Göçmenlik yılları anılarımızın direği Paşabahçe gemisi
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Göçmenlik yılları anılarımızın direği Paşabahçe gemisi

16.08.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

İçimizi karartan yaşam zorluklarının içine gömülmüş yüreğimizi karartmakla olmuyor. Yaşam sevincimizi, direncimizi yükseltecek tutunacak değerler, anılar, tanıklıklara ilişkin kafa patlatmanın ötesinde yaratıcı üretime gereksinim giderek önem, anlam kazanıyor. “Ne olacak alt tarafı eski bir gemi onarılmış, yaşamımızın içine, geçmiş anıları, değerleri ile sokuluvermiş” deyip geçmeyin. İstersek, ortak katkıları, anıları birbirlerinin üzerine eklemlersek Cumhuriyet tarihimiz, devrimlerimiz üzerinden kazanılmış toplumsal, sanatsal, üretken pek çok değerimizi yeni kuşaklara taşıyabiliriz. Haksız, boşuna (Z kuşağı) deyip kuru kuruya eleştirmekten kurtulabiliriz..

Bendenize, elbette, göçmenlik yıllarımızın tanıklıklarının simgesi, direği, Paşabahçe gemisinin onarılıp yüzdürülmesi için İBB’ye özel teşekkür etmek düşüyor. 1956 Ağustosu’nda Priştine, Tito Yugoslavyası’ndan ayrılmıştık. Davette sorumluluk üstlenen anneannemin ağabeyleri topu bir arada sahildeki Büyükada Kilisesi’nin müştemilatında ömür boyu kiracı olarak yaşamayı seçerek görevlerini sürdürdüklerinden, aynı müştemilatın odalarına yerleştirilmiştik. Üsküp’ten kalkan tren Sirkeci’ye yanaşmış, tramvayla Karaköy’den köprü üzerindeki iskeleye girilip Paşabahçe gemisinin yolcusu olmuştuk.

Ailenin hayatta kalmış son bireyleri, çevrelerine adalı dostlarını katmış, iskeleden karşılamışlardı. Yemeğin ardından gelenek olduğu üzere büyük fayton turuna çıkılmıştı. Yolculuğa alışkın olmadığım için başımın dönmesi ile bağlantılı çok da zevkine varamamıştım. Gerçek şu ki 1952’de İtalya’da yapılmış, ikiz gibi, Paşabahçe-Fenerbahçe gemileri, 58 yıl boyunca adalara giden yolcuların anılarına, yaratıcılığında rol oynadıkları sanatçıların, birbirinden değerli sanat eserleri sayesinde de kazınıp kalmışlardı. Can veren tüm Cumhuriyet kuşağı, değerlerini yükseltmiş sanatçılarımızın hepsine birden en içten teşekkürlerimizle..

***

İsimleri, katkı yaptıkları sanat eserlerini saymaya kalksak ciltler almaz. 2010 yılında filodan çıkarıldıklarını sonradan duyduğumda elbette burulmuştum. Paşabahçe’nin onarılıp yüzdürülmesi haberi, törenin içerik üzerinden söylemleri, elbette geleceğe dönük umutlarım için sevindirici. Tarih bilincini sanatçıların dönemlere ilişkin katkıları ile beslemekte sınır koymadan çalışmak gerek. İlk aklıma gelenler arasında, yaşamına tanıklık ettiğim, ailesinden Büyükada kökenli, şiire, toplumsal değerlere katkıları nedeni ile uluslararası ölçeklerde de bilinen, ödülleri olan şair arkadaşım Gülsüm Cengiz’i anmadan olmaz. Ada vapuru yolculuklarında paylaştığı şiirleri yeter de artar diyecektim ki. Son titiz çalışmalarının ürünü, Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerinin simgesi Florya Köşkü’nün hemen yamacında, İlk Basın Sitesi çevresinde yaşamış, sayısız eserler vermiş ünlü edebiyatçılar, yazarlar üzerinden çalışması yerel belediyeciliğin bu türden tarihe sınırsız katkılarının bir yenisi olarak karşıma çıkıverdi.

Uygarlıklar tarihinde henüz bilemediğimiz kadar gerilere uzanan İstanbul, dünyanın da en önemli kültürel merkezlerinden biri olarak yerinin, değerinin belirlenerek geliştirilmesi gerekirken, nasıl bu kadar ağır, hor olarak kullanılabildi? Ancak bir sömürge ülkesinde görülebilecek boyutlarda betonlaştırılıp nüfus patlaması, kültürsüzlük odağı, her tür kirli çıkar merkezi haline getirilmeye kalkışılmasını asıl sorgulamak, suçlamak gerek. Ortada dünya ölçeğinde yaşanan tek gerçeklik, sözde kentleşme adına bir kentin kültürel varlıklarının talan edilmesi, suç ekonomisinin aracı haline getirilmesi, amip gibi nüfus patlaması ile kültürsüzlük adına devleştirilmesi ancak sömürge ülkelerinde gerçekleştirilmiş olduğudur.

İstanbul’a yapılmış bu ağır ihanetleri silmek öyle kolay bir iş hiç değil. Çok zorlu, uzun soluklu katilamların kuşkusuz geçmiş suçluları da pek çok. Ancak 2002 yılı sonrası katliamlarının hızı, boyutlarında bir başka örneği, Türkçesi (katilamı) dünyadan bile gösteremezsiniz. “Affedersiniz”, “Düzelteceğiz” demelerle hiçbir şey düzelmiyor..

Yazarın Son Yazıları

Oğulları, babaları rehin alan vicdan...

Güncel, kişisel bir aileye dönük özel savunma yapmak durumuna düşmek istemiyorum.

Devamını Oku
04.10.2025
Sabahın köründe herkes yaşam derdinin peşinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, özel davet eden “dostum Trump” görüşmelerinin kapı arkasının kuşkusuz dedikoduları ağır basacaktır. İlk çıkarımlar, yorumlardan öğrenilebildiği kadarı ile Rusya’dan gelen enerjiden vazgeçilmesi dayatması ağır basmakta. Cumhurbaşkanımızın koşulları içinde; “Midyat’a pirince gidilirken eldeki bulgurun uçup gitmesi” gibi bir tablo ile yüz yüze kalınmış.

Devamını Oku
30.09.2025
Trump’ın cumhurbaşkanı üzerinden Türkiye’yi yönetme programı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri, Dolmabahçe görüşmeleri üzerinden gündeme geldiği gerçekliği yalanlanmadı.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın ipi ile kuyuya inilir mi?

Sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklediği davetin tarihi de Özel’in önceden duyurduğu doğrultuda Beyaz Saray tarafından dünya kamuoyuna da ilan edilmiş oldu.

Devamını Oku
23.09.2025
Evdeki hesap çarşıya uymuyor

Ülkemiz içindekiler için de geçerli olmak üzere, dünya çapında yaşanmakta olan gelişmelerin bütününe dönük baktığımızda, yaşananları özetlemeye dönük bana en uygun gelen başlığın “Evdeki hesap çarşıya uymuyor” olduğunun altını çizmek istedim.

Devamını Oku
20.09.2025
CHP’ye yargı kıskacı: Vatandaşı çaresiz bırakma düşü

En garip olanı da onlar adına Suriye politikalarında başı çeken, İçişleri Bakanları Hakan Fidan ile tam tersi anlamlar çıkan açıklamalarının sonunu hiç duyamıyoruz.

Devamını Oku
16.09.2025