ABD yeni ‘vekiller’ peşinde...

ABD yeni ‘vekiller’ peşinde...

11.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Küresel güç mücadelesi çerçevesinde Türkiye’yi de yakından ilgilendiren sıcak gelişmeler yaşanıyor. Washington cephesi, Ortadoğu’dan Kafkaslar’a son dönemde hegemonya politikasına yönelik adımlarını hızlandırıyor.

Komşu ülke Suriye’de terör örgütü PKK/ YPG, Şam yönetimine entegrasyon konusunda isteksiz, özerklik tutumunu sürdürüyor. ABD’nin müttefiki İsrail ise Dürziler üzerinden Suriye’de bölünmüşlüğü kaşımakta.

Suriye’nin komşusu Lübnan derseniz; Beyrut hükümeti, Hizbullah’a silahlarını teslim et çağrısı yaptı. Planın sahibi Washington... Hizbullah, İsrail saldırılarının sürdüğünü belirterek bu kararı reddetse de eskisi gibi gücü yok. En büyük destekçisi İran ise ekonomik, siyasi krizlerle boğuşurken İsrail ve ABD saldırılarının ardından bölgesel etkinliğinde kayıp yaşıyor.

IŞIKLI KÜRE...

Gazze derseniz, bölgede ölümcül saldırılarını sürdüren İsrail kabinesi tümüyle işgal planını duyurdu. Bunu uygulaması halinde ise sonraki adıma yönelik olasılıklardan biri Tel Aviv-Washington hattının bölgenin kontrolünü kademeli olarak bir Arap koalisyon gücüne devretmesi. Arap ülkelerinin Filistin’i korumak konusundaki etkisizliklerine karşın bölgesel güç merkezinde olabilmek için bu denklemde yer almak istemeleri mümkün. ABD böylelikle İsrail’le normalleşmeyi” içeren İbrahim Anlaşmalarına katılımı genişletmeyi de hesaplıyor olabilir. Tam da bu noktada akla, Trump’ın ilk döneminde, Mısır lideri Sisi ve Suudi Kralı Selman ile ışıklı kürede ellerini birleştirdikleri o meşhur görüntü geliyor!

ABD gibi İngiltere ve Fransa’nın da gelişmelerin merkezinde olduğu Ortadoğu’ya odaklandığımız dönemde, Washington Rusya’nın arka bahçesi olarak da görülen Kafkaslar’a doğru uzanıverdi. Trump, Bakû-Erivan barış görüşmesinde liderlerin ellerini birleştirirken aynı zamanda Türkiye için de son derece önemli bir hat olan Zengezur koridorunda söz sahibi olduklarını ilan etti. Türkiye’nin aksine, İran bu koridorun açılmasına karşıy ancak tepkisi şimdilik geçmişe göre daha sınırlı.

Azerbaycan ve Ermenistan denince SSCB’den bu yana Rusya’nın bölgedeki etkinliği bilindik. Ancak Moskova’nın son dönemde odak noktası Ukrayna savaşı, uluslararası yaptırımlar. Bu gelişmeyle eşzamanlı, Trump Ukrayna krizini konuşmak üzere Rusya lideri Putin’i Alaska’da ağırlamaya hazırlanıyor.

Gelişmeler baş döndürücü hızda, sonuçları ise öngörülemez halde. Görünen “BOP, GOP” adına ne derseniz deyin böl, parçala, yönet planlarında vitesin arttığı. Avrupa kendi içindeki sorunlarla boğuşurken Ukrayna konusunda ABD ile ters düşse de Washington ekseninden çıkmakta zorlanıyor.

ÇİFT KUTUPLU DÜNYAYA MI?...

Küresel bu tepişmeler arasında ise gözler Çin’in tutumunda. Washington’ın küresel güç mücadelesinde asıl hedefi, ulusal güvenlik stratejilerinde yazdığı üzere Rusya ve Çin. ABD cephesi neyin hazırlığını yapıyor sorusu kritik. Ortadoğu’dan Akdeniz havzasına Kafkaslar’a uzanan adımları, Washington’ın “vekillerine” yenilerini katma peşinde olduğu yorumlarını da getiriyor.

