‘Tito’ Yugoslavya’sı dersleri... Özgürlük ayrımcılık sınırları...
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

‘Tito’ Yugoslavya’sı dersleri... Özgürlük ayrımcılık sınırları...

02.09.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yazarımız Prof. Emre Kongar’ın 31 Ağustos Pazar günkü köşesinde yazdığı, Yugoslavya örneği başlıklı yazısı üzerinden, kimi geçmişten tanıklığını paylaştığım, Cumhuriyet gazetesinde de yayımlanmış anlamlı gelişmeleri de anımsatmanın yararlı olabileceğini düşünüyorum.

Doğduğum topraklarda, Kosova, Priştine’de en azından biz çocuklar için yaratılmış, savaştan ağır bedeller ödeyerek çıkmış, Yugoslavya topraklarında yaratılmış koşullardan payını alabilmiş, çocukluk anılarım çok değerliydi. Aynı okulların çatısı altında, ortalama üç dilde eğitim alabilme şansını yakalamış, her sabah beden dersi ile eğitime başlayan, öğleden sonraları da aynı okulların çatısı altında isteğine, yeteneğine göre kültür-sanat-spor etkinliklerine katılabiliyorduk.

Hafta sonları kafalarımızda bitlenme olmasın diyerek saçlarımıza bir toz pompalanıyor, çok sık hastalıklara karşı aşılanıyorduk. Yazın en yakın orman alanlarında ücretsiz kamplara taşınıyor, farklı kültürler, dinlerden çocuklar olarak aynı sokaklarda tarihlerine göre, yumurta bayramlarından ramazan kutlamalarına, Tito’nun doğum günü de içlerinde, çocuklar olarak özgür, sabahlara kadar sokaklarda koşturabiliyorduk.

***

Elbette izi kalmamış günümüzün olumsuz koşullarında geçmişe ağıt yazmak gibi bir kastım söz konusu olamaz. Günümüzün de izleyicisi Cumhuriyet okurları, Amerika odaklı Yugoslovya toprakları üzerinde kişisel kanıma göre en çok Tito Yugoslavya’sı kültürünü yok etmek üzere uygulanmış, bana göre Çernobil tadında radyasyonlu bombardımanlar sonrası bilemediğim sayıda çok akraba, arkadaşlarım da içlerinde olmak üzere yüksek oranlı ölümleri anlatan kimi diziye dönüşmüş yazılarımı da anımsayacaklardır.

Ancak bu yazı ile asıl anımsatmak istediklerim, Tito’nun son yılları, Ecevit’i de içine katmaya çabaladığı gelişmeler üzerinden olacak. Görgü tanıklarının isimlerini de vererek yine Cumhuriyet gazetesinde de yayımlanmış kimi gelişmeleri en özet boyutları ile yeniden paylaşmalıyım. Yıl 1976, Tito 3. dünya liderliğinden emekli olmuş. Kendisinden sonrası için çok kaygı duyduğu, dinler, ırklar üzerinden savaşları durdurabilmeye dönük son bir şansını kullanmak istiyor.

Tito Yugoslavya’sının dönem Türkiye Büyükelçisi Ramadan, Priştineli dayımın Belgrad Üniversintesi’nde göç nedeni ile yarım kalan öğrencilik yıllarından yatakhane arkadaşı. Nadir Nadi’nin bir tür ayrıcalıklı olarak benim izlememi istemesi kişisel şansım. Tito, Ecevit’in yükselişini izlemiş 1977 sonrasına dönük kapı açmaya çalışıyor. Bosna’nın Banja Luka dağında gerçekleştirilen özel görüşmede Tito, Ecevit’i bağrına basarken geçmişte üçüncü dünya liderliğinin, laik Türkiye Cumhuriyeti ile ilişki kuramamasının sakıncalarının altını çiziyor.

***

Büyükelçi Ramadan’ın benle aynen paylaştığı üzere, kullandığı cümlelerin değerini anlamamak, aynen Cumhuriyet okurlarıyla da paylaşmamak olanaksızdı. Öncelikle başta Abdünnasır olmak üzere, İslam ülkeleri liderlerinin başka dinden kