Esad kazandı, hepsi kaybetti
Mehmet Ali Güller
Son Köşe Yazıları

Esad kazandı, hepsi kaybetti

20.04.2023 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

ABD’nin Şam Büyükelçisi William Roebuck’a ait WikiLeaks sızıntıları da sonradan ortaya koydu ki daha 2006 yılında Esad hükümetinin nasıl devrilebileceği tartışılmıştı. Suriye’de etnik ve mehzepsel karşıtlıklar kullanılacak, Esad devrilecek ve Suriye parçalanacaktı.

2011 yılında Atlantik cephesi Suriye’de yönetimi devirmek hedefiyle saldırıya geçtiğinde, Beşar Esad’a en fazla altı ay “siyasi ömür” biçiyorlardı. Hatta AKP hükümeti, Esad’ın siyasi ömrünün biraz daha uzamasının yolunun, Ankara’nın istediği yedi İhvancıyı hükümetine monte etmesine bağlı olduğunu Şam’a iletiyordu.

ESAD DİRENDİ, HALKI BİRLEŞTİRDİ

ABD’nin sahadaki koalisyonu Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşuyordu. Biri finanstan, biri istihbarattan, biri medyadan ve biri de sınır avantajıyla Esad yönetimine karşı hükümet ve ordu kurmaktan sorumluydu.

Esad’ı yıkacak, Mısır, Tunus ve Libya’yla (Hatta Filistin’le) birlikte Suriye’de de İhvan rejimi inşa edilecekti. Erdoğan da bu geniş İhvan coğrafyasına lider olacaktı.

Ama beklemedikleri bir şey oldu. Esad direndi. Dahası Esad Suriye halkının önemli bir bölümünü de direnişte birleştirebildi.

Esad’ın ayakta kalabilmesi, Suriye’nin birliğini koruyabilmesinin yoluydu pratikte. Velhasıl altı ay geçti ve Esad yıkılmadı, Suriye parçalanmadı.

DÖRTLÜ KOALİSYON BÖLÜNDÜ

Diğer yandan Mısır’da İhvan rejimi yıkıldı. Mursi’nin bir halk hareketiyle devrilmesi (ama devrimin Sisi tarafından çalınması) Suriye’deki dörtlü koalisyonu ikiye böldü. Türkiye ve Katar, İhvan’ı deviren Sisi’ye karşı konumlanıyor; Suudi Arabistan ve BAE ise Sisi’yi destekliyordu.

Arkasından Körfez-Katar krizi oldu, Türkiye Ortadoğu’da yalnızlaştı ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Erdoğan’ın dış politikasında Neo-Abdülhamitçi dengecilik başladı.

Bölgedeki son İhvan rejimi ise geçen yıl Tunus’ta tasfiye edildi. İhvancılık büyük oranda tasfiye edilince, (tabii başka iç ve dış nedenler de var) Ortadoğu’da “normalleşme” dönemi başladı.

Suriye’de Esad’ı devirmek isteyen aktörlerin bir bölümü kendi ülkelerinde devrildi. 12 yıldır Esad’a sırtını dönen Arap ülkeleri şimdi tek tek Suriye’yle normalleşiyor. Son olarak Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da Şam’ı ziyaret ederek Beşar Esad tarafından kabul edildi.

Geride iki ülke kaldı: Katar ve Türkiye.

ABD’NİN KÖRFEZ ÇIKARMASI

Suudi Arabistan’ın Şam’ı ziyareti, Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşünün önündeki en önemli engelin de kalkması anlamına geliyor.

Suudi Arabistan öncesinde de Çin’in kolaylaştırıcılığında İran’la normalleşmişti; bu da peşinden Yemen’de ateşkes görüşmesini getirmişti.

Riyad’ın petrol ve dolar politikaları ile ŞİÖ ve BRICS organizasyonlarına dahli ise ABD’yi alarma geçirmiş durumda. ABD, Prens Muhammed bin Selman’la görüşmesi için Suudi Arabistan’a önce CIA Direktörü William Burns’ü gönderdi. Ardından 11 Nisan’da ABD’li Senatör Lindsey Graham, 12 Nisan’da ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, 13-14 Nisan’da da ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk ile ABD Uluslararası Enerji İşleri Özel Koordinatörü Amos Hochstein Suudi Arabistan’daydı.

Kısacası ABD, Suudi Arabistan’ı kaybetmemek için tüm kozlarını oynuyor. Zira Suudi politikalarındaki değişim, ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını zaafa uğratıyor.

Sonuç olarak tablo şimdi şöyle: Esad kazandı, hepsi kaybetti.

Yazarın Son Yazıları

Erdoğan’ın ‘meşruiyet’ müttefikleri

AKP’nin 24 yıldır iktidarda kalabilmesinin nedenlerinden biri “muhalefet partilerinin başarısızlığı”ysa bir diğeri de Erdoğan’ın muhalefet liderlerini sıra sıra kendine müttefik yapabilme becerisidir.

Devamını Oku
04.10.2025
Hangi yeni sayfa?

Erdoğan’ın 6 yıl sonra Beyaz Saray’da kabul edilmesi, Washington’ın “geniş Ortadoğu’da” Ankara’dan beklentileri nedeniyleydi.

Devamını Oku
02.10.2025
Bahçeli’nin TRÇ çelişkileri

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın ABD ziyaretinin hemen öncesinde dile getirdiği TRÇ önerisini, Türkgün gazetesinde yayımlanan üç günlük söyleşiyle ayrıntılandırdı.

Devamını Oku
29.09.2025
Trump’la zirvenin maliyeti

İktidarın “küresel ve bölgesel olarak yeni diplomatik sayfalar açacak” diyerek müjdelediği Erdoğan-Trump zirvesinin, Türk halkına siyasi ve ekonomik maliyetinin ağır olacağı anlaşılıyor.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın Netanyahu’dan farkı ne?

Başlıktaki çok önemli soru bir canlı yayın kazasına uğrayınca, ne yazık ki mevcut siyasal iklimde bir soruşturmaya dönüştü.

Devamını Oku
25.09.2025
Trump’ın Bagram amacı

Çin Emperyalist ABD’nin, terörle mücadele, Afgan halkına özgürlük ve demokrasi getirme yalanıyla Afganistan’ı işgal ederken de asıl amacı Çin’di, Orta Asya’ya yerleşerek Çin’i kontrol edebilmekti, Çin ile Rusya’nın arasına yerleşmekti.

Devamını Oku
22.09.2025