ABD’nin Almanya sorunu
Mehmet Ali Güller
Son Köşe Yazıları

ABD’nin Almanya sorunu

31.01.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Washington’un “Rusya Ukrayna’yı işgal edecek” senaryosu, Moskova’nın defalarca yalanlamasına ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un son olarak “Ukrayna ile savaş istemiyoruz, bu bize bağlı ise savaş olmayacak” (28.1.2022) demesine rağmen sürüyor.

En başından beri söylediğimiz gibi, ABD emperyalizmi “Rusya işgal edecek” senaryosunu, kendi işgalini örtmenin kampanyası olarak kullanıyor. ABD, “Rusya işgal edecek” korkusu üzerinden NATO aracılığıyla Doğu Avrupa’nın tamamına yerleşme peşinde.

Nitekim ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, “NATO Mukabele Gücü’nün aktif hale getirilmesi durumunda destek sağlamak üzere 8 bin 500 askeri teyakkuza geçirdiklerini” açıkladı (24.1.2022). Son olarak ABD Başkanı Joe Biden, “ABD askerlerini yakın zamanda Doğu Avrupa’daki NATO ülkelerine göndereceğim” dedi.

Putin yönetiminin ABD/NATO’ya temel itirazı da “Rusya sınırlarına daha fazla yanaşmaması” zaten.

KİEV YÖNETİMİNİN ÇARK ETMESİNİN ANLAMI

ABD’nin kampanyası en çok Ukrayna’ya zarar veriyor. “Savaş çıktı, çıkacak” iklimi altındaki bir ülkede günlük işler bile aksar. Nitekim Kiev yönetimi bu gerçekle yüzleşmeye başlamış görünüyor. Önce Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Reznikov şu mesajı verdi: “Askeri anlamda, Rusya sınırında geçen yılın ilkbahar dönemine kıyasla önemli ölçüde farklı hiçbir askeri olay veya eylem yok” (28.1.2022). Ardından Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy konuştu: “Savaş çıkacakmış gibi gösterilmesi ekonomimize zarar veriyor. Rusya ile daha önce yaşadığımız gerginlikten fazlasını görmüyoruz” (28.1.2022).

Ancak Kiev yönetiminin bu “çarkı”nın sadece “savaş çıkacak” ikliminin doğurduğu olumsuzluklar nedeniyle olmadığı anlaşılıyor. Kiev yönetimi, Rusya’nın kararlı duruşu karşısında, ABD-NATO’nun daha ileriye gidemeyeceğini, hatta Rusya’yla anlaşmak zorunda kalabileceğini düşünüyor.

ALMANYA’NIN ABD STRATEJİSİNE FRENİ

ABD’nin daha ileri gidememesinin en önemli nedeni Rusya’nın kararlılığı ise bir diğer nedeni de Almanya’nın (ve Fransa’nın) frenidir.

ABD’nin ana stratejisi Çin-Rusya ittifakına karşı ABD-AB-Hindistan bloku oluşturabilmek. Batıda AB ile Rusya’nın cepheleştiği şartlarda da doğuda Hindistan takviyesi ile Çin’i hedef almak. Biden yönetiminin “Transatlantik ilişkileri restore etmek” diye önüne koyduğu politika, işte bu strateji için. NATO da restorasyonun aracı olarak kullanılmaya çalışılıyor. Ancak Almanya, Rusya ve Çin’le iyi ilişkilerini sürdürmek istiyor. Ayrıca Almanya ve Fransa, “yeni bir dünya kurulurken” ABD’den “stratejik özerklik” ilan etmeye çalışıyor.

Dolayısıyla ABD açısından Ukrayna krizi, aynı zamanda Almanya sorunudur; Almanya ile Rusya arasındaki “Kuzey Akım 2” boru hattıdır, enerji savaşıdır, dolar-Avro çelişmesidir, Alman-Fransız sermayesi ile Amerikan-İngiliz sermayesi arasındaki çekişmedir, Avrupa’yı denetimde tutmayı sürdürebilme mücadelesidir.

ALMANYA’YI BÖLME TEHDİDİ

Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un “Ukrayna’ya öldürücü silah ihracatını desteklemiyoruz” (21.1.2022) demesi ve Fransa ile birlikte NATO içinde Ukrayna konusunda farklı bir çizgi izlemesi, Kiev yönetimini hayal kırıklığına uğrattı. Öyle ki bu tablo karşısında Ukrayna Savunma Bakanı Oleksey Reznikov şu tehdidi bile savurdu: “Almanya, Rus saldırganlığı konusundaki tutumunu değiştirmezse, yeniden eski Doğu Almanya Cumhuriyeti’nin kurulması durumuyla karşılaşabilir” (Deniz Berktay, Cumhuriyet, 29.1.2022).

Kuşkusuz bunu Kiev’in değil, Washington’un tehdidi olarak okumalıyız. Nitekim ABD nüfuzu altındaki başka Doğu Avrupa ülkelerinden de Almanya’ya suçlamalar geliyor. Örneğin Letonya Savunma Bakanı Artis Pabriks, Çin ve Rusya’yla ilişkileri nedeniyle Almanya’yı “ahlaksız ve ikiyüzlü” diye suçladı. Pabriks, Almanya’nın Çin ve Rusya’yla ilişkilerinin “Doğu ve Batı Avrupa arasında anlaşmazlıklara yol açtığını” savundu (28.1.2022).

Sonuçları itibarıyla, “Transatlantik ilişkileri restore etme” hedefiyle yola çıkan Biden yönetimi, “Rusya karşıtı Ukrayna cephesi inşa etme” politikasıyla ilişkileri restore edemediği gibi Avrupa’yı da Batı ve Doğu Avrupa diye bölmüş oldu.

Yazarın Son Yazıları

Erdoğan’ın ‘meşruiyet’ müttefikleri

AKP’nin 24 yıldır iktidarda kalabilmesinin nedenlerinden biri “muhalefet partilerinin başarısızlığı”ysa bir diğeri de Erdoğan’ın muhalefet liderlerini sıra sıra kendine müttefik yapabilme becerisidir.

Devamını Oku
04.10.2025
Hangi yeni sayfa?

Erdoğan’ın 6 yıl sonra Beyaz Saray’da kabul edilmesi, Washington’ın “geniş Ortadoğu’da” Ankara’dan beklentileri nedeniyleydi.

Devamını Oku
02.10.2025
Bahçeli’nin TRÇ çelişkileri

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın ABD ziyaretinin hemen öncesinde dile getirdiği TRÇ önerisini, Türkgün gazetesinde yayımlanan üç günlük söyleşiyle ayrıntılandırdı.

Devamını Oku
29.09.2025
Trump’la zirvenin maliyeti

İktidarın “küresel ve bölgesel olarak yeni diplomatik sayfalar açacak” diyerek müjdelediği Erdoğan-Trump zirvesinin, Türk halkına siyasi ve ekonomik maliyetinin ağır olacağı anlaşılıyor.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın Netanyahu’dan farkı ne?

Başlıktaki çok önemli soru bir canlı yayın kazasına uğrayınca, ne yazık ki mevcut siyasal iklimde bir soruşturmaya dönüştü.

Devamını Oku
25.09.2025
Trump’ın Bagram amacı

Çin Emperyalist ABD’nin, terörle mücadele, Afgan halkına özgürlük ve demokrasi getirme yalanıyla Afganistan’ı işgal ederken de asıl amacı Çin’di, Orta Asya’ya yerleşerek Çin’i kontrol edebilmekti, Çin ile Rusya’nın arasına yerleşmekti.

Devamını Oku
22.09.2025