Sıkacak diş kalmadı!

Sıkacak diş kalmadı!

17.02.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gelişmeler başdöndürücü. Günlük dertler, geçim sıkıntısı, ülkenin, dünyanın bitmeyen kriz halleri, hepsi üst üste yığılıp duruyor. Öyle başımız dönüyor ki hangi birini sindire sindire ele alacağımız, sorumlulardan nasıl hesap soracağımız konusunda şaşkınlık içindeyiz. Tahtaya vuralım, neyse ki şaşırmak hâlâ suç değil!

İfade özgürlüğü, eleştiri hakkı konusunda akılların epeyce karışık olduğu dönemlerden birindeyiz. Eleştiriye karşı bitmez bir alerji mevsimi sanki. Bırakın muhalefeti, iktidar destekçilerinde bile “Şimdi farklı iki kelime etsem başıma acaba ne gelir” kaygısı var. Ne de olsa bu kaygı iklimini besleyen gelişmeler bol; jet hızıyla başlatılan soruşturmalar, suçlamalar, gözaltılar...

Geçen hafta gazetemizde yer alan Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi 2024 raporu dikkat çekiciydi. Rapora göre, Türkiye 180 ülke arasında 34 puan ile 107. sırada. Tam demokrasilerin ortalamasının 73 puan olduğu belirtilirken kusurlu demokrasilerin ortalaması ise 47.

KONUŞANA SORUŞTURMA

Başta CHP olmak üzere kimi muhalefetin erken seçim çağrısıyla birlikte yaşanan gelişmeler iktidarın baskı politikasını artıracağını gösteriyor. Kayyum atamaları, CHP’nin son kurultayına ilişkin soruşturma, İmamoğlu’na yönelik iddianame, yargı süreci gibi örnekler ortada. Bunlara son olarak TÜSİAD’dan iktidara yönelik, “sistem çöktü” eleştirisi dahası çıkışı eklendi. Gecikmiş, geçmişte benzerleri yapılsa bile arkasında bir bütün olarak durulamamış, ülkedeki eşitsizlikler tablosunda payları olduğu da yadsınamaz olan bu “patronlar kulübü”nün tepkisine iktidarın yanıtı ise sert oldu. Bir baktık ki TÜSİAD da “konuşana soruşturma” kervanına eklenivermiş.

İktidar cephesinin stratejisi bilindik. Ekonomik krizi konuşturmamak, Trump’ın Suriye kararını beklerken bir yandan da “Öcalan açılımı” eşliğinde Ortadoğu politikası üzerinden dış siyasette “kazanım” imajı vermek. Ana hedeflerden biri iktidarda kalma hesabıyla “yeni anayasa” için Meclis aritmetiğini sağlamak. Bu arada DEM’in de “yeni anayasa” istemi geçen haftaya yansıyan gelişmelerdendi.

İktidarın yerel seçimlerden zaferle çıkan CHP’ye yönelik hesabı, cumhurbaşkanı adaylığı sürecini kullanıp iç bölünme yaratmak, aynı zamanda belediyeler üzerinden operasyonlarla parti imajını seçmen gözünde sarsmak.

İktidar sıkıştıkça gündem değiştirip gerçek sorunları konuşturmama siyaseti izliyor. Oysa rant, ihmaller zinciri, hesap vermeme, liyakatsizlik sarmalı içinde canlarımızı yitirmenin acısıyla kavruluyoruz. Ekonomik kriz altında ezilen emekçilerin isyanı meydanlara taşıyor. Geçen hafta ağız ve diş sağlığı emekçileri yurt genelinde iş bıraktı. “Sıkacak diş kalmadı” haykırışları yurttaşın gerçeğini özetler haldeydi.

