Sonunda susan değil, direnen kazanıyor...
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Sonunda susan değil, direnen kazanıyor...

19.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gündemimizde öncelikli, kamuda çalışan örgütlü işçi sendikalarının sözleşmeleri vardı. 12 Eylül’ün mirası, dünyada bir örneği olmayan, adı grev ertelemesi, özünde grev hakkının kullanılamaz olmasını sağlayan bir yasal düzenlememiz var. Onda bile, parlamenter düzenin geçerli olması, işçi sendikalarının grev kararı almış olmaları zorunluydu. Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı süreçlerinin gerçeğinde, düzenlemedeki parlamentonun varlığı ortadan kaldırıldığı gibi, atanmış bakanlar düzeninde, dudak uçuklatan bir uygulama ile yüzleşiverdik.

Sözleşmenin tarafı işçi sendikaları grev kararı almamışken hukuksuzluğun hukuksuzluğu bir kararla, söz konusu işçi grevlerinin yasaklandığı ile yüzleşiverdik. Asıl taraf sendikaları adına yüz kızartıcı gelişmeler ise hukuksuz yasaklamanın ardından iktidar tarafından kabul edilen ücret artışlarının, yasal tarafta duran işçi sendikaları konfederasyonlarının isteklerine uyumlu olduğu açıklaması ile gelmiş oldu. Tabandan gelen protestolara kulak kabartan çıkmadı.

Bugünün gündeminde ise kamuda çalışan memurların sözleşmelerine ilişkin görüşmelerden gelen gelişmelerin haberleri var. Yaşananlardan canları çok yanmış, yaşadıkları yaşam koşullarının dayatmaları, acımasızlıklarının isyanında, kamuda çalışan memurlarımız, grev hakları olmaksızın, emeklilerinin de ücret artışları da içinde olarak dün gündeme getirdikleri direnişleriyle karşımıza çıktılar. Elbette dertlerini kamuoyu ile paylaşmak, desteklerini kazanabilmeye dönük olarak da yıllar içindeki dudak uçuklatan yaşam kayıplarının verilerini paylaştılar.

Hükümetin dün akşam yaptığı son teklifler beklenenden de düşük kalınca gelir adaletsizliği, ücret dengesizliği tartışmaları, eylemler, önümüzdeki günlere sarkacak.

***

Saray cephesinin, eline geçirilmiş yargı kadroları eliyle hukuksuzluk icraatlarında ise kafalara son seçimlerde kaybedilmiş belediyeler üzerinden caydırıcı kararlarla yürümek takıntısı hız kesmiyor. Her yeni güne birden çok haksızlık, hukuksuzluk düşüyor. Dinler, tarikatlar üzerinden geriye gidişte zincirler kopmuş, akla izana sığdırılamayacak yeni çarpıcı örneklerle yüzleşmeler yaşanıyor. Diyanet, hesapsız, kitapsız suç üzerine suç eylemlerini üstleniyor; kadınlarımız, yasal miras haklarından şeriat düzenine geçiş yolunda, suç işleniyor olarak boyun eğmeye zorlanıyorlar.

Saray cephesi adına, kös dinlemiş, kulakların tıkandığı bir panikten söz edebiliriz. Besbelli ortalığa saçılmış haksızlık, hukuksuzlukların en abartılmış olanlarının içinden bile, kimi uygulamalara son verilmesi yolunda uyarı yapabilecek, içeriden, kendilerinden kimselerde ses çıkarabilecek yürek kalmamış. En canı yanmışlar içine düşmüş olabilenlerden kimi örneklerde, kalabalık bir mitingde karşısında Özgür Özel olunca ancak “Bugüne kadar AK Parti’ye oy verdim. Hâlâ da üyesiyim. Ancak yaşayamaz, insan içine çıkamaz olduk” cümlelerini kurabilenlere de tanık olmaya başladık.

***

Kimlik bağımsızlıklarını koruyabilen, kadın hakları örgütlenmelerinin, kadınların Diyanet’ten gelen, şeriat düzenine, miras haklarından gönüllü vazgeçmeleri çağrılarına karşı boyun eğmeme çıkışları elbette sorumluluklarının doğası içinde var. Doğrusu kuşkusuz kamuoyundan gizlenerek, en bağnaz aşiret, tarikat düzenleri içinde haklarından vazgeçmeye zorlanan kadınları savunmak da onların görev alanlarına giriyor.

Toplumsal gelişmelerin bütünlüğü içindeki gelişmeleri dikkatle izlediğimizde ise ortaya çıkan çıplak gerçeklik çok önemli, bir o kadar da anlamlı izlenebiliyor. “Sonunda susan değil, direnen kazanıyor.”

Yazarın Son Yazıları

Oğulları, babaları rehin alan vicdan...

Güncel, kişisel bir aileye dönük özel savunma yapmak durumuna düşmek istemiyorum.

Devamını Oku
04.10.2025
Sabahın köründe herkes yaşam derdinin peşinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, özel davet eden “dostum Trump” görüşmelerinin kapı arkasının kuşkusuz dedikoduları ağır basacaktır. İlk çıkarımlar, yorumlardan öğrenilebildiği kadarı ile Rusya’dan gelen enerjiden vazgeçilmesi dayatması ağır basmakta. Cumhurbaşkanımızın koşulları içinde; “Midyat’a pirince gidilirken eldeki bulgurun uçup gitmesi” gibi bir tablo ile yüz yüze kalınmış.

Devamını Oku
30.09.2025
Trump’ın cumhurbaşkanı üzerinden Türkiye’yi yönetme programı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri, Dolmabahçe görüşmeleri üzerinden gündeme geldiği gerçekliği yalanlanmadı.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın ipi ile kuyuya inilir mi?

Sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklediği davetin tarihi de Özel’in önceden duyurduğu doğrultuda Beyaz Saray tarafından dünya kamuoyuna da ilan edilmiş oldu.

Devamını Oku
23.09.2025
Evdeki hesap çarşıya uymuyor

Ülkemiz içindekiler için de geçerli olmak üzere, dünya çapında yaşanmakta olan gelişmelerin bütününe dönük baktığımızda, yaşananları özetlemeye dönük bana en uygun gelen başlığın “Evdeki hesap çarşıya uymuyor” olduğunun altını çizmek istedim.

Devamını Oku
20.09.2025
CHP’ye yargı kıskacı: Vatandaşı çaresiz bırakma düşü

En garip olanı da onlar adına Suriye politikalarında başı çeken, İçişleri Bakanları Hakan Fidan ile tam tersi anlamlar çıkan açıklamalarının sonunu hiç duyamıyoruz.

Devamını Oku
16.09.2025