İmam hatip okulları hakkında
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

İmam hatip okulları hakkında

27.12.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bu ay yayımlanan Türk Aydınlanması ve Laiklik (SİA Kitap) adlı kitabımdan bir alıntı yapacağım:

***

“Aslına bakarsanız, imam hatiplerin ders programına fen derslerinin konulması son derece önemli. 25 yıldır bu konuda yazdığım yazılarda hep bunu önermişimdir. İmam hatiplerin kuruluş amacına uygundur. Öğrencilere çok iyi Arapça ve Arapçanın yanında bir Batı dili öğretilmesinin bu okulların kuruluş amacına uygun olduğunu yazmışımdır. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kadrolarında ve camilerde görev yapacak imam ve hatiplerin topluma gerçekten yararlı olacağını düşünmüşümdür. 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu çıkaranların, yasa ile medreseleri, türbe ve zaviyeleri kapatanların ve öteki Devrim Yasaları’nı çıkaranların en büyük amaçlarından biriydi bu: İmam hatip okulları sayesinde, ulema ve ilmiye sınıfının toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine son vermek.

Ama ne olduysa 1950’den sonra oldu ve ‘ulema ve ilmiye sınıfı’nın yeraltına inen kalıntıları bilinçsiz siyasetçileri etkileyerek Cumhuriyetin en içten reformlarından biri olan imam hatip projesini yozlaştırdılar ve geleceğine kibrit suyu döktüler. Böylece imam hatipler gerici ve karşıdevrimci siyasetin arka bahçesi, bostanı oldular.

Bu gerici ve karşıdevrimci dönüşüm, Demokrat Parti’nin, Adalet Partisi’nin, askeri darbelerin ve öteki sağ partilerin eğitim-öğretim politikası haline geldi. 

Şimdi artık, bu paralel (gayrimeşru, yasadışı) eğitim-öğretim tezgâhının, Cumhuriyetin laik okullarını yutma zamanı geldi.” (“İmam-Hatip Liselerine Kıyak” 09.02.2014.)

***

Bu yazıyı yazmamın üzerinden 6 yıl 10 ay geçmiş... Geçenlerde bir dostumdan bir yazımla ilgili bir ileti aldım: Bir vesile ile birkaç imam hatip okulunu yakından görmek fırsatı bulmuş, bana izlenimlerini aktarıyor: Kız-erkek 12-13 yaş grubunda cıvıl cıvıl çocuklarla konuşuyor. Aralarından biri Arapça dersini sevmediklerini söylüyor. Arkadaşım “Neden, Arapça dersi zor mu” diye soruyor. Aldığı cevap şöyle: “Hiçbirimiz o dersi sevmiyoruz.” İyi de Arapçayı sevmeden nasıl Arapça öğrenecekler, nasıl din adamı olacaklar? Arkadaşımın genel izlenimi şöyle:

***

“Bu okulda çalışmam İH’ler hakkındaki bilgilerimi artırdı... Özellikle son yıllarda yapılan İHO’larından birisini ziyaret etmenizi öneririm... Bir kere hemen hepsi kompleks yapı şeklinde. Yani kreş, ilkokul, ortaokul ve lise yan yana. Kreşte başlayan çocuk liseyi burada bitirecek şekilde planlamışlar... İnanılmaz güzel, geniş, ferah, zengin donanımlı bir yapıları var. Müdür odaları, öğretmen odaları tam bir lüks ve şatafat gösterisi. Yukarıdan ‘deneme okulu’ diye adlandırılan bu okullara çok büyük baskı var. Sözünü ettiğiniz başarı düşüklüğünü yok etmek, üst sıralara çıkarmak için inanılmaz bir gayret içindeler. Doğal olarak okul yönetimleri ve öğretmenler de büyük baskı altındalar. Bu deneme okullarında müfredatları değiştirerek matematik ve Türkçe derslerine ağırlık vererek başarı çıtasını yükseltmek istiyorlar... Çocuklar ellerindeki akıllı telefonlarla tanıdıkları dünya ile kendilerine anlatılan dünyanın farklarını yaşayarak görüyorlar ve bu dünyada kalmak istiyorlar. Deneyimim o ki bu teknoloji ve iletişim çağında biat toplumu yaratmak isteyenler çok da başarılı olamayacaklar...”

***

Bu çocuklar genellikle yoksul ailenin çocukları ama IQ bakımından genel ortaokul ve liselere giden çocuklardan daha düşük düzeyde değiller. Ama üniversite sınavlarında en düşük puanları alıyorlar. Çünkü bu okullara ailelerine ve kendilerine rağmen mahkûm edilmişler; öğretmenlerin bile bilmediği klasik Arapçayı öğrenmeden Kuran’ı nasıl anlayacaklar ve mesleklerini nasıl yapacaklar?

Kapatılan Milli Görüş partileri ve AKP, bu okulları kendilerine ebedi iktidarı sağlayacak “Yeniçeri Ocağı” olarak gördüler. Öğrenciler, yeter ki programlanmış robot olarak kurgulansınlar, Arapça öğrenmeseler de olur. Nasıl olsa başka mesleklerde İslamcı amaçlar için kullanılacaklar. 

***

Avrupa’da Rönesans, İncil’in Latinceden ulusal dillere tercüme edilmesiyle başladı. Arapça Allah’ın dili değildir, Hz. Muhammed’in dilidir. Tevrat ve İncil İbranilere İbranice indirildi. Ayrıca Kuran yüzde yüz Arapça değildir, içinde Aramca, İbranice, Farsça, Süryanice, Yunanca, Kıptice sözcükler de vardır. Özel öğrenim görenlerin dışında Arap elitler bile Kuran’ı anlamazlar. Türkiye’de Arapçayla Kuran öğretemezsiniz.

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025