İktidar gücü ve baskı yöntemleri
Olayların Ardındaki Gerçek
Son Köşe Yazıları

İktidar gücü ve baskı yöntemleri

12.02.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Seçim yaklaştıkça siyasal iktidar gücünü sürdürmek için baskı araçları ve yöntemleri kullanıyor.

Özellikle yargıdaki son uygulamalar dikkat çekicidir. 2024’ün son günlerinden bugüne önce Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer Silivri’ye gönderildi ve belediyeye kayyum atandı. Ardından CHP’li belediyelere borç çıkarıldı, ödenmesi için baskı yapılıyor. Ocak ayında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ Silivri cezaevine gönderildi.

Birçok gazeteci için soruşturmalar devam ediyor. Yönetici Ayşe Barım 12 yıl önceki “Gezi” kumpas davasıyla ilgili olarak tutuklandı. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş tutuklandı. Tarihçiyazar Çiğdem Bayraktar Ör bir sosyal medya paylaşımı yüzünden Silivri’ye gönderildi. Barış Pehlivan, Serhan Asker, Kürşad Oğuz, Seda Selek ve Özlem Gürses gibi gazetecilerin televizyon programları nedeniyle; CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın’ın çeşitli bahanelerle gözaltına alınmaları ve ev hapsi, yurtdışına çıkış yasağı gibi koşullarda serbest bırakılmaları dikkat çekicidir.

Bunlara ilave olarak CHP’ye katılan MHP kökenli İstanbul milletvekili Cemal Enginyurt için “cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit” gerekçesiyle soruşturma açıldı.

İmamoğlu’nun seçilme hakkının elinden alınması ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanması için uzun süredir yargı süreci işletiliyor. Hakkındaki soruşturmalarda aynı bilirkişinin görevlendirildiğini söyleyen İmamoğlu, son olarak “terörle mücadele eden kişileri hedef gösterdiği” gerekçesiyle 7 yıl 4 ay hapis istemiyle tehdit ve baskı altına alınmaya çalışılıyor.

Bütün bunlar sürerken iktidar, Cumhuriyet gazetesini unutmadı. Cumhuriyet gazetesine baskı yapılarak gazetenin YouTube kanalının televizyona çevrilmesi isteniyor. Türkiye’de milyonlarca YouTube kanalı olduğu halde Cumhuriyet gazetesi seçiliyor.

AKP siyasal iktidarı, baskı yöntemleriyle gündemi ve siyasal gelişmeleri denetim altına almayı amaçlıyor. AKP iktidarı, anayasal ve yasal yollarla ve halkın desteğiyle sağlayamadığı sonucu, anayasaya, yasaya, hukuka aykırı yargı kararlarının oluşturduğu baskıyla sağlamaya çalışıyor.

“Turpların büyüğü heybede” denerek tehdit yöntemi uygulanıyor.

Geçen ay Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK) çok geniş yetkiler veren kanun Meclis’ten geçti. Devlet Denetleme Kurulu, cumhurbaşkanına bağlıdır. Devlet Denetleme Kurulu üyelerini cumhurbaşkanı atıyor.

Yeni yasa ile DDK’ye ticaret ve sanayi odaları, sendikalar ve vakıflar dahil her kademedeki devlet görevlisini görevden uzaklaştırma yetkisi veren düzenleme Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan yeni düzenlemeyle DDK artık idari soruşturma konusunda en üst düzey denetim yetkisine sahip oluyor. Kuşkusuz bu yeni düzenleme anayasanın temel ilkelerine aykırıdır.

Anayasaya göre bir belediye başkanı “göreviyle ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılması” halinde görevden uzaklaştırılabilir. Belediyeye kayyum atanabilir. Yeni DDK kanununa göre belediye başkanlarını görevden uzaklaştırmak için artık cezai bir soruşturmaya gerek kalmıyor.

DDK denetçisinin kararıyla sadece belediye başkanları değil, tüm sendikalar, ticaret ve sanayi odaları ve tüm vakıflara kayyum atanabilir. Bu gelişme, 1960 öncesi anayasa dışı “Tahkikat Komisyonu”nu anımsatıyor.

Politikacılar, belediye başkanları, sanatçılar yetmedi. Şimdi yargı kanalıyla bu kez ana muhalefet partisi CHP’nin kurultayına soruşturma açıldı. Amaç, ana muhalefet partisinin içini karıştırmak. Amaç, ana muhalefet partisini itibarsızlaştırmak. Amaç, toplumun tüm kesimlerine gözdağı vermek. Türkiye’de yargı siyasal bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Buna DDK gibi idari kurullar eklenmektedir.

Dünya tarihi tanıktır ki halk kitlelerinde gücünü yitiren siyasal iktidarlar yargı ve diğer denetleme araçlarıyla baskı uygulayarak siyasal iktidarını sürdürmeye çalışırlar.

Ancak yine tarih bize gösteriyor ki bu türlü baskı yöntemleri başarılı olmamıştır.

Artık Türkiye’de, “Zulmün artsın ki çabuk yok olasın” süreci işlemektedir.

Yazarın Son Yazıları

Karar ve genel analiz

Aylardır üzerinde çok şey konuşulan Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı belli oldu. Asliye mahkemesi, CHP davasını 24 Ekim tarihine erteledi.

Devamını Oku
16.09.2025
Son hukuksal mücadelenin analizi

19 Mart’ta İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanması CHP’ye karşı açılan savaşın bir dönüm noktasıydı.

Devamını Oku
07.09.2025
CHP halktan koparılmak isteniyor

AKP bugünkü karmaşık siyasal ortamda CHP’nin kendi içine dönmesini ve halk kitleleriyle temasının kesilmesini, Ankara’ya dönmesini, Anadolu’yla ve halkla ilişkilerini kesmesini istiyor.

Devamını Oku
03.09.2025
Çerçioğlu olayı ve CHP

İki kez milletvekilliği, dört dönem Aydın Büyükşehir Belediye başkanlığı yapan Özlem Çerçioğlu, CHP etiketiyle 25 yılı bulan siyasal yaşamında 180 derecelik bir yön değişikliği yaparak geçen hafta AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
18.08.2025
Devlet Sisteminde Çöküş

Türkiye’de çetelerin hemen her alanda faaliyet gösterdiği biliniyor. Son yıllarda çetelerin ekonomik alanları aşarak her türlü diploma, üniversite ve ehliyet yolsuzluğuna girdiği de ortaya çıktı.

Devamını Oku
12.08.2025
Komisyon ve CHP

Devlet Bahçeli’nin Meclis’te DEM Parti grubuna yakınlaşması ile başlayan süreç geçen hafta partilerin komisyona gönderecekleri milletvekillerinin belli olması ile son noktaya ulaştı. Ancak çözülmemiş birçok konu ortada duruyor.

Devamını Oku
04.08.2025