AKP’nin Müslüman Kardeşler çıkmazı (7)
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

AKP’nin Müslüman Kardeşler çıkmazı (7)

29.01.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Müslüman Kardeşler hareketinin Türkiye’de pek bilinmeyen gerçek yüzünü son günlerde okuduğum, Hamed Abdel-Samad’ın İslam Faşizmi (Le Fascisme Islamique, Ed.Grasset) adlı kitabından aktarıyorum. Elektronik metinden okuduğum için kitap sayfası olarak değil, bölüm olarak adres vereceğim: Müslüman Kardeşler ve Naziler.

Müslüman Kardeşler hareketinin üç büyük düşünsel kurucu babası var: Pakistanlı Seyyid Ebu’l A’lâ Mevdudi (1903-1979); örgütün kurucusu Mısırlı Hasan El Benna (1906-1949); Seyyid Kutub (1906-1966). Taliban hareketinin ideolojisi Mevdudi’nin İslam yorumu üzerine kurulmuştur.

***

1928 yılında Müslüman Kardeşler örgütünü kuran Hasan El Benna, Mussolini ve Hitler hayranı idi. Mussolini’nin duce, Hitler’in führer sanlarıyla anılması gibi o da el-mürşid sıfatıyla tanımlanıyordu. Hasan el-Benna 1940 yılında bir makalesinde “Hitler ve Mussolini ülkelerini birlik, disiplin, ilerleme ve iktidara yönlendirdiler. İçerde önemli reformlar yaptılar, sınırların dışında büyük bir itibar kazandırdılar. Yüreklerde umut uyandırdılar, cesaret ve direnme gücü kazandırdılar. Farklılıkları tek bayrak altında ve tek şef yönetiminde birleştirdiler” diye yazıyordu.

***

Henüz partileşmemiş olan hareket, 1933 yılında, NSDAP (Alman Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi) modelini örnek alan ve Hitler tarzı selam veren aşırı milliyetçi (ultranasyonalist) Misr el-Fatah (Genç Mısır) partisiyle birleşti. Daha sonra Mısır’ın kaderine hükmedecek iki genç subay, Cemal Abdelnasır ve Enver Sedat bu partinin üyesi idi. Müslüman Kardeşler’in kahverengi gömlek giyen gençlik örgütü (Al-Gawwala) üyeleri talimlerde Mussolini milisleri gibi “Savaşım, itaat, sükût” diye haykırıyordu. Haki renk gömlek giyen Genç Mısır yandaşlarına gelince Kahire sokaklarından geçerken meşaleler sallıyor ve Deutschland Deutschland über alles (Almanya her şeyin üzerindedir) sloganına benzeterek “Mısır her şeyin üzerindedir” diye haykırıyorlardı.

Ne dersiniz, durumun vaziyeti size bir izdivacı anımsatmıyor mu?

HACI MUHAMMED HİTLER

İkinci Dünya Savaşı başladığı sırada Müslüman Kardeşler’in sınırlı bir üye sayısı vardı. Ama Nazi propagandası Mısır’a yayılınca ve antisemitizm (Yahudi karşıtlığı) Nil boylarına dayanınca durum değişti. Hasan el-Benna gazetesinde antisemitizmin meşalesini canlı tutmak için büyük gayret sarf ediyordu. Mihver ülkelerinin (Nazi Almanya, İtalya, Japonya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan) İslam dinine çok yakın olduklarını yazıyordu. Dini kuruluş El-Ezher’i İslam hakkında daha derin bilgi vermek üzere Almanya, İtalya ve Japonya’ya İslam bilginleri göndermeye davet etti. Bunlar, aynı zamanda bu ülkelerin yapıları ve ideolojileri hakkında daha fazla bilgi edinebilirlerdi. Müslüman Kardeşler, öteki gazeteler vasıtasıyla Hitler’in İslam dinine geçtiği, Mekke’de gizlice hacı olduğu ve Hacı Muhammed Hitler adını aldığı tevatürünü yaydılar. (Aynı efsane bizde de yaygındı o dönemde.)

***

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Müslüman Kardeşler siyasal muhalefete karşı Kral Faruk’un yanında yer aldı. Hasan el-Benna Kral Faruk için müminlerin emiri ve komutanı unvanını önerdi, halifeliği ihya etmesini istedi. Mısır’ın yeni yöneticileri ile Müslüman dünyanın liderlerine “Işığa doğru” adlı 50 maddelik program sundu. Bunlardan bazıları şöyledir:

1. Siyasal partilerin kapatılması ve siyasal güçlerin ümmet cephesinde birleşmesi.

2. Mevzuatın (yasaların) İslam şeriatına göre düzenlenmesi.

3. Ordunun güçlendirilmesi; gençlik birliklerine İslamın cihat ruhunun aşılanması.

4. Halifelik sorununun (yokluğunun) müzakeresi için Müslüman ülkeler arasında yakın işbirliği.

5. Yönetim kadroları içinde İslami anlayışın yoğunlaştırılması.

6. Özel hayat ile mesleki hayat arasında bir ayrım bulunmadığı için çalışanların davranışlarının yakın takibi.

7. İş saatlerinin dinsel görevlere göre ayarlanması.

8. Yönetim uygulamalarının (tatil ve çalışma saatleri) İslami ilkelere göre uyarlanması.

9. İdari ve askeri alanlarda görev alacak elemanların dini kuruluş olan ElEzher mezunlarından seçilmesi.

***

AKP’nin aşkından çöllere düştüğü, uğrunda demokrasi ilkelerini terk ettiği Müslüman Kardeşler örgütünün karakalem portresini çizmeye çalıştım. AKP aldatıldı mı, gaflet içinde mi bilemem, ancak yönettiği ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025