Cumhuriyet düşmanı milli eğitim bakanı
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyet düşmanı milli eğitim bakanı

24.11.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

CHP’den Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında suç duyurusu yapılmış. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş: “Tekin artık bir beka sorunu haline gelmiştir” demiş.

CHP, Yusuf Tekin hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından suç duyurusunda bulunmuş. Suç duyurusu öncesinde açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye için çocuklarımız için bir beka sorunu haline gelmiştir. Onun yaptığı bütün bu icraatlarla ilgili mücadele etmeye CHP olarak devam edeceğiz” demiş. Yusuf Tekin Cumhuriyet karşıtlığını düşmanlığa vardıracak gözü ve aklı dönmüş bir adam. Bunu bilelim!

CHP Milli Eğitim Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, milletvekilleri Sibel Suiçmez ve Umut Akdoğan’ın yer aldığı heyet, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında “görevi kötüye kullanma” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından suç duyurusunda bulunmuş.

Suç duyurusuna gerekçe olarak Tekin’in AKP Batman Merkez İlçe 8. Olağan Kongresi’nde yaptığı laiklik karşıtı konuşma gösteriliyor. Bakan Tekin burada, “Beni eleştiriyorlar. Diyorlar ki laik eğitim açısından senin söylediğin şey ters. Ben de diyorum ki size ters olabilir ama Batman’da, Erzurum’da vatandaşların değerlerine ters değil. Bir terslik varsa sizin laiklikten anladığınız şey de vatandaşın anladığı şey arasında terslik var. 1940’lı yılları hatırlayın, camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşın Kuranıkerim öğrenmesini yasaklamak. Sizin laiklikten anladığınız şey bu. O zaman sizin laiklikten anladığınız şey de benim anladığım şey aynı değil. Ben laiklikten bütün vatandaşların hangi dine inanırlarsa inansınlar dini inanç ve ibadet hürriyetinin devlet garantisi altına alınmasını anlıyorum. Sen neyi anlıyorsun?”

Utanmazca bir saldırı! Doğru ve gerçek “falanca gibi anlama”ya izin vermez! Ne Bakan Tekin’in anladığı gibi ne de Batmanlı Çolak İbo’nun anladığı gibi laiklik vardır. Siyasal ve felsefi laikliğin bir tek anlamı vardır. Bu noktada sözü bir hakeme bırakmak istiyorum. Marc Jacquerain ile Nadine Rosa-Rosso’nun “Du Bon Usage de la laïcité” (Les Editions Aden, Bruxelles) adlı kitaplarının ilk sayfasına:

“Tarihsel olarak ‘laiklik’ terimi iki farklı kavramı ifade eder. Bir yandan, bir toplum içinde, siyasi örgütlenme ile herhangi bir dini veya felsefi seçenek arasında tam bağımsızlık kaygısını ifade eder. Bir devlet, belirli bir din veya felsefi seçenek için herhangi bir ayrıcalık (imtiyaz) tanımıyorsa ve bu nedenle -İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne uygun olarak- dinlerin toplum içinde, tabii ki ortak hukuka uygun olarak özgürce bir arada yaşamasını sağlıyorsa bu ilk anlamda ‘laikliktir’. Ancak ‘laiklik’ kelimesi aynı zamanda tamamen farklı bir kavramı da belirtir: Yani, açığa çıkan gerçeğe veya ‘doğaüstü’ varlıkların varlığına yapılan herhangi bir referansın reddini ifade eden belirli bir felsefi seçeneğe bağlılık. Tartışmayı açıklığa kavuşturmak için, ilk anlamıyla ‘siyasi laiklik’ten (Devletin ve herhangi bir kilisenin ayrılması).” 

Laiklik senin anladığın gibi bir “şey” değil bayım! Kuşkusuz devlet vatandaşın yasalara uygun her türlü inancını korur ama buna laiklik denmez. Kutsal kitap anayasa ve yasa değildir. Laiklik budur! Laiklik, vatandaşları, dini inançların her türlü saldırısına karşı korur. Laiklik budur! Bakan Yusuf Tekin eskilerin deyişiyle mugalata (demagoji) yapıyor. Batmanlı Çolak İbo’nun ya da Yusuf Tekin’in laiklikten ne anladığı siyasetin, felsefenin, bilimin umurunda bile değildir. Çağının çağdaşı bir toplumda dini inançların herhangi bir imtiyazı (önceliği) olamaz. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde de böyledir, bütün laik devletlerin anayasa ve yasalarında da böyledir.

“Camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşın Kuranıkerim öğrenmesini yasaklamak” bir zamanlar Cumhuriyet ve devrimler karşıtı taşra mütegallibesinin (zorba takımının) bilgisiz halkı pıstırmak için kullandığı bayağı yalanlardan biridir. Yalana inanan da yalancıdır! Kuranıkerim (Casiye/7.ayet) senin gibiler için “Yalan ve iftirayı meslek haline getiren ve günaha düşkün olan herkesin vay haline!” der.

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025