Gülen’den ‘FETÖ’ çıkınca; görevler ‘Kavakçı’lara mı kaldı?
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Gülen’den ‘FETÖ’ çıkınca; görevler ‘Kavakçı’lara mı kaldı?

19.07.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kaygılanmayın güncel çok haklı tartışmaların üzerinden yargıçlık yapmaya kalkışmayı düşünmüyorum. Geleceğimizi bağlayacak olan görev, sorumlulukların dışına kaçışların satır aralarına ilişkin hepimizin ortak kaygılarını paylaşmayı seçiyorum. Güncel tartışmalar üzerinden altı çizilen gerçeklerin sonuçlarının çok ürkütücü olabileceğini öngermek için kâhin olmaya gerek bile yok.

En yakın tarihimizden iktidarlarının süreçlerindeki icraatlardan kimi gerçekleri paylaşarak altlarını çizmekle yetineceğim. En başından siyaseten Erdoğan liderliğinde kuruluşu gerçekleştirilen AKP iktidar ortaklığının ilk sürprizi, iktidar ortaklığı üzerinden ortaya çıkan beklenmedik iktidar ittifakı olmuştu. Gazetecilerin, elbette Gazeteciler Sendikası ile tüm meslek örgütlerimizi kapsar biçimde kuşkularına yol açan, çalışan gazetecilerin patronlarından gelen baskılara karşı kazanılmış haklarımızın, gasp edilmesinin önünü açacak arayışlardı.. Büyük patronların doğrudan pazarlık yolunu seçerek, Erdoğan liderliğindeki yeni partinin koşulsuz desteklenmesi karşılığı göreceli bağımsız gazeteciliği koruyan haklarımızın geri alınması sözü üzerinden yapılan görüşmeler olmuştu.

Erbakan’ın liderliğinde kurgulanmış Milli Görüş’ten kopuşu kurucularından birçoğu da bizimle birlikte şaşkınlıkla izlemişlerdi. 2002’nin içinde, İşveren Sendikası’nın şemsiyesinde, büyük medya patronlarımızın güçlerini pervasızca kullandıkları ataklarında, gazetecilerin göreceli bağımsızlıklarını koruyabildikleri 212 sayılı yasamızın kaldırılması pazarlık konusu yapılmıştı. Karşılıklı uzlaşmanın sağlandığı haberini ne yazık ki Türkiye İşveren Sendikası Konfederasyonu üyelerinin tanıklıkları ile öğrenmiştik.

***

Uzatmadan Erdoğan liderliğinde Gülen-AKP ortaklığı yıllarında Kıbrıs üzerinde BM Başkanlığı şemsiyesinde yapılan görüşmelere geçelim. Annan’ın karşısında Kıbrıs üzerinden yapılan ikili barış görüşmelerinde Erdoğan liderliği tutanaklı, Dışişleri resmi görevlilerinin katılımı ile, kayıtlı tutanaklı görüşmeler yerine bugünkünün aynısı özel çevirmenler kullanılmıştı. Polemik yapmayacağım inancı ile, Erdoğan’ın ameliyatlarına katılmış doktorlarından yüzleşmeli uyarı almış, meslek örgütlerimle paylaşmam istenmişti. Elbette gereğini yerine getirmiştim. Yalnız özel katılımlı görüşme üzerinden olabileceklere ilişkin uyarılmıştık.

Beraber yürüdüler bildikleri yollarda. İktidar ortaklığı içinden çoğunluk bizim gibi kaygıları paylaşsalar da ağızlarını açamamışlardı. Olanlar olmuştu. İktidarları “Yes be Anam” odaklı kampanyaların başını çektiler. Olanlar oldu. Kıbrıs’ta barışa doğru tek bir adım atılmamış olarak bizim kapısının içine sokulmadığımız AB’ye üyelik Kıbrıs Rum Yönetimi’ne ödül olarak verilmişti bile. Arkası AB içinden vetolarla üyelik girişlerimiz de içinde, çıkarlarımız ile ters kararlarda Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kullanılmasını ömür boyu yaşadık. Oysa Yunanistan’a da Rum Yönetimi’ne de Avrupa kapılarını gönüllü, karşılıksız açan biz olmuştuk.

***

Sendikacılık deneyimlerinde çok sevilen özdeyişimiz “Yöntem hep aynı yöntem”dir. Sayısız birlikte tanıklık ettiğimiz örneklemelerle sizleri bıktırmaya niyetim yok.. “Saygıdeğer” iktidar ortağı Gülen Hoca’nın ekibi, Amerika’nın ileri çıkarları üzerinden, Erdoğan liderliğindeki iktidara son vermek üzere, fiili, askeri boyutları ile darbe havalarında operasyona kalkışıp, Rusya ağırlıklı kaygıları hoplatınca. Türkçesi Erdoğan’la o tarihlerde arası hiç iyi olmayan Putin yönetimi, KGB deneyimli çıkışıyla, Suriye’de zorlandıklarını unutmayıp Anadolu topraklarında bir iç savaşı göze alamayıp, doğrudan devreye girince, FETÖ operasyonu fiyasko ile sonuçlandı.

Görüldüğü üzere Amerika’nın güncel iktidarındaki isimlerin değişmesi hiç fark etmiyor, çıkarlardan yana yeni bir ittifak adına masaya oturulunca, yine resmi elçiliklerimiz, resmi yazılı kayıtlar bir yana atılarak, özel çevirmen kullanma yolu seçilmiş oluyor. Yine geçerli uluslararası ilişkilerin kuralları bir kenara atılıveriyor. Kavakçı ailesinin vezgeçilmez bağlılığı, Amerika ile sıcak ortaklıkta, aileden biri olmazsa, bir diğerinin görevlendirmesini getiriyor. Türkiye’nin çıkarlarının kaygısı ile çıkılmayan bir yola girilmiş bulunuluyor..

Yazarın Son Yazıları

Oğulları, babaları rehin alan vicdan...

Güncel, kişisel bir aileye dönük özel savunma yapmak durumuna düşmek istemiyorum.

Devamını Oku
04.10.2025
Sabahın köründe herkes yaşam derdinin peşinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, özel davet eden “dostum Trump” görüşmelerinin kapı arkasının kuşkusuz dedikoduları ağır basacaktır. İlk çıkarımlar, yorumlardan öğrenilebildiği kadarı ile Rusya’dan gelen enerjiden vazgeçilmesi dayatması ağır basmakta. Cumhurbaşkanımızın koşulları içinde; “Midyat’a pirince gidilirken eldeki bulgurun uçup gitmesi” gibi bir tablo ile yüz yüze kalınmış.

Devamını Oku
30.09.2025
Trump’ın cumhurbaşkanı üzerinden Türkiye’yi yönetme programı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri, Dolmabahçe görüşmeleri üzerinden gündeme geldiği gerçekliği yalanlanmadı.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın ipi ile kuyuya inilir mi?

Sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklediği davetin tarihi de Özel’in önceden duyurduğu doğrultuda Beyaz Saray tarafından dünya kamuoyuna da ilan edilmiş oldu.

Devamını Oku
23.09.2025
Evdeki hesap çarşıya uymuyor

Ülkemiz içindekiler için de geçerli olmak üzere, dünya çapında yaşanmakta olan gelişmelerin bütününe dönük baktığımızda, yaşananları özetlemeye dönük bana en uygun gelen başlığın “Evdeki hesap çarşıya uymuyor” olduğunun altını çizmek istedim.

Devamını Oku
20.09.2025
CHP’ye yargı kıskacı: Vatandaşı çaresiz bırakma düşü

En garip olanı da onlar adına Suriye politikalarında başı çeken, İçişleri Bakanları Hakan Fidan ile tam tersi anlamlar çıkan açıklamalarının sonunu hiç duyamıyoruz.

Devamını Oku
16.09.2025