‘Büyük bir trajedi yaşıyoruz’
Konuk Yazarlar
Son Köşe Yazıları

‘Büyük bir trajedi yaşıyoruz’

06.11.2022 03:55
Güncellenme:
Takip Et:

İnci Eviner, kadının gönüllü köleliğini “huri”, buna karşı çıkışını “yolcu”, yöntemini “neşe” olarak tanımlarken, amacı yoksa sanat yapamayacağını söylüyor.

Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluşan işlerinin de yer aldığı “Huriler ve Yolcular” adlı sergisini sanatçı İnci Eviner ile konuştuk.

"KADIN BEDENİNE ZARAR"

“Huriler ve Yolcular” Dirimart’taki ilk serginiz. İşlerinizi sergilemek noktasında da fazlaca geniş ve ferah bir alana sahip. Bu bağlamda başlamak isterim söyleşiye...

Dediğiniz gibi mekân oldukça büyük. Liverpool Bienali’nden sonra ülkemizde ilk kez sergilenen video çalışmam Cenneti Sahnelemek’i ortadan kesecek şekilde, çift taraflı ekran olarak düşündük. Çünkü videodaki figürleri, hareketi bedensel olarak da etrafında dönerek algılamak mümkün. Bu büyük mekân buna imkân tanıdı. Video ile ilişki içinde bulunan heykel çalışmalarımdan oluşan bir enstalasyon da hemen yanında yer aldı. Dolayısıyla iki farklı boyutta ama benzer anlayışla yapılmış iki sanat işi diyalog kurabildi. Galerinin iç alanı buna izin verdi. Teknik olarak da sesi de istediğimiz gibi dağıtabildik. 

Serginin adına gelirsek; kavramsal olarak “huri” ve “yolcu” ifadeleri hangi paydada bir araya geldi?

Huriler, belli inanç sistemlerinde kadınların erkek fantezisinin bir konusu olarak görülür. Kadına bir kimlik verilmesi, kadınlık kavramı farklı kültürlerde ve Türkiye’de toplum tarafından toplumsal cinsiyet rolleriyle biçimlendiriliyor. Dolayısıyla kadının bilinç sahibi oluşu, farkındalığı ve kendi arzularının farkına varışı oldukça güç çünkü arada pek çok perde var bunu gölgeleyen. Ben bunu aralamak istedim. İktidarın ve inanç sistemlerinin kadın bedenine verdiği zararın görünmeyen etkisi, verili kimliklerden kurtulmak için verdiği mücadeleyi “neşeli” bir üslupla vermeye çalıştım. Büyük bir trajedi yaşıyoruz fakat bununla başa çıkabilmenin yolunun “neşe” olduğunu düşünüyorum. Kadınlığa yakıştırılan her türlü fanteziden kurtulmadıkça mücadele edemeyiz. Bu mücadeleyi farklı kostümler içinde temsilin politikalarıyla uğraşarak yapmak istiyorum. 

Yolcular’a gelirsek...

Bütün pratiğim desenle başlıyor. Bilinçaltımda ne olup bittiğini çizerek anlıyorum. Samimiyet benim için çok önemli, gerçek bir nedenim yoksa sanat yapamam. Huriler de desenlerin ürettiği şeyler. Söylemler kadın kimliğinin oluşumunu etkiliyorsa desenler de birtakım şeylerin üretilmesine “yol” açabiliyor. 

Sanat yaşamınıza baktığınızda “Huriler ve Yolcular”ı diğer işlerinizden ayıran nedir?

Haremden bu yana aslında hurilerin olduğunu fark ettim (Gülüyor). Oryantal düşünceyle hakikat arasına sıkışıp kalan kadınlarla ilgileniyordum. Derken dönüşüp dönüşüp kadınlara giydirilen kimliklerle mücadele alanı hurilerde sonuçlandı.

"GÖNÜLLÜ KÖLELİK"

“İktidarın beden politikalarının nasıl işlediğinin ve üzerimizdeki görünmez etkilerinin izlerini sürüyorum” diyorsunuz. Bu yolculukta karşılaştığınız/etkilendiğiniz ne tür izler var?

Kadınların gönüllü köleliği. Anneden kıza çağlar boyunca nasıl yaygınlaşıyor? Çilesini çektiğiniz bir ilişki biçimi neden sürüyor? Bu soruların içinden çıkamıyorum. Yaşamak için duyduğumuz inanç bize güven sağlamıyor. Ve hep o korkuyu taşıyoruz. Kadının kendi bedeni üzerindeki bilincini neden derinleştiremiyoruz? Bu toplumda yaşayan birey olarak kendime sorduğum çok içten sorular bunlar. Karşılaştığım diğer bir durumsa ülkemizde dinin ekonomiyle ilişkisi. Günlük yaşamımıza sızan bu yalanları, vaatleri açığa çıkarabilmeliyiz. 

 

Yazarın Son Yazıları

‘Tanıdık’ oyunlar - İdris Özyol

Antalya Müzesi “çürük” diye yıkılıyor.

Devamını Oku
17.09.2025
Pompeiopolis Müzik Festivali ve 1905 yılında yapılan piyanonun öyküsü: Kastamonu piyanosu -Ersin Antep

Yöresel ürün adlarına şenlik ya da festival yapma, pazarın büyüğünü kurup, eğlenceler düzenleyip ahaliyi birkaç gün eğlendirmekten ibaret oldu. Hatta oralının kültürel durumuna göre düşünülmeyince civar muhitlerden merak edenlerin meydanlara doluşup yerlisinin evden çıkmadığı günler halini aldı. Tek bir soru soralım tüm kamu ve belediye kültür müdürlüğü emekçilerine ve böylece çok daha yol alırız: “Kültür nedir?”

Devamını Oku
09.09.2025
Yanıyoruz (!)

Yangınlar, üç tarafı sularla kaplı güzel Türkiye’mizi, iklim değişikliğinden kaynaklı güneş insanlarımızı, pahalılık cebimizi yakıyor.

Devamını Oku
30.07.2025
Bir tiyatro devinin vedası... - ZEHRA İPŞİROĞLU

Tiyatronun dönüştürücü gücüne inanan Claus Peymann Viyana Burg Tiyatrosu ve Berlin Berliner Ensemble’de yıllarca süren yöneticiliği ve sahnelediği birbirinden etkileyici oyunlarla bir döneme damgasını vurdu.

Devamını Oku
22.07.2025
Sutopunda devrim! - Aybars Kuday

Yıl 2013. Avrupa Şampiyonası’nda Milli Sutopu Takımımız farklı mağlup olmuş. Başlıklar acımasızdı...

Devamını Oku
09.07.2025
Güney Koreli seramikçi Kim Yongmoon, vatanı olarak gördüğü Türkiye’de toprağa verildi

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde 2010 yılından beri ders veren Güney Koreli seramikçi Kim Yongmoon bir süredir mücadele ettiği kansere yenik düşerek yaşamını yitirdi. Türkiye’yi vatan belleyen Yongmoon vasiyeti üzerine Karşıyaka Yabancılar Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Devamını Oku
07.07.2025

İlgili Haberler