Kaosla beslenenler

Kaosla beslenenler

16.06.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İran’a saldırı aslında çok da şaşırtmadı, adım adım taşları döşenen, başta ABD, İsrail basını olmak üzere son aylarda iyice dillendirilen felaket senaryosuydu. Filistin’i yerle bir ederken uluslararası toplumda öyle aman aman bir tepki görmeyen İsrail, pimini çektiği bir bombayı daha bölgeye fırlattı, İran’a saldırıyı başlattı. Netanyahu’nun adı yolsuzluk haberlerine battıkça simit gibi sarıldığı İsrail aşırı sağının ve tüm bu cephelerin ABD’deki yapısıyla birleştiği Evangelist kafanın hedefi gizli saklı değil. İçinde dini, ekonomik, siyasi etkinlik soslarıyla harmanlanan bölgesel bir güç mücadelesinin hesapları var. 

Kaotik Ortadoğu coğrafyasında istihbarat gücüyle bilinen İsrail, Filistin’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Şii milis gruplar, Yemen’de Husiler’e yönelik son dönemde ölümcül darbelerini üst üste yaşama geçirdi. Şüpheli bir helikopter kazasında cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanı ölen, misafir ettiği Hamas liderine İsrail suikastını engelleyemeyen zayıflamış bir İran yönetimi tablosu ortadaydı. Sonunda da İsrail, tüm bu yapıların güç merkezi olarak gördüğü İran’ın kalbine yöneldi. Her ne kadar ABD konuya biraz mesafeli imaj çizse de İsrail’in İran planının, Trump yönetiminin dışında şekillendiğini söylemek saflık olur. 

Unutmayalım ki bugün “Hâlâ nükleer görüşmelere dönülebilir, İsrail-İran ateşkesi olabilir” gibi yaklaşımlar gösteren de ilk dönem başkanlığında İran’la yapılan uluslararası nükleer anlaşmadan ülkesini çeken de Trump’tır. 

NÜKLEER KAYGI

İsrail’in saldırısı, İran’ın karşılığı derken Ortadoğu’da alev sönmüyor. Artan sivil kayıplar, nükleer tehdit, enerji piyasalarındaki dalgalanmalarla dünya nefesini tuttu, kaygı büyük. Tel Aviv’in hedefinde İran rejimini devirme arayışı da var. İşin içinde İsrail’i bölgede jandarması olarak gören ABD ile İngiltere’nin bulunduğu yorumları çokça. “Savaşları bitireceğim” sözüyle oy toplayan ABD başkanı, İngiltere’de yıllar sonra iktidara gelen İşçi Partisi’nin başbakanı... İkisinin birbirinden farklı söylemleri olması beklenebilir ama öyle mi gerçekten?... İşte bu noktada akıllara ABD’nin Irak işgali ve buna destek veren İşçi Partili Blair yönetimi geliveriyor. O dönemlerde neler denmişti: “ABD demokrasi götürecek. Irak’ta kimyasal silahlar var.” Yıllar gerçekleri acı şekilde gösterdi. 

Kuşkusuz İran’daki molla rejiminin acımasızlığı, kadınlara, gençlere yönelik ölümcül baskıları bilindik. Nükleer faaliyetleri gerekçesiyle uluslararası yaptırımlar altında ekonomi yerle bir. İran halkında yönetime tepki büyük. Mossad, CIA gibi istihbarat yapılarının İran’a sızmasında ülkede her anlamda yaşanan çöküşün etkisi var. Ama tüm bunlar tarihin kadim medeniyetlerinden biri olan İran’da halkın çoğunluğunda, “Ülkemizi bombalasınlar, işgal etsinler” gibi bir tutum da yaratmaz. Hatta tükenen rejime İsrail saldırısı bir süre daha can suyu olabilir. Ama orta vadede süreç nasıl ilerler orası belirsiz. Yaklaşık 90 milyonluk nüfusuyla Farslar, Azerbaycan Türkleri, Kürtler, Beluçlar gibi farklı toplumsal mozaikle birlikte İran; Irak, Libya, Suriye’de gördüğümüz şekilde emperyalistlerin böl-parçala planlarının hedefi olabilir mi? Dini lider Hamaney ve rejimin koruyucusu devrim muhafızlarının etkinliği azalarak şu anki cumhurbaşkanı, Türk kökenli Pezeşkiyan gibi reformcu kanat yönetimde güçlenip, Batı ile ilişki kurabilir mi? Batı’daki İran diasporası kendi içinden bir liderlik yaratabilir mi? 

