İdlib kimin düğümü?
Mehmet Ali Güller
Son Köşe Yazıları

İdlib kimin düğümü?

04.10.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önceki “Soçi’nin şifreleri” başlıklı yazımızı bitirirken, devamı olarak, bir sonraki yazımızda “İdlib düğümü”nün çözümünü, kimlerin bu çözümü isteyip istemediğini inceleyeceğimizi belirtmiştik.

Buna giriş olması bakımından, Prof. Dr. Çağrı Erhan’ın hükümete yakın Türkiye gazetesindeki dünkü yazısında verdiği önemli mesaja dikkat çekelim: “Ankara’nın Suriye’ye bakışını yeniden şekillendirmesi ve politika değişikliğine gitmesi zaruri hale gelmektedir. (…) Soçi sonrasında Türkiye ve Rusya arasında artacak temasların Ankara-Şam hattında kımıldanmaya yol açması umut edilebilir.”

Sarayın henüz bu gerçeği gördüğünü/görmek istediğini söyleyemeyiz, zira Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın, Alman Der Spiegel’de, hâlâ ABD’den eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Suriye muhalefetine verdiği destek sözünü tutmasını bekliyor!

Ancak, Sarayın dışındaki çeşitli AKP havzalarında, bunların Davudizm kalıntısı hayaller olduğu belirtilerek Ankara-Şam yakınlaşmasının ihtiyaç olduğu, yavaş yavaş savunulmaya başladı.

İDLİB’DE ÇÖZÜM İSTEMEYEN ABD

“İdlib düğümü”nün çözülmesini en çok isteyen haliyle Suriye yönetimidir. Böylece topraklarının bir bölümüne daha egemen olacak ve ülkeyi tehdit eden cihatçı örgütlerin bir bölümünü daha tasfiye etmiş olacak. Hatta kimi Suriyeli uzmanlara göre bu durum, Suriye ordusunun daha sonra Fırat’ın doğusuna yönelmesini de sağlayacak.

Peki, İdlib’in düğüm halinde kalmasını en çok kim istiyor? Elbette ABD, şu gerekçelerle:

1) ABD, İdlib’i Türkiye-Rusya ilişkilerinin sabote edilebileceği bir alan olarak görüyor.

2) ABD, İdlib’deki cihatçı örgütlerin bazılarının siyasi destekçisi. Onların sahadan tamamen silinmesi ABD’nin işine gelmiyor. Pentagon, cihatçı örgütlerin varlığının İdlib’de Suriye yönetimini meşgul etmesini, ABD destekli PYD bölgesinin devamını kolaylaştırma konusu olarak görüyor.

3) ABD, İdlib’in Türkiye’nin “kontrolünde” olmasını, ileride Fırat’ın batısına karşı Fırat’ın doğusu pazarlığında bir araç olarak görüyor. Washington, Ankara’nın da bunu gördüğünü bildiği için, düğümün sürmesini istiyor. (ABD’nin PYD bölgesini Akdeniz’e açma olasılığı artık yok ama Fırat’ın batısında Şam’a rağmen bir alan tutulması, o olasılığa zemin doğuruyor!)

Böyle olduğu için de ABD, İdlib’de Rusya ve Suriye karşıtı mesajlar veriyor, böyle olduğu için de Türkiye’nin Rusya’yla karşı karşıya gelme olasılıklarında Ankara’ya açık siyasi destek mesajları yayımlıyor.

İDLİB’İ SARAY DÜĞÜMLEDİ

İdlib düğümünün sürmesini isteyen ABD’nin yukarıda belirttiğimiz üç numaralı gerekçesi, İdlib’in aslında neden düğüm olduğunu ve kimin düğümlediğini de ortaya koyuyor: AKP iktidarı.

Bunu Ak-jeopolitikçiler zaten şöyle formüle ediyor: Ankara’nın güvenliği Afrin’den, Afrin’in güvenliği İdlib’den başlar. Kendilerini dev aynasında görüp bunu Halep’e, hatta Doğu Akdeniz üzerinden Libya’ya kadar uzatanlar bile var.