Akıllarda sorular çok; bir zamanlar ABD ile SSCB ekseninde çift kutuplu dünya düzeni varken sonrasında çok kutuplu sistem kapısı açılmıştı. Peki gidişat yeniden çift kutuplu dünyaya doğru mu? Bu güçler ABD ve Çin liderliğindeki eksende mi şekillenecek, Rusya’nın Çin’le stratejik ilişkisinin seyri ne olacak? Kuşkusuz bu gelişmeler arasında “küresel hegemonya” hedeflerine karşın ABD’nin iç siyasetinde ağır sorunlarla boğuştuğunu da unutmamak gerek.

Türkiye olarak bu zorlu sürece yakalandığımız zamana ise dikkat... İçeride tel tel dökülen bir dönem. Ekonomi ortada. Toplumsal kutuplaşma kaygı veriyor. Demokratik, laik, hukuk devleti ilkesindeki aşınmalar, etik, liyakat konusunda hasar karşımıza sahte diplomaların bozuk para gibi dağıtıldığı, utanmazlıkla örülü yapıyla çıkıyor... Bir düşmanın dıştan yıkamadığı bir ülke için planı ne olur derseniz, içteki çürümeyi pompalamak, yurttaşın ülkesine, geleceğine güvenini erozyona uğratmak olsa gerek.

Emperyalistlerin, işgalcilerin Sevr dayatmasının dün yıldönümüydü. Ulusal birlik ruhu, milli egemenliğin gücüyle onu nasıl yırtıp attıysak böl parçala oyunlarının jandarmalığına soyunanlara karşı duruş önemli.

1923’te kurulan Atatürk ilkeleri izindeki Cumhuriyetimizi, bütünlüğümüzü, birlik, beraberliğimizi korumak her zamanki gibi birinci vazifemiz.

İlgili Konular: #ABD

Yazarın Son Yazıları

Ne aldık, ne verdik bilinmezliği...

Beyaz Saray zirvesinden neler çıktı diye günlerdir yorumlar, açıklamalar birbirini takip ediyor.

Devamını Oku
29.09.2025
CHP delegesi mesajını verdi

Özgür Özel liderliğindeki CHP yönetimi, “Darbeye, kayyuma hayır” sloganlı dünkü olağanüstü kurultayla güven tazeledi.

Devamını Oku
22.09.2025
Seçmeni duymak gerek

Sinirler gergin. Sandık iradesine karşı kayyumcu siyaset aklıyla birlikte ekonomi de bu toz duman arasında kırılganlığına yenilerinin eklenmesi tedirginliğinde.

Devamını Oku
15.09.2025
Bugünün çalınan gündemi eğitim

Demokrasilerde seçme ve seçilme özgürlüğünü, milletin iradesini gösterdiği sandığı yok sayarsanız ne olur?... Güçler ayrılığı ilkesindeki denge gibi sandıktan çıkan sonuca tüm kurumların anayasal haklar çerçevesinde uyup saygı göstermesindeki ince ayar kaçarsa yönetim sistemi nereye evrilir?

Devamını Oku
08.09.2025
Şam siyaseti...

Suriye’de gerilim artıyor. Sahadaki parçalı bulutlu yapının kullanışlı ortamı zaten olabileceklerin sinyalini uzun süredir veriyordu.

Devamını Oku
01.09.2025
Meydanlar acil eylem planı bekliyor

CHP’ye yönelik operasyonlar hız kesmiyor. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de geçen hafta itibarıyla zorunlu posta adresi “Silivri” yapılanlar arasına katıldı. Son operasyonlarla CHP’nin 16 belediye başkanı ile onlarca çalışma arkadaşı ve yakınları cezaevinde.

Devamını Oku
25.08.2025