KÖRFEZ DİKEN ÜSTÜNDE

İsrail, Pandoranın Kutusu’nu açmak için bastırıyor. ABD, İngiliz üslerine ev sahipliği yapan Sünni Körfez monarşileri her ne kadar Şii İran etkisini kırmak istese de İsrail’in pervasızlığının gün gelip kendisine dönebileceğinden kaygılı. ABD ise bir yandan bölgedeki düşmanlıkların sürmesiyle savunma sanayisini beslemekten memnun. 

Sonuç, ateş domino etkisinde. Türkiye kritik gelişmeler arasında buzdan bir zeminde. ABD’de iç savaş senaryoları, Avrupa’da yeni bir dünya savaşına hazırlık yapılırcasına artan şahin yaklaşımlar, Rusya-Ukrayna savaşı derken öngörülemeyen bir çağda ilerliyoruz. “Irak, Suriye, sonrası İran” denen harita değişikliği iddialarını hatırlayalım. Türkiye’ye yönelik kirli oyunlara karşı en büyük panzehir ise güçlü ekonomi için de yaşamsal önemde olan demokratik, laik hukuk devleti ilkelerine bağlılık, ulusu birleştiren Atatürk’ün değerini bilmek. Sınır güvenliği, savunma kapasitesinde güçlü olmak. 

Komşularımıza uzanan ateş büyürken iktidar bölgesel istikrar, barış için çağrılarını sürdürmeli ama aynı zamanda ülke içinde yarattığı ağır kriz tablosunu toparlamalı. Bir an önce toplumsal kutuplaşmaya, muhalefete yönelik baskı siyasetine son vermeli, milli iradenin sesini duymalı.

İlgili Konular: #israil #İran

Yazarın Son Yazıları

Ne aldık, ne verdik bilinmezliği...

Beyaz Saray zirvesinden neler çıktı diye günlerdir yorumlar, açıklamalar birbirini takip ediyor.

Devamını Oku
29.09.2025
CHP delegesi mesajını verdi

Özgür Özel liderliğindeki CHP yönetimi, “Darbeye, kayyuma hayır” sloganlı dünkü olağanüstü kurultayla güven tazeledi.

Devamını Oku
22.09.2025
Seçmeni duymak gerek

Sinirler gergin. Sandık iradesine karşı kayyumcu siyaset aklıyla birlikte ekonomi de bu toz duman arasında kırılganlığına yenilerinin eklenmesi tedirginliğinde.

Devamını Oku
15.09.2025
Bugünün çalınan gündemi eğitim

Demokrasilerde seçme ve seçilme özgürlüğünü, milletin iradesini gösterdiği sandığı yok sayarsanız ne olur?... Güçler ayrılığı ilkesindeki denge gibi sandıktan çıkan sonuca tüm kurumların anayasal haklar çerçevesinde uyup saygı göstermesindeki ince ayar kaçarsa yönetim sistemi nereye evrilir?

Devamını Oku
08.09.2025
Şam siyaseti...

Suriye’de gerilim artıyor. Sahadaki parçalı bulutlu yapının kullanışlı ortamı zaten olabileceklerin sinyalini uzun süredir veriyordu.

Devamını Oku
01.09.2025
Meydanlar acil eylem planı bekliyor

CHP’ye yönelik operasyonlar hız kesmiyor. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de geçen hafta itibarıyla zorunlu posta adresi “Silivri” yapılanlar arasına katıldı. Son operasyonlarla CHP’nin 16 belediye başkanı ile onlarca çalışma arkadaşı ve yakınları cezaevinde.

Devamını Oku
25.08.2025