Başkan başkenti ‘geri almış’
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Başkan başkenti ‘geri almış’

14.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD ekonomisinde, stagflasyon, “konut krizi” kaygıları artarken Trump, Ulusal Muhafızları, Washington DC sokaklarında konuşlandırdı; yaptığı açıklamada “Bu kurtuluş günüdür. Başkentimizi geri aldık” diyordu. DC halkı aynı fikirde değil sokaklar protestolarla kaynamaya başladı.

TARİH TEKRAR EDER Mİ?

Kimi ekonomik yorumcular, ABD ekonomisinde gelişmekte olan eğilimi, “durgunluk içinde enflasyon” olarak tanımlıyorlar. Tarife savaşları, yatırımların siyasi sadakate göre yönlendirilmesi ve piyasanın sürekli olarak başkanlık ofisinden gelen kararlara göre şekillenmesi hem güveni hem de öngörülebilirliği aşındırıyor. Konut piyasası daralıyor, yeni iş ilanları azalıyor, imalat sektörü nisandan bu yana daralma eğilimi sergiliyor. Financial Times’tan Chris Giles, “İyimser olmak akıllıca değil” diyordu. Bunlar yetmezmiş gibi Trump, Epstein skandalının etkilerinden kurtulamıyor. Taraftarlarına verdiği “şeffaflık” sözünü yerine getiremiyor. Etrafındaki, liyakatsiz “evet efendimciler” olayı örtbas etmeye çalışırken yüzlerine gözlerine bulaştırıyor. Biri, “İşe palyaçoları alırsan elinde bir sirk kalır” diyordu.

Bu “sirkin” ekonomideki etkileri, Trump’ın iş dünyasıyla kurduğu, düpedüz “haraç alma” ilişkilerinde de görülüyor. Örneğin, Intel CEO’su, 40 yıllık ABD vatandaşı, Lip-Bu Tan, “Çin ile fazla yakın” olduğu iddiasıyla Trump tarafından istifaya çağrıldıktan sonra, koltuğunu koruyabilmek için Beyaz Saray’a gidip başkanla yüz yüze görüşmek zorunda kaldı. Nvidia ve AMD, Çin’e satacakları belirli yapay zekâ çiplerinden elde edecekleri gelirin yüzde 15’ini doğrudan ABD hükümetine aktarmayı kabul ederek ihracat kısıtlamalarından kurtuldu. Apple CEO’su Tim Cook, 100 milyar dolarlık ABD yatırımı sözü ve başkana 24 ayar altın bir armağan sunarak yarı iletken vergilerinden muaf oldu. U.S. Steel’in devralma sürecinde ise hükümete “altın hisse” verilmesi şartı getirildi.

Bütün bu örnekler, büyük şirketlerin artık sadece pazar payıyla, teknolojiyle değil, başkanlık makamıyla yakınlık kurarak ayakta kalabildiğini gösteriyor. Yakında şirketler, Nazi ekonomisini anımsatır biçimde, “başkanla ilişkileri yürütme bölümleri” kurmaya başlarlarsa şaşırmayalım.

‘SÜREÇ OLARAK FAŞİZM’ HIZLANIYOR

Ekonomideki bu “başkanlık patronajı”, haraç alma pratiği, güvenlik alanında da tekrarlanıyor. Geçtiğimiz haziranda Los Angeles sokaklarını Ulusal Muhafızlarla “işgal” eden Trump yönetimi, bu kez başkenti, Washington DC polis teşkilatını, ABD tarihinde ilk kez doğrudan başkanın kontrolü altına aldı, Ulusal Muhafızları sokağa indirdi, gerekirse ordunun da devreye gireceğini açıkladı. Trump, artan suç oranlarıyla mücadeleden söz ediyor ama DC’de suç oranı son otuz yılın en düşük düzeyinde ve düşme eğilimini koruyor. İstatistikler, Trump’ın esas amacının suçla mücadele değil, “başkana bağlı, federal (merkezi) güvenlik güçlerini yerel güçleri kenara iterek, devreye sokmayı olağanlaştırmak” olduğunu gösteriyor. Washington Post, Pentagon’un bir “Sivil Huzursuzluklara Hızlı Müdahale Gücü” kurmakta olduğunu aktarıyor.