AVRUPA'NIN TRUMP SINAVI

Münih Güvenlik Konferansı, Trump yönetiminin geleneksel Transatlantik ittifakını sarsma düğmesine bastığının resmi açılışı oldu denebilir. Ukrayna savaşını bitirme yönünde Rusya ile görüşme masasını hazırlamak için Trump’ın, Kiev’in önüne koyacağı fatura epey ağır olacak gibi. ABD yönetimi Avrupa’ya karşı savunma maliyetinden rahatsızlığını gizlemeden kısmi asker çekme olasılığını bile göz ardı etmiyor. Hedef ne derseniz Çin’le rekabete odaklanmak. Mehmet Ali Güller’in geçenlerde köşesinde bahsettiği gibi, Trump, ABD’nin Soğuk Savaş dönemi stratejilerinin beyinlerinden Kissinger’ın ölmeden önce de dile getirdiği Kiev’e destekte temkinli olunması, Rusya’nın tümüyle dışlanmaması politikasının takipçisi görüntüsünde. Güller’in yazısındaki şu görüşler önemli, “Kissinger’ın ABD-AB-Rusya üçgeninde dile getirdikleri aslında Çin’le ilgiliydi. Rusya’ya neden taviz verilmesi gerektiğini şu sözlerle açıklıyordu Davos’ta: ‘Aksi takdirde Rusya Avrupa’dan tümüyle kopup Çin’in kalıcı müttefiki haline gelecek.’”

Litvanya’nın eski dışişleri bakanlarından Landsbergis önceki gün sosyal medya paylaşımında Münih’ten ABD-Avrupa ilişkileri açısından karamsarlık bulutlarıyla döndüğüne değiniyordu. Ama aynı zamanda Ukrayna konusunda ters köşe fikri de vardı. Ya Kiev, ABD’nin kendine kestiği faturayı ağır bulur, Avrupa görüşme masasında etkisiz kalır ve Pekin, Washington’ın yarattığı boşluğu doldurursa... Landsbergis Çin’in Kiev’le yakınlaşarak Ukrayna’nın altyapısından savunmasına, tarım sektörüne destek verip projelerle bölgede etkinliğini artırabileceği olasılığına değiniyor. Biraz zorlu bir senaryo. Ama öyle öngörülemez dönemlerden geçiyoruz ki “Olmaz” da dememek gerek.

Yazarın Son Yazıları

Ne aldık, ne verdik bilinmezliği...

Beyaz Saray zirvesinden neler çıktı diye günlerdir yorumlar, açıklamalar birbirini takip ediyor.

Devamını Oku
29.09.2025
CHP delegesi mesajını verdi

Özgür Özel liderliğindeki CHP yönetimi, “Darbeye, kayyuma hayır” sloganlı dünkü olağanüstü kurultayla güven tazeledi.

Devamını Oku
22.09.2025
Seçmeni duymak gerek

Sinirler gergin. Sandık iradesine karşı kayyumcu siyaset aklıyla birlikte ekonomi de bu toz duman arasında kırılganlığına yenilerinin eklenmesi tedirginliğinde.

Devamını Oku
15.09.2025
Bugünün çalınan gündemi eğitim

Demokrasilerde seçme ve seçilme özgürlüğünü, milletin iradesini gösterdiği sandığı yok sayarsanız ne olur?... Güçler ayrılığı ilkesindeki denge gibi sandıktan çıkan sonuca tüm kurumların anayasal haklar çerçevesinde uyup saygı göstermesindeki ince ayar kaçarsa yönetim sistemi nereye evrilir?

Devamını Oku
08.09.2025
Şam siyaseti...

Suriye’de gerilim artıyor. Sahadaki parçalı bulutlu yapının kullanışlı ortamı zaten olabileceklerin sinyalini uzun süredir veriyordu.

Devamını Oku
01.09.2025
Meydanlar acil eylem planı bekliyor

CHP’ye yönelik operasyonlar hız kesmiyor. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de geçen hafta itibarıyla zorunlu posta adresi “Silivri” yapılanlar arasına katıldı. Son operasyonlarla CHP’nin 16 belediye başkanı ile onlarca çalışma arkadaşı ve yakınları cezaevinde.

Devamını Oku
25.08.2025