Ankara’nın açık siyaseti şu: Suriye’de, İdlib merkezli bir ÖSO nüfuz bölgesi oluşturmak. İşi bölgeye kaymakam atamaktan fakülte ve yükseokul açmaya, hatta günlük ekonomide Türk Lirası kullandırmaya kadar götürmek, bu açık hedefin apaçık kanıtlarıdır.

AKP iktidarı, bu nüfuz bölgesinin, aynı zamanda PYD bölgesinin ABD’yle karşılıklı tanınmasının pazarlık kartı olarak da kullanılabileceğini hesaplıyor.

İşte, Ankara’nın belli bir aşamadan sonra Moskova ve Tahran’la işbirliği yapmak zorunda kalmasına rağmen, Şam’la normalleşmemekte ısrar etmesinin nedeni bu.

ANKARA’YI, ŞAM’LA BARIŞ İSTEYEN YÖNETEBİLİR

Suriye’de bir “ÖSO nüfuz bölgesi” olması Erdoğan’ların çıkarına olabilir, ancak Türkiye’nin çıkarına değildir. Bunun geleceğe uzanacak ne boyutta büyük bir yanlış olduğu, Türk ordusunun da gördüğü bir durumdur. Basına emeklilik olarak yansıyan haberler, İdlib’de askeri bakış ile Saray niyetinin örtüşmemesinin yansımalarından sadece biridir.

Prof. Dr. Çağrı Erhan’ın başta alıntıladığımız sözleri bu nedenle önemlidir: “Soçi sonrasında Türkiye ve Rusya arasında artacak temasların Ankara-Şam hattında kımıldanmaya yol açması umut edilebilir.”

Umuttan öte, bu olması gerekendir, olmalıdır, olacaktır. Önümüzdeki süreçte Türkiye’yi bu gerekliliği uygulayabilecek bir iktidar yönetebilecektir ancak.

Yazarın Son Yazıları

Erdoğan’ın ‘meşruiyet’ müttefikleri

AKP’nin 24 yıldır iktidarda kalabilmesinin nedenlerinden biri “muhalefet partilerinin başarısızlığı”ysa bir diğeri de Erdoğan’ın muhalefet liderlerini sıra sıra kendine müttefik yapabilme becerisidir.

Devamını Oku
04.10.2025
Hangi yeni sayfa?

Erdoğan’ın 6 yıl sonra Beyaz Saray’da kabul edilmesi, Washington’ın “geniş Ortadoğu’da” Ankara’dan beklentileri nedeniyleydi.

Devamını Oku
02.10.2025
Bahçeli’nin TRÇ çelişkileri

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın ABD ziyaretinin hemen öncesinde dile getirdiği TRÇ önerisini, Türkgün gazetesinde yayımlanan üç günlük söyleşiyle ayrıntılandırdı.

Devamını Oku
29.09.2025
Trump’la zirvenin maliyeti

İktidarın “küresel ve bölgesel olarak yeni diplomatik sayfalar açacak” diyerek müjdelediği Erdoğan-Trump zirvesinin, Türk halkına siyasi ve ekonomik maliyetinin ağır olacağı anlaşılıyor.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın Netanyahu’dan farkı ne?

Başlıktaki çok önemli soru bir canlı yayın kazasına uğrayınca, ne yazık ki mevcut siyasal iklimde bir soruşturmaya dönüştü.

Devamını Oku
25.09.2025
Trump’ın Bagram amacı

Çin Emperyalist ABD’nin, terörle mücadele, Afgan halkına özgürlük ve demokrasi getirme yalanıyla Afganistan’ı işgal ederken de asıl amacı Çin’di, Orta Asya’ya yerleşerek Çin’i kontrol edebilmekti, Çin ile Rusya’nın arasına yerleşmekti.

Devamını Oku
22.09.2025