Tersine= Kaderistan
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Tersine= Kaderistan

19.02.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

RİMEDZÖ ECNİ, Bir Macar yazarın adı değil, benim adımın tersine yazılması.

Bir nesnenin, bir varlığın adını tersine çevirirseniz yok olur. Eşek, keşe olur, ne güzel değil mi? Bu yöntemi en iyi ve dahası sadece AKP bilir. Kurulmadan bu yöntemi Milli Görüş partilerinde çırak ve kalfa olarak tahsil etti ve Kahire’deki meşhur Camiat’ül-Ezheri adıyla maruf medrese-i kebirden aliyülâlâ (summa cum laude, “with highest degrees”) mertebesi ile şadetname alarak İhvan-ı Müslimin cemaati cephesinde mümtaz bir makam sahibi oldu.

Sözcükleri ve cümleleri tersine okumada en birinci idi. Bu kabiliyetinden ötürü hep taltif edildi. Ve ondan sonra her şeyi tersine okumaya, tersine yazmaya, tersine hesaplamaya başladı. 2 X 2 bazen 4, bazen 5 oldu, işine nasıl gelirse... Derken bu yöntem KADER formulüne ulaştı ve zihinlerde her adın önüne “Kader” sözcüğünün konması adet oldu. Bu yetmezmiş gibi bütün giysilerin tersine giyilmesi buyuruldu. Uysun uymasın sağ ayakkabı sol ayağa, soldaki sağ ayağa giyilecek.

Sahi, nedir bu kader denilen “Karar!”? Kader ya da yazgı, önceden ve değişmeyecek bir biçimde belirlenmiş olay akışıdır. İster genel ister bireysel olsun, önceden belirlenmiş bir gelecek... Örneğin, benzin tenekesine yanar kibrit atarsanız patlar. Buna “kader” değil “ahmaklık” denir. Kader kavramı aynı zamanda birçok farklı dinde de önemli yere sahiptir. Ancak dinsel kader kavramı çok kaypaktır. Örneğin, bir depremde yıkılan bina da yıkılmayan da “kader” icabıdır. Hem “yıkılmak” hem “yıkılmamak” kader olamaz. Böyle bir yorum kaypaktır. Gerçekte deprem talimatına uygun yapı yıkılmamış, uygun olmayan yıkılmıştır. Amma ve lakin kadercilerle baş edemezsiniz: Kaderciye göre binaların deprem talimatına uygun yapılıp yapılmaması da kaderdir.

İnternetin bir yerinde felsefedeki determinist anlayışın kader üzerine kurulu olduğunu okudum. Tepeden tırnağa yanlıştır.

Determinizm, belirlenircilik, gerekircilik veya belirlenimlilik evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre doğanın düzeninde her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir. Bu düzeni kim kurdu diye sorarsanız, sofu dinci “Tanrı” der, ama dinsel inançlara göre böyledir ama aynı Tanrı insana bireysel yani özgür irade de vermiştir.

Doğa olaylarını lütfen Tanrı’ya fatura (havale) etmeyin, önce eşeğinizi sağlam kazığa bağlayın. Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin ardından 40 binden fazla vatandaş hayatını kaybetti, binlerce ev yıkıldı. En ağır hasarı alan Hatay’da taş üstünde taş kalmadı ama bir ilçede (Erzin) ne bir bina yıkıldı ne de can kaybı oldu. Çünkü Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu ilçede bir tane kaçak yapıya izin vermemiş... İzin vermemiş de hemşerileri tarafından “Ula dünyada namuslu bir tek sen mi kaldın?!” diye eleştirilmiş. Böyle densizlik edenler şimdi Elmasoğlu Ökkeş kardeşimizin elini ayağını öperek özür dilemelidir. Yönetim iradesi ilhamını bireysel ve genel laik ahlak ilkelerinden almıyorsa, geçmiş olsun! Şimdi geldik zurnanın zırt dediği yere: Önce bir “söz temsili” ile başlayalım işe: Koyun sürüsü, köpek ve kurt üçlemi. Köpek sürüyü kurda karşı korur; sürüyü kaç köpeğin koruyacağına sürü sahibi karar verir. Köpek(ler)in sayısı yetersiz ise ya da köpekler tırsarsa, kurt(lar) sürüyü boğar.

Doğanın işlerini anlamak, onlarla anlaşmak, uzlaşmak mümkündür. Sizin ferasetinize ve iradenize kalmış. Ama bazı işler, bazı sözler vardır ki nitelemek için sıfat bulamazsınız: R.T. Erdoğan 1999 depreminde “Kader” dememiş; 2003 depreminde “Bu, kader diye geçiştirilemez” demiş; 2023 depreminde ise “Bunlar kader planı” dedi.

 Başkalarını bilmem, işlerine karışmam ancak isteyen benim bacağımla asılır. Ben bir “BOŞ DEFTER”im, felsefi kavram olarak bir “TABULA RASA”yım... Tabula Rasa, yani Boş Levha ya da Boş Defter! Anlaşıldı mı? Boş defterime kendi elimle, kendi kalemimde yazarım. Buna “çağının çağdaşı olmak” denir!

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025