Üniversiteler Türkiye Temsilcisi BİLKENT Üniversitesi Tiyatro Bölümü Başkanı Jason Hale ve ITI Türkiye Temsilciliği Yönetim Kurulu’nun (Turan Oflazoğlu, Engin Uludağ, Ayşe Emel Mesci ve Savaş Aykılıç) aldıkları ortak karar ile bu yılki Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi ise uzun yıllar Devlet Tiyatroları’nda çalışan, TOBAV (Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Vakfı) başkanıyken başlattığı “sanataevet” kampanyasıyla tanıdığımız yönetmen, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, değerli sanat insanı Tamer Levent tarafından kaleme alındı.

Tamer Levent’in “Yaşama Sanatının Navigasyonu Tiyatro” başlığını taşıyan bildirisi, tiyatro sanatının toplumun yaşamına nasıl bir katkı sunabileceğini irdeliyor: “Tiyatro malzemesini toplumdan alır. Kendi laboratuvarında işlemden geçirdikten sonra, tekrar aynı topluma sunar. (...) Yaşamın değişip gelişmesine neden olur.” Sorgulayıcı, düşündürücü tiyatro sanatının eğitim sistemi içinde tutması gereken rolü de hatırlatan Levent, tiyatronun insan yaşamını nasıl zenginleştirdiğinin de altını çiziyor: “Tiyatro ve onun kapsadığı disiplinler, insan yaşamının bütünsel sanat özeni ile düzenlenebilmesinin navigasyonudur.” 

ALİ SİRMEN’İN ARDINDAN

Cumhuriyet gazetesinin köşe taşlarından birini daha yitirdik, Ali Sirmen’in ardından biraz daha eksildik. Oktay Akbal’ın ardından kaleme aldığı yazıda şöyle demişti Ali Sirmen: “Bütün seçkin vasıflarının yanı sıra çok içten, candan iyi bir insandı. Marifet ‘Suçumuz İnsan Olmak’ın yazarı kadar iyi bir insan olmaktı. Ölünceye kadar içindeki çocuğu öldürmedi. Ne mutlu ona.”

O “çocuk” Ali Sirmen’in içinde de vardı. O zeki, muzip, her an gülmeye ve güldürmeye hazır gözlerinden bu dünyaya bir çocuk da bakıyordu aynı zamanda... Işıklar içinde yat Ali Sirmen, “sevgili” ile birlikte...

Yazarın Son Yazıları

Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025