Bu adımlar, muhafazakâr çevrelerin yıllardır hazırladığı faşist “Project 2025” hedefleriyle birebir örtüşüyor: Federal kurumların bağımsızlığını kaldırmak, olumsuz ekonomik verileri yayımlayan görevlileri işten atmak, yargıyı, bürokrasiyi siyasallaştırmak, yerel yönetimleri etkisizleştirmek... Bu süreçte, ekonomik ya da toplumsal her “kriz”, bu hedefler için bir “meşruiyet kaynağı” haline getiriliyor. Ekonomik dalgalanmaları bahane ederek güvenlik aygıtını güçlendirmek, yerel özerklikleri zayıflatmak, kuralları kişiye göre esnetmek, demokratik standartları hızla aşındırıyor, “süreç olarak faşizmi” hızlandırıyor, geri dönmek giderek zorlaşıyor, geri dönüş için alınması gereken riskler, seçim kazanma olasılığının ötesinde, giderek daha da ağırlaşıyor.

Washington’da şekillenen bu yeni yönetim biçimi, geçici krizlerin değil, krizlerin sürekli kılınmasının siyaseti nasıl dönüştürebileceğini gösteriyor. Ekonomi kötüleştikçe otoriterlik artıyor, otoriterlik arttıkça ekonomiyi düzeltecek mekanizmalar yok oluyor. Bu kısır döngü, sadece Amerika’yı değil, hepimizi daha istikrarsız bir geleceğe doğru itiyor.

Yazarın Son Yazıları

‘Gizli (stealth) sömürgecilik’ ve Türkiye

Cumhurbaşkanının ABD ziyareti, MAPEG’in, 33 ilin topraklarını doğrudan madencilik yatırımlarına açması emperyalizm tartışmalarını yeniden canlandırdı.

Devamını Oku
02.10.2025
‘Aynanın’ öte yanında

Bilimde bazen bir sıçrama yalnızca araştırmacıların dar çevresini değil, tüm insanlığın geleceğini etkiler. 2020’de DeepMind’in geliştirdiği AlphaFold sistemi böyle bir andı.

Devamını Oku
29.09.2025
Yapay zekâ dünyayı yutuyor

“YZ dünyayı yutuyor” artık abartılı bir iddia değil.

Devamını Oku
25.09.2025
Güney Avrupa’da demokrasiye geçiş

Tsiridis’in çalışmasının en güçlü yanı, somut tarihsel analizleri belgelerle destekleyerek sivil toplumun (çoğunlukla göz ardı edilen) rolünü vurgulaması.

Devamını Oku
22.09.2025
Üzüm üzüme bakarak...

Dünya siyaseti ve ekonomisi, daha önce hiç görülmemiş bir biçimde birbirine benzeşen güç dinamikleriyle şekilleniyor.

Devamını Oku
18.09.2025
İsrail Gazze’de ne yapıyor?

Gazze’de yaşananlar, uluslararası medyada sıklıkla “çatışma”, giderek soykırım olarak tanımlansa da Prof. Jiang Xueqin olanların arkasında çok daha karanlık bir gerçeğin yattığını söylüyor.

Devamını Oku
15.09.2025
11/9/01: Nereden nereye

ABD yönetimi, yeni savunma stratejisi raporunu, (QDR2001), 11 Eylül 2001 “olayının” tozu yatışmadan açıklamıştı.

Devamını Oku
11.09.2025
Endonezya’da isyan

Endonezya, yaygın protesto gösterileriyle sarsılıyor. Başkent Cakarta’dan ülkenin dört bir yanına yayılan bu olaylar, sadece yerel bir huzursuzluk değil, aynı zamanda küresel kapitalizmin çevre ülkelerde yarattığı derin eşitsizliklerin, devlet şiddetinin bir ürünü. İsyanın temelinde rejimin tüm kilit kurumların, parlamento dahil, içini boşaltmasıyla, demokratik haklarını kaybetmekte olduklarını hisseden geniş kitlelerin tepkisi yatıyor.

Devamını Oku
08.09.2025
Küreselleşmeden sonra, üç fotoğraf

“Küreselleşme” yerini parçalanmaya bırakıyor, bir yeni-jeopolitik şekilleniyor.

Devamını Oku
04.09.2025
ABD’de faşizm ve direniş

Trump, seçim kampanyası boyunca, diktatör olmak dahil tüm arzularını açıkça söyledi. Dahası, Heritage Foundation “Project 2025” başlığı altında 900 sayfalık bir faşist devlete geçiş programı yayımladı. Bu program, devlet bürokrasisindeki özellikle de güvenlik bürokrasisindeki, “kurumsalcıları” ve “anayasalcıları” tasfiye ederek yerlerine başkana sadık olanları atamayı planlıyordu.

Devamını Oku
01.09.2025
Eski olguya yeni kavram

Uluslararası ilişkiler alanında yeni bir kavram var: “Ekonomik zorlama çağı” (Foreign Affaires).

Devamını Oku
28.08.2025
‘Yıllık yüzde 20 büyüme hızı’ ve diğer fanteziler

Peki bu “ekonomik patlama” yaşanırken, insanların yerini YZ ajanları alırken, artan çıktıyı karşılayacak, kârların gerçekleşmesine, alınacak yatırım kararlarına kaynak olacak tüketici talebi nereden gelecek?

Devamını Oku
25.08.2025
Buradan nereye?

Rejim, seçimlerde kaybettiği belediyeleri geri alıyor, CHP’li belediyelerin liderliklerini tutukluyor, CHP’de Özgür Özel liderliğini tasfiye etmeye çalışıyor.

Devamını Oku
21.08.2025
Bir gün, Spinoza sinagoga girer...

Amsterdam’da 1656 yılının temmuz ayında, 23 yaşındaki Baruch Spinoza, Avrupa’nın en güçlü sinagogunun önünde durdu, içeri girmeden derin bir nefes aldı.

Devamını Oku
18.08.2025
Başkan başkenti ‘geri almış’

ABD ekonomisinde, stagflasyon, “konut krizi” kaygıları artarken Trump, Ulusal Muhafızları, Washington DC sokaklarında konuşlandırdı...

Devamını Oku
14.08.2025
‘Hazırlıksız yakalandık’

Yaygın sıradanlaşmış, “veri hırsızlığı, sahte diplomalar (hoş değilmiş ama kazanç helalmiş), sahte imzalar” eşit (etnik) vatandaşlık topolojisi gibi çürüme semptomları üzerinde düşünürken aklıma eski bir yazımın başlığı geldi: “Hazırlıksız yakalanacağız”.

Devamını Oku
11.08.2025
Amerika’dan ithal faşizm

Köyler, dinler, mezhepler, tarikatlar, kabileler, fraksiyonlar...

Devamını Oku
07.08.2025
Avrupa’ya ne oldu?

İskoçya’da imzalanan ABD-AB ticaret anlaşmasını, bir yorumcu, İngiltere’nin “Süveyş anına” benzetti. İngiltere, 1956’da Fransa ve İsrail ile Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek için hamle yaptığında, ABD’nin, “Geri çekilmezsen finansal sistemini çökertirim” tehdidine boyun eğmiş, artık hegemonyacı bir güç olmadığını öğrenmişti. Sanırım, bu anlaşmayla, Avrupa Birliği de ABD ve Çin’in yanında 3. bir küresel hegemonya merkezi olmadığını anladı.

Devamını Oku
04.08.2025
Çin’de çifte yol ayrımı

Çin liderliğinin iki yol ayrımı önünde tercih yapması gerekiyor.

Devamını Oku
31.07.2025
‘Süreç’ üzerine notlar

Kürt hareketinin siyasi ve askeri temsilcileri uzun erimli bir proje bağlamında süreci ilerletebilecek bir fırsat yakaladıklarını düşünüyorlar. Haklı olabilirler. Ancak süreci doğru anlamlandırabildiklerinden emin değilim. Bugüne kadar Kürt halkının haklar ve özgürlükler taleplerini her zaman desteklemiş biri olarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Devamını Oku
28.07.2025
Batı’da yükselen dalga Japonya’ya ulaştı

Japonya’da pazar günü yapılan “Üst Meclis” seçimleri, ülkenin siyasi manzarasının değişmeye başladığını gösteriyor...

Devamını Oku
24.07.2025
Jeopolitik ve emperyalizm

Ortadoğu’daki gelişmeleri jeopolitiğin gözlükleriyle okuma alışkanlığı yaygın. Halbuki, “jeopolitik”, devletlerin, “coğrafya kontrolü” konusundaki arzularına, kaygılarına ilişkindir. Emperyalizm ise kapitalizmin andaki ve bu anı kapsayan dönemdeki özelliklerinin anlaşılarak eleştirilmesine...

Devamını Oku
21.07.2025
‘Cumhuriyet yıkılmalıdır!’

Roma İmparatorluğu’nun cumhuriyet döneminde muhafazakâr senatör, “Yaşlı Cato”, senatoda her konuşmasına “Carthago delenda est” (Kartaca yıkılmalıdır) diye başlarmış.

Devamını Oku
17.07.2025
Ulus-devlet, iki basınç

Yine emperyalizmin bir “yeniden paylaşım” dönemindeyiz.

Devamını Oku
14.07.2025
Faşizm ve kültür-II

Siyasal İslamın AKP rejimi, siyasi, ekonomik bir iktidardan öte, toplumu yeniden şekillendirmeye dönük kapsamlı bir kültürel mühendislik sürecidir.

