Selin Şekeranber ve Yudum Çetiner klasik müzikle insanların kalbine dokunuyor: ‘Müzik bir köprü’ - Cenk Erdem
Konuk Yazarlar
Son Köşe Yazıları

Selin Şekeranber ve Yudum Çetiner klasik müzikle insanların kalbine dokunuyor: ‘Müzik bir köprü’ - Cenk Erdem

16.12.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Piyanist ikili Selin Şekeranber ve Yudum Çetiner, son albümleri “Simply Classic” ile dijitalde en çok dinlenilen klasik müzik eserlerini yeniden yorumladı. Pasion Turca etiketiyle yayımladıkları albüm sonrası dünya sahnelerinde şık projelerde yer alan ikili bu kez tüm dünyanın gündemindeki “sürdürülebilirlik” olgusuyla çok sevilen klasik müzik eserlerini bir kere daha gündeme taşıyor. Albümdeki doyulmaz Shostakovich eseri “Jazz Suite No.2” şimdiden çok dinlenmeye başladı bile. Duo Blanc & Noir ile sanatı, esin kaynaklarını ve müzikal yolculuklarının arka planını konuştuk. 

Klasik eserleri yeniden yorumlamak üzere repertuvar seçerken hikâyesini nasıl kuruyorsunuz? 

Yudum Çetiner: Müzik geçmişle geleceği birbirine bağlayan eşsiz bir köprü. Biz bu köprüyü klasik eserlerin zamansız derinliğini çağdaş bir duyarlılıkla harmanlayarak geçmeye çalışıyoruz. Özgünlük çok önemli bir değer, ama bu özgünlüğün sadece yeni bir şeyler eklemekten değil, bir eseri en saf haliyle hissetmekten de geldiğine inanıyoruz. Her notada, her melodide geçmişin derinliğini bugünün enerjisiyle buluşturmak bize çok ilham veriyor. 

‘HAYALLERE DOKUNUYOR’

Ardı ardına konserlerle çok başarılı bir Almanya turnesi tamamladınız; turnede dinleyicilerle etkileşimde sizi en çok etkileyen an neydi? 

Selin Şekeranber: Almanya turnemiz boyunca izleyicilerin müziğe olan tutkusu ve saygısı bizi çok etkiledi. Özellikle bir konser sonrasında bir dinleyicinin, “Bu müzikler bana hayallerimi hatırlattı” demesi bizi derinden etkiledi. Müziğin insanların kalbine ve hayallerine dokunma gücü gerçekten büyüleyici. 

Sizi performanslarınızda sahnesiyle çok etkileyen özel bir mekân var mı? 

Y.Ç: Her konser salonu farklı bir ruh taşıyor. Mekânlar birer hikâye anlatıcısı gibi geliyor; eski bir tiyatro sahnesinde çaldığınızda geçmişin ruhunu hissediyorsunuz, modern bir konser salonunda ise daha dinamik bir ambiyans oluyor. Ama sahneye çıktığımız anda bizim için mekânın boyutları ya da özellikleri kayboluyor ve geriye sadece müzik kalıyor. 

Müzik dışında sizi bir ikili olarak bir arada tutan en güçlü bağ nedir? 

S.Ş.: Bizim için dostluk ve ortak hayaller en büyük bağ. Yıllar boyunca hem sahnede hem de sahne dışında birbirimizi çok iyi tanıdık ve destekledik. Ortak hedeflerimiz ve sanata olan tutkularımız bizi her zaman bir arada tutuyor. Dostluk sadece bir bağ değil, aynı zamanda müziğimizin de özü. Bazen uyumumuza biz de şaşırıyoruz, herhangi bir seyahatte şehirde soluklanmak için dışarı çıktığımızda birbirimizden habersiz kıyafetlerimizde bile benzerlikler yakalıyoruz. 

Simply Classic albümünde bir eser var ki dinleyiciye bir mesaj taşıyor diyebilir miyiz? 

Y.Ç.: Kesinlikle! Beethoven’ın Ayışığı Sonatı bu albümdeki en özel eserlerden biri. Müzik bir kaçış değil, bir keşif aracı ve bu eser, kendi iç yolculuğumuza çıkmamız için bir rehber gibi hissettiriyor. 

‘CESUR OLUN’

Yurtdışında başarılı olmak isteyen genç müzisyenlere önerileriniz nelerdir? 

S.Ş.: Cesur olmalarını ve sadece iyi bir müzisyen olmakla kalmayıp, aynı zamanda iyi bir hikâyeyi takip ederek ilerlemelerini önerebiliriz. Müziğinizle insanlara dokunmak için önce kendi hikâyenizi keşfetmeniz gerekiyor. Ayrıca farklı kültürlerden öğrenmeye açık olmak da çokdeğerli çünkü müzik bir dil ve her dil bir zenginlik. 

Sırada neler var? 

Y.Ç.: 2025 bizim için yeni projelerle dolu bir yıl olacak. Ancak daha da önemlisi, müziğimizle daha fazla insana ulaşma fırsatı bulacağımız bir yıl olmasını umuyoruz. Bu yüzden yeni yıl, bizim için sadece bir başlangıç heyecanı değil, aynı zamanda bir dönüşüm sürecinin heyecanını da taşıyor.

Yazarın Son Yazıları

‘Tanıdık’ oyunlar - İdris Özyol

Antalya Müzesi “çürük” diye yıkılıyor.

Devamını Oku
17.09.2025
Pompeiopolis Müzik Festivali ve 1905 yılında yapılan piyanonun öyküsü: Kastamonu piyanosu -Ersin Antep

Yöresel ürün adlarına şenlik ya da festival yapma, pazarın büyüğünü kurup, eğlenceler düzenleyip ahaliyi birkaç gün eğlendirmekten ibaret oldu. Hatta oralının kültürel durumuna göre düşünülmeyince civar muhitlerden merak edenlerin meydanlara doluşup yerlisinin evden çıkmadığı günler halini aldı. Tek bir soru soralım tüm kamu ve belediye kültür müdürlüğü emekçilerine ve böylece çok daha yol alırız: “Kültür nedir?”

Devamını Oku
09.09.2025
Yanıyoruz (!)

Yangınlar, üç tarafı sularla kaplı güzel Türkiye’mizi, iklim değişikliğinden kaynaklı güneş insanlarımızı, pahalılık cebimizi yakıyor.

Devamını Oku
30.07.2025
Bir tiyatro devinin vedası... - ZEHRA İPŞİROĞLU

Tiyatronun dönüştürücü gücüne inanan Claus Peymann Viyana Burg Tiyatrosu ve Berlin Berliner Ensemble’de yıllarca süren yöneticiliği ve sahnelediği birbirinden etkileyici oyunlarla bir döneme damgasını vurdu.

Devamını Oku
22.07.2025
Sutopunda devrim! - Aybars Kuday

Yıl 2013. Avrupa Şampiyonası’nda Milli Sutopu Takımımız farklı mağlup olmuş. Başlıklar acımasızdı...

Devamını Oku
09.07.2025
Güney Koreli seramikçi Kim Yongmoon, vatanı olarak gördüğü Türkiye’de toprağa verildi

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde 2010 yılından beri ders veren Güney Koreli seramikçi Kim Yongmoon bir süredir mücadele ettiği kansere yenik düşerek yaşamını yitirdi. Türkiye’yi vatan belleyen Yongmoon vasiyeti üzerine Karşıyaka Yabancılar Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Devamını Oku
07.07.2025