Osmanlı Hanedanı
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Osmanlı Hanedanı

22.03.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye İslamcılarının kendilerine ecdat (ata) seçtiği Osmanlı Hanedanı, çağının çağdaşı olamadığı için sona erdi.

“Çağının Çağdaşı Olmak”ı bir atasözümüz çok güzel ifade eder: “Zaman sana uymazsa sen zamana uy!” Yani “Yaşanılan zamanın koşulları değişime uğrayabilir. Bu durum olağandır ve şartlar bize uyacağı gibi uymaya da bilir. Bu gibi durumda çağın gerisinde kalmak olumsuz bir durumdur. Zaman sana uymazsa sen zamana uy atasözümüz de bunu anlatmaktadır. Eğer çevrenizdekiler değişiyor, yaşantınız değişiyor ise siz buna ayak uydurmalısınız. Çünkü ilerleyen bir şeyi kendinize göre durduramaz ya da uyarlayamazsınız.”

***

Türk atasözünü doğrulayan ilk evrensel olgu, olay, tanık  “Magna Carta Libertatum”dur. Latince anlamı da “Büyük Özgürlükler Sözleşmesi”dir. 1215 yılında imzalanmış bir İngiliz belgesidir. Bu belge ile İngiltere kralının yetkilerinin birkaçından feragat etmesi, yasalara uygun davranması ve hukukun, arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesi zorunlu kılınarak İngiltere tarihinde kralın yetkileri ilk kez kısıtlanmış ve derebeylere bazı haklar tanınmıştır. Magna Carta, günümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihsel sürecin en önemli basamaklarından birisidir.

Sened-i İttifak, (29 Eylül 1808) Osmanlı sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa’nın Rumeli ve Anadolu ayanlarını İstanbul’da toplayarak yapmış olduğu anayasal bazı özellikleri içeren bir antlaşmadır. Ancak yalnız kalan Alemdar Mustafa Paşa, 15 Kasım-18 Kasım 1808’de ortaya çıkan yeniçeri isyanının ilk gününde barut mahzenini ateşleyerek 600 kadar isyancıyla birlikte öldü.

Anayasa hukukçuları, Türk tarihindeki ilk anayasal belge olarak genellikle Sened-i İttifak’ı kabul ederler ve Türkiye’deki anayasacılık hareketlerini bununla başlatırlar. “Devlet iktidarını sınırlandırmayı amaçlayan bir girişim olarak” bu belgeyi 1215 yılında İngiltere’de kabul edilen İngiliz Magna Carta’sına benzetenler de vardır.

Sened-i İttifak, Magna Carta’ya ister benzesin ister benzemesin, aralarında tamı tamına 593 yıl var ki tamı tamına altı yüzyıl. Bu altı yüzyıl içinde Avrupa’da neler oldu neler: 1789 Büyük Fransız Devrimi oldu ve Kilise’nin elinden bütün yeryüzü yetkileri alındı ve arkasından zort çekerek siyaset sahnesinden kovalandı.

Toplumsal değişiklikleri, derebeyliklerin, imparatorlukların sona ermesini, ulus devletlerinin kurulmasını, kapitalizmin ve emperyalizmin ilerlemesini incelemeyi sizlere bırakıyorum. Şu anda Avrupa’da hanedanlar tarafından yönetilen demokratik ve çağının çağdaşı ülkeler var: İsveç, Danimarka, İngiltere, Norveç, Belçika ve 1976’da yeniden kurulan İspanya Krallığı.

Ama Bourbon (Fransa, 1789), Hohenzollern (Almanya- Prusya, 1918), Romanov (Rusya, 1917), Habsbourg (Avusturya-Macaristan, 1918) hanedanlarının çöküşü hem siyasi hem çağa uyumsuzluktan dolayıdır. Aslına bakarsanız Osmanlı Hanedanı da 1918 yılında ve kesin olarak da Sevr Antlaşması ile sona erdi.

II. Abdülhamit 31 Ağustos 1876’da tahta çıktığında Balkanlar’da ayaklanmalar başlamış Rus İmparatorluğu, Osmanlı’ya bir ültimatom vermişti. Büyük Avrupa devletlerinin Haliç tersanelerinde toplanan bir konferansta Balkan sorununu tartıştıkları ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan reformlar yapmasını istedikleri sırada II. Abdülhamit siyasal bir manevrayla 23 Aralık 1876’da Kanun-ı Esasi’yi ilan etti. Böylece I. Meşrutiyet Dönemi başladı.

1876 Anayasası olarak da bilinen Kanun-ı Esasi aslında padişahın egemenlik haklarına bir kısıtlama getirmiyordu. Yürütme yetkisini tümüyle elinde tutan padişah, sadrazam ve vekilleri (bakanları) istediği gibi atayıp görevden alabiliyordu. Meclisin vekiller üzerinde, tıpkı bugünkü gibi, denetim yetkisi yoktu. Padişah, savaş ve barış yapma, istediğinde meclisi kapatma ve yeniden seçimlere götürme yetkisine de sahipti... 

Ama bu pek muhterem ecdat (!) 18 Şubat 1878 günü Kanun-ı Esasi’yi süresiz yürürlükten kaldırdı ve böylece Meclis-i Mebusan’ı kapatan hanedan, siyasal olarak yaşama olanağını kaybetti. Çağının çağdaşı olmayı beceremeyen bir hanedanın sona ermesi çok doğaldır; Osmanlı Hanedanı’nın sona ermesinin, Osmanlı devletinin yıkılmasının siyasal sorumlusu 2. Abdülhamit’tir. Aklı başında bir adam olsaydı, ülkenin laik ve demokratik olması koşuluyla, Osmanlı Hanedanı da şu anda yaşamakta olan Avrupa hanedanlarından biri olabilirdi.

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025