Geleceğimizi kurtaracak temel hazine
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Geleceğimizi kurtaracak temel hazine

20.03.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Unutulmaz Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in kurucusu olduğu, Türkiye’nin önde gelen yayınevlerinden İş Bankası Kültür Yayınları yeni bir dizi başlattı: 21. Yüzyıl Kitaplığı. Dizinin amacı şöyle açıklanıyor: “21. Yüzyıl Kitaplığı önümüzdeki onyıllarda insanlığın karşı karşıya kalacağı büyük sorunları; politika, ekonomi ve teknoloji alanlarında daha şimdiden görünür hale gelen gelecek tahayyüllerini konu almayı amaçlıyor.”

TRANSHÜMANİST DEVRİM

Bilim insanları tarafından “antroposen”, “insan çağı” diye tanımlanan ve insanın küresel çapta belirleyici gücü olan, biyolojik, kimyasal ve jeolojik bir aktör haline gelmesine tanıklık edilen bu çağda iklim krizi, kaynakların tükenmesi, artan kirlilik, biyolojik çeşitliliğin giderek azalması, susuzluk gibi devasa sorunlar peş peşe yığılmış durumda.

Ama diğer yandan da insanın yaratıcı kapasitesi yaşanan teknolojik devrimlerle çok büyük bir ivme kazanmış durumda. 21. Yüzyıl Kitaplığı’ndan çıkan ilk kitap olan Luc Ferry’nin “Transhümanist Devrim. Tekno-tıp ve dünyanın überleşmesi hayatlarımızı nasıl altüst edecek?” teknoloji, tıp ve ekonomide çoktan işlemeye başlamış devrim niteliğindeki süreçlere ışık tutarken, anlaşılan Batı’da epeydir tartışılan “transhümanizm”i çeşitli yönleriyle ele alıyor. “Transhümanizm”i ABD kaynaklı ve web dünyasının devleri tarafından da desteklenen yeni bir ideoloji olarak tanımlayan Ferry, transhümanistlerin neyi savunduklarını şöyle özetliyor: “Bilimsel araçlar ve muazzam teçhizatlar yardımıyla insanlık durumunu yükseltmek.” Kök hücreler, genetik mühendisliği, gen haritalarının değiştirilmesi, nanoteknolojiler, biyoteknolojiler, enformatik, tedavi edici tıptan insanı “yükseltecek/artıracak” tıbba geçilmesi...

‘ESKİ’ DÜNYA İLE ‘YENİ’ DÜNYA

Ferry’nin satırları arasında dolaşırken, bildiğimiz dünyanın gerçekten sonlanmakta olduğu, en azından bizim kuşak açısından bilinmez ve tam da bu nedenle ürkütücü gelen yeni bir çağın perdesinin aralandığı duygusuna kapılıyorum.

Sonra yeri hiçbir zaman dolmayan Doğan Kuban’ın 2013’te çıkmış bir yazısıyla karşılaşıyorum: “Duran Adam: Gençlik hazinesinin barış ve hoşgörü çağrısı.” 2013’teki “Duran Adam” eyleminden çok etkilenen Doğan Hoca, “Protestonun bu kadar saf olanı henüz yaratılmamıştı” deyip “eski” dünya ile gençlerin “yeni” dünyası arasındaki zıtlığa çarpıcı bir şekilde parmak basıyor: “Bütün örgütleri ve protokolü ile köhnemiş bir dünyanın politikasını yönetenler açık ya da gizli despotlardır. Her ülkede uygar sözler eden politikacılar, el altından şiddeti körüklerler. Çünkü şiddet dünyasında yetiştiler. Fakat bugün eski dünyayı sonlandıracak sürtüşme, teknolojinin genç kuşaklara açtığı uçsuz bucaksız iletişim perspektifleri ile dünyanın köhne politik strüktürü arasındaki uyumsuzluktur. (...) Dünyanın tek umudu insanları sağduyuya davet eden barışçı gençlerdir.”

Ne güzel yakalamış gelişme eğrisini Doğan Hoca. Bakın ne demiş tam on yıl önce: “On yıl içinde ülkeyi onlar teslim alacaklar. Türkiye’nin geleceğini kurtaracak temel hazine gençliktir.”

O on yıl geçti, 2023’e geldik. Temel hazinemizin değerini biliyor muyuz acaba?

Yazarın Son Yazıları

Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025