Metin Sözen: Anadolu’yu kucaklamıştı
Ayşegül Yüksel
Son Köşe Yazıları

Metin Sözen: Anadolu’yu kucaklamıştı

12.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Değerli bilimadamı Prof. Dr. Metin Sözen’i 1 Ağustos’ta yitirdik. Yaşamını ülkemizin doğal, tarihsel, kültürel değerlerine sahip çıkılmasına adamış, yüce gönüllü bir insandı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki asistanlık göreviyle başladığı, bugüne uzanan yayınları boyunca Anadolu’nun zenginliklerine odaklanarak ulusal belleğimize paha biçilmez katkılarda bulundu. İnsanların uygarca yaşama ilkesine bağlandığı barışçıl bir dünya adına da çabalarını esirgemedi. Bu çabalardan pay alanlardan biri olduğum için kendimi şanslı sayarım.

Yıl 1962. Edebiyat fakültesinde İngiliz dili ve edebiyatı öğrencisiyim. Yaptığım çeviriler edebiyat dergilerinde yayımlanıyor. Metin Sözen kültür üretimlerini yakından izleyen, sevdiğimiz bir ağabeyimiz. Bir gün ders arasında bir çeviri işi için Vatan gazetesine gidip gitmeyeceğimi sordu. Televizyon ve internetin olmadığı o yıllarda insanların bilgi alışverişinde odak noktası günlük gazetelerdi. (Vapurlarda kendi gazetesini bitiren birinin, bir de yanında oturan kişinin omuzunun üstünden, onun okuduğu gazeteye kaçamak göz atması da yaygın alışkanlıktı.) Vatan gazetesi o yılların en çok okunan günlük gazetelerinden biriydi. Dolayısıyla Vatan’a çeviri yapmak benim gibi bir yeni yetme için önemli bir deneyimdi. Metin Sözen’le Babıâli yollarına düştük.

Benden istenen “Yeryüzü Barışa Kavuşacak mı?” başlıklı -nükleer silahlarla ilgili- İngilizce makalenin çevirisini yaparken aşırı denecek düzeyde özen gösterdiğimi anımsıyorum. Şaka değil, yazıyı her kültür düzeyinden yüzlerce kişi okuyacak. Sözcükler hem konunun içerdiği terimleri yansıtmalı hem de metinde herkesin anlayabileceği bir anlatım oluşturulmalı.

GAZETECİLİK DE İLGİ ALANIYDI

Çevirim birkaç gün sonra yayımlandı. Hem de “asker” kılığındaki hoş bir Şarlo karikatürü eşliğinde. Dahası, o dönemde Vatan’da yazmakta olan İlhan Selçuk’un “Onuncu Köy” adını taşıyan köşesindeki yazısının bitişiğinde. Nasıl onurlandığımı anlatamam. Metin Sözen işini gücünü bırakıp bu çeviri yapılsın diye zaman ve emek harcamıştı. Onun gençlik döneminde oldukça yoğun bir gazetecilik deneyimi olduğunu, gazeteci dostlarının bulunduğunu bilmiyordum. Gazetecilikle ilişkisini, neredeyse 60 yıl sonra, 2021 yılında ÇEKÜL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı) Yayınları’ndan çıkan “Yaşamı Paylaşmak” başlıklı otobiyografik kitabından öğrenecektim. Sözcükleri doğru ve yerinde kullanmayı öğrenebilmişsem bunda Metin Sözen’in yıllar önce bu yönde harcadığı çabanın payı vardır.

ÇEKÜL’ÜN KURUCU BAŞKANI OLDU

Metin Sözen bir süre sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne geçmiş, akademik derecelerini tamamlamıştı. Bir yandan da doğal ve kültürel çevreyi koruma eylemi içindeydi. Yaptığı alan çalışmaları ve araştırmalar 1990’da ÇEKÜL’ün kurulmasıyla en çok ses getiren kurumlaşma aşamasına ulaştı. Artık kurucu başkan Metin Sözen’in yönetimindeki köy-kent-büyükşehirlerdeki “koruma” girişimlerini yazılı ve görüntülü basından izliyorduk. ÇEKÜL Anadolu’nun her yerini kucaklama aşamasındaydı. 2008 yılında Troya Folklor Araştırmaları Derneği’nin kültür sanat ödüllerinden biri Metin Sözen’e biri de bana verildiğinde aynı sahnede buluştuk.

Artık öğrencilere yardımcı olan genç bir asistan değil, kıdemli bir profesör ve anlı şanlı bir sivil toplum kuruluşu yöneticisiydi. Ne ki gençliğindeki alçakgönüllülüğünden hiçbir şey yitirmemişti. Tören boyunca ÇEKÜL’ü anlattı. Belli ki varlığını Anadolu’nun zenginliğini koruma altına almaya adamıştı. Sanki yıllar sonra buluşmamıştık da bir gün önce tartışılan bir konu üstüne söyleşiyorduk. İki gün sonra dil ve tarih-coğrafya fakültesindeki odama ÇEKÜL’ün o güne dek yaptığı tüm yayınları içeren kargo geldi.

Son karşılaşmamız yine aynı yıl, kısa bir süre sonra aramızdan ayrılacak olan Metin And adına yapılan bir etkinlikte oldu. Metin Sözen yine yoğun bir çalışma içindeydi, birtakım kutulardaki yayınları düzenliyor, dağıtım yapıyordu. İkişer cümleyle hatır sorabildik, o kadar.

Metin Sözen uzun yaşadı. Ülkemizin zenginliklerine sahip çıkmak için soluk alıp verdi. Anadolu’yu ardından gelen değerbilir gençlere emanet etti ve çekip gitti. Düşleri gerçekleşmişti.

İlgili Konular: #ÇEKÜL Vakfı

Yazarın Son Yazıları

Tiyatroların iletişim alışkanlıkları

70 yıllık tiyatro seyircisi ve 50 yılı aşkın süredir aralıksız yazan bir eleştirmen olarak tiyatrolarla iletişim kurma üstüne düşündüğümde geçmiş yılları özlüyorum.

Devamını Oku
23.09.2025
12 Eylül’ün savurduğu sonbahar yaprakları

12 Eylül döneminin tiyatro eleştirisi çoğunlukla sahne olaylarındaki özensizliğe karşı çıkmaktadır. Bu aşamada gazetelerdeki kültür sanat sayfalarının küçülmeye, eleştiri yazılarının azalmaya başladığı görülür.

Devamını Oku
09.09.2025
Ferhan ve Müjdat gündemimizde

Ferhan Şensoy’u 31 Ağustos 2021’de 70 yaşındayken yitirmiştik. Yeni yapılan “Ferhangi Bir Yaşam” belgeseli seyircisiyle buluşmayı bekliyor. Müjdat Gezen ise 82 yaşında ve bir hafta önce hakkındaki soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldı.

Devamını Oku
26.08.2025
Metin Sözen: Anadolu’yu kucaklamıştı

Değerli bilimadamı Prof. Dr. Metin Sözen’i 1 Ağustos’ta yitirdik. Yaşamını ülkemizin doğal, tarihsel, kültürel değerlerine sahip çıkılmasına adamış, yüce gönüllü bir insandı.

Devamını Oku
12.08.2025
Genco’ya ikinci mektup

Sevgili Genco, Sen gideli bir yıl oldu. Zaman çabuk geçiyor. İlk mektubumda (Cumhuriyet, 13.08.2024) ardında bıraktığın görsel-işitsel belgelerden söz etmiştim: Sanat yaşamın boyunca oluşturduğun sesli kitapları, fotoğraflarınla yorumladığın şiirleri, çevirilerini, plak ve kasetlerinde kayıtlı müzik çalışmalarını...

Devamını Oku
29.07.2025
Memet Baydur’un diyecekleri var

Okuduğunuz başlığı bir başka yazımda da kullanmıştım. Ölümünün üstünden 20 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın, Memet Baydur’un bizlere diyecekleri sürüyor

Devamını Oku
15.07.2025