Devamını Oku
10.07.2025
Faşizm ve kültür

Kanadalı kültür kuramcısı Prof. Henry A. Giroux, “Culture as a Pedagogical Battlefield in the Fight Against Authoritarianism” başlıklı yazısında kültürü pedagojik bir savaş alanı olarak tanımlıyor, faşizmin günümüzde estetik, medya, yapay zekâ gibi araçlarla nasıl normalleştirildiğini gösteriyor.

Devamını Oku
07.07.2025
Büyük sürüklenme

ABD ve İngiltere’de jeopolitik alanında rastladığım kimi çalışmalar önemli bir korkuyu yansıtıyordu: Dünya bir “Büyük Savaş”a doğru sürükleniyor.

Devamını Oku
03.07.2025
Lider, parti, rejim

Bu pazartesi yazımı yazamayacaktım: Gözlerimde geçici bir sorun var. Ancak CHP’de yaşananları izlerken dayanamadım. Kısa bir yazıyı bir başkasına dikte ettirebilirim diye düşündüm.

Devamını Oku
30.06.2025
Faşizm ve direniş

Bu yazı, Kılıçdaroğlu’nun hareketlerini anlamaya çalışırken aklıma geldi. Bilinçdışının azizliği olsa gerek.

Devamını Oku
26.06.2025
Kuyruğunu yiyerek…

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, “İran nükleer silah yapmıyor” dedi ama ABD’de bir irade, İran’ın nükleer tesislerini bombaladı. İngiliz başbakanı hemen desteğini açıkladı. Bu müstehcen resme uzaktan bütününü anlamaya çalışarak bakarsak ne görüyoruz? Emperyalist kapitalist uygarlık, kendi kuyruğunu yiyerek yaşamaya çalışan bir yılana benzemiyor mu?

Devamını Oku
23.06.2025
Kapitalizmin grotesk hakikati

İsrail’in Gazze soykırımının ardından İran’a düzenlediği saldırılar, Batı merkezli emperyalist kapitalizmin grotesk hakikatini sergiliyor.

Devamını Oku
19.06.2025
Rüya mı kâbus mu?

Netanyahu’nun 30 yıllık rüyası nihayet gerçekleşti. İsrail, İran’ın nükleer programının “geri dönülmez” bir noktaya geldiğini iddia ederek nükleer ve askeri altyapısını hedef aldı.

Devamını Oku
16.06.2025
Los Angeles’ta faşizm

Los Angeles’ta, Trump rejiminin göçmen karşıtı baskınlarına tepki olarak başlayan barışçıl protestolar, 4 bin ulusal muhafızın devreye girmesiyle şiddetli çatışmalara dönüştü...

Devamını Oku
12.06.2025
Bir mektup, iki soru

Geçen hafta Abdullah Öcalan’ın PKK’nin 12. kongresine gönderdiği “tarihi” mektubun ideolojik, tarihsel ve felsefi iddiaları birçok mecrada yorumlandı.

Devamını Oku
09.06.2025
İklim-faşizm-YZ

Bu hafta Polonya seçimlerinin sonuçlarıyla Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) yayımladığı son iklim verilerini, Wall Street Journal’ın yapay zekâ (YZ) ile ilgili uyarılarını birlikte okuyunca düşündüm...

Devamını Oku
05.06.2025
Yeni bir finansal kriz mi geliyor?

Küresel finans sistemi, 2008 sonrasının birikimli çelişkilerinin olgunlaşmasıyla yeni bir krizin eşiğine geldi. Bu uyarı yalnızca radikal iktisatçılardan değil, sistemin en merkezi ideolojik aygıtlarından geliyor.

Devamını Oku
02.06.2025
Her darbe aynı değil

Her 27 Mayıs kaçınılmaz olarak, aklıma, liberallerin, “Darbecilere karşı demokrasiyi savunuyoruz”, “Yetmez ama evet” yaygarasıyla muhalefeti paralize ederek süreç olarak faşizmi desteklemeleri geliyor.

Devamını Oku
29.05.2025
Doğru bir adım ama yanlış yönde...

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “eşitlikçi bir kardeşlik hukukunun tesis edildiği, herkesin özgürlüklerinin yasal teminatının olduğu bir yeni anayasa” arzuladıklarını söylemiş.

Devamını Oku
26.05.2025
En ‘yeni Ortadoğu’da İsrail

Trump Ortadoğu gezisinde İsrail’e uğramadı, Suudi Arabistan için bölgedeki “En güvenilir müttefikimiz” ifadesini kullandı.

Devamını Oku
22.05.2025
En ‘yeni Ortadoğu’

Arab News’den bir yorumcu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 13 Mayıs tarihli Riyad konuşması “Sadece Suudi-ABD ilişkileri için değil, tüm bölge için bir dönüm noktası olarak tarih kitaplarına geçeceğine şüphe yok” diyordu.

Devamını Oku
19.05.2025