Türkiye’nin Kürt sorunu
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Türkiye’nin Kürt sorunu

24.03.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

2015 yılında yayımlanan ve 2000-2013 yılları arasında yazdığım yazılardan oluşan Türkiye’nin Sırat Köprüsü Açılım Masalı1 adlı bir kitabım var. Kitabın önsözü şöyle başlıyor: “Elinizdeki kitap bir Kürtçülük tarihi değildir, Kürtçülük isyanları tarihi de değildir. Ama bu konularda söylenip yazılan yalanları bozmayı, iftiraları dağıtmayı, konu bağlamında kurulan fesatları ortaya çıkartmayı amaç edinmiş bir gazete yazısı tomarıdır. Kürtçülük karşıtı, Kürt dostu bir kitaptır.”

Aynı zamanda Türkçülük karşıtı bir kitaptır. Türkçülük ve Kürtçülük işe karışırsa, Kürt sorunu demokratik ortamda, barışçı yöntemle çözülemez. Kitap, sorunun demokratik ortamda, barışçı yöntemle çözülmesinin yolunu da göstermektedir: Türkiye’nin bir üniter ulus devlet olduğu unutulursa bu sorun çözülemez.

Kitapta yer alan yazıların yazıldığı dönemde kürt sorununda önemli bir rol oynayan Paris Kürt Enstitüsü başkanı, Kürtçü ve kerameti kendinden menkul Kendal Nezan artık sahnede yok. Artık, HDP’yi yönetenler, uluslararası belgelere ve ilkelere göre okullarda “anadilde öğretimin” mümkün olmadığını ancak okullarda Kürt dilini öğrenmenin devletin yükümlülüğünde olan bir hak olduğunu; “anadilde öğrenim” talebinin özerlik ve federasyon istemek anlamına geldiğini, sanırım, öğrenmiş bulunuyorlar.

Yerel yönetimlere gelince: Türkiye’nin bütün yerel yönetimlerin sahip olduğu özerklik ve yetkilerden asla daha az olamaz. Yani 1921 Anayasası’nın 11. maddesinde yazdığı gibi.

Özetleyecek olursam: “Anadilde Öğretim” koşul olarak masaya getirilmez ise Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı ile HDP arasındaki görüşmeninin olumlu sonuç vermesinin önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.

HDP’nin çağrısının (tutum belgesi)2 11. maddesi Millet İttifakı’nın yayımladığı anayasa taslağı ile “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” içinde yer almaktadır.

1- Türkiye’nin temel ihtiyacı demokrasidir. Kuvvetler ayrılığının işlediği demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz.

2- Yargı, yürütmenin vesayeti altındadır. Yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti yerle bir etmiştir. Tüm siyasi davaların ortadan kaldırılması gerekli.

3- Kayyum anlayışına son verilmesi acildir.

4- Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur. HDP çözüm için hazırdır.

5- Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, işbirliğine yönelik stratejiler dış politika anlayışının temelidir.

6- Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak vazgeçilmez adımlardır.

7- İstihdamın artırılması, işsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldıracak “Hakça Dağıtım Programı” en büyük toplumsal ihtiyaçtır.

8- KHK’lerle yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda liyakatin esas alınması gereklidir.

9- Doğa ve çevre tahribatına yol açan tüm projelerin, başta Kanal İstanbul olmak üzere durdurulması gereklidir.

10- Gençlerin kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri, eğitim sistemindeki çarpıklıkların giderilmesi özgür ve güvenceli yaşamın gereğidir.

11- Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır.

Avrupa Birliği’nin “Türkiye İçin Katılım Ortaklığı” metni “Anadilde Öğretim (Öğrenim)” hakkına açıklık getirmektedir:

“Kültürel çeşitliliğin sağlanması ve kökenlerine bakılmaksızın tüm vatandaşların kültürel haklarının güvence altına alması. Bu hakların kullanılmasını engelleyen her türlü yasal hüküm-eğitim alanındakiler de dahil olmak üzere kaldırılmalı.”

(“Ensure cultural diversity and guarantee cultural rights for citizens irrespective of their origin. Any legal provisions venting the enjoyment of these rights should be abolished, including in field of éducation.”)

Görüldüğü gibi Avrupa Birliği, anayasanın 42. maddesini kaldırılarak Kürtçenin eğitim-öğretim dili olmasını istemiyor. Böyle olsaydı, kısa vadeli hedefler arasında yer alan “Türk vatandaşlarının kendi anadillerinde televizyon ve radyo yayını yapmalarını yasaklayan her türlü yasal hükmün kaldırılsın” maddesinde olduğu gibi bunu açıkça yazardı.3


1 Tekin Yayınevi, 2015

2 Tam adı: “Demokrasiye, Adalate, Barışa Çağrı Deklarasyonu”.

3 Türkiye’nin Sırat Köprüsü Açılım Masalı, s. 23-24-25.

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025