Diyanet İşleri Başkanlığı ve başkanı
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Diyanet İşleri Başkanlığı ve başkanı

30.08.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 136: “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.”

Diyanet İşleri Başkanlığı ve dolayısıyla başkanı, anayasamızın 136. maddesine göre özel yasasında gösterilen hizmetleri Cumhuriyetin laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek yerine getirmek zorundaymış.

Buna göre Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayımladığı ve 2024 yılı Cumhuriyet kadınlarını hedef alan hutbede, beden mahremiyetine vurgu yaparak kadınların yabancı erkeklerin yanında ve evlerinin dışında yüz, eller ve ayaklar hariç bedeninin tamamının örtülmesi gerektiği belirtilip “Uzuvları belli eden dar ya da açık elbise giymek, Rabb’imizin emaneti olan bedenin saygınlığını ihlal etmektir. Tesettür müminin süsüdür, fıtri gerekliliktir” diyor ama diyemez. Diyemez çünkü günümüz sahabe dönemi, kendisi de bir halife değildir. Bu kafayla, DİB başkanı olan zat, fırsatını bulursa İran tarzı ahlak polisi teşkilatı kurar.

24 Ağustos 2024 tarihli Cumhuriyet gazetemizin birinci sayfasında DİB’le ilgili önemli bir haber var: “Diyanet kendini Milli Eğitim Bakanlığı’nın yerine koydu, ‘seçmeli ders’ için çağrı yaptı. Cennet vaatli hutbe.” DİB’nin bu cumaki hutbesinde, öğrencilerin din dersini seçmesini isteyen Diyanet, “Hassasiyet gösterelim, ahiretimiz cennet olsun” demiş ama kimse cennet garantisi veremez. Okullarda zorunlu din dersleri var, bununla yetinmiyor, seçmeli derslere de el koymak istiyor. Elinde gelse bütün bilimsel dersleri, müzik, beden eğitimi, resim derslerini de kaldıracak. Anayasanın seninle ilgili 136. maddesinde “Cumhuriyetin laiklik ilkesi doğrultusunda” diyor, sen bu maddeyi ayaklarının altına alıp “İslam dini doğrultusunda” yapmaya kalkışıyorsun. Anayasanın 136. maddesi “Bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir” diyor. Sen Cumhuriyet ve devrimlerine düşman bir zihniyetin emir eri oluyorsun. Ayıptır ve günahtır. Bu kadar egoist olma. Aç ve sefilleri de düşün. Bunun hesabı mahşer günü sorulur!

Ey haddini bilmez Diyanet, müjde, 24 Ağustos 2024 tarihli Sözcü gazetesinin birinci sayfasında da teşhir olmuşsun. Uzun manşet şöyle: “Profesörler, doktorlar yıllardır çalışıyor ama umut yok... Diyanet’in Atatürk alerjisine aşı bulunamıyor. Cuma hutbesinde zafer haftasına yer verildi. Büyük zaferin mimarı Atatürk’ten söz edilmedi.” 

Evrenden söz ederken, “yaratmak” anlamındaki “halk” fiilinin sıfatı olan “Halik” (yaratan) sözcüğüne yapıştırırsın ama kazanılan bir zaferin yapanını yani “Halik”ini bir gâvur gibi unutursun. Yuh sana, gayrı milli, düşman dostu nankör. Anlaşılan sen de Çanakkale Zaferi’nin yeşil sarıklıların veya gökten inen meleklerin sayesinde kazanıldığını iddia edenlerdensin ki 30 Ağustos Zaferi’ni kazanan komutanının Mustafa Kemal Atatürk olduğuna inanmıyorsun. Hadi bunu açıkça söyle de ağzına biber sürsünler.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Çanakkale Zaferi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayımladığı hutbelerde 14 yıldır sürdürdüğü “Atatürk’ü anmama” inadını Zafer Haftası’nda utanmadan tekrarlıyor. 

Son olarak 24 Ağustos 2024 tarihli Cumhuriyet’ten Cengiz Karagöz’ün haberini okuyalım: “Laik eğitimi hedef alan ve uzmanların bütün uyarılarına karşın okullarda uygulamaya konan Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi giderek yaygınlaşırken iktidarın gerici eğitim politikaları devam ediyor. Bunun son örneği de Diyanet’in cuma hutbesinde görüldü. ‘Adabımuaşeret’ temasının işlendiği bu haftaki hutbede velilere seslenilerek öğrencilerin din odaklı ders seçimi yapması gerektiği vurgulandı. Hutbenin ilgili kısmında, ‘Adabımuaşeret kurallarını hayatımızın her alanına hâkim kılmanın gayretinde olalım. Eğitim öğretim müfredatında yer alan adabı muaşeret, Kuranıkerim, peygamberimizin hayatı ve temel dini bilgiler derslerini çocuklarımızın seçmeleri için gerekli hassasiyeti gösterelim’ ifadeleri yer aldı. Hutbede, gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğinin altı çizilerek ‘Dünyamız huzur ve mutlulukla dolsun. Ahiretimiz cennet olsun’ dendi.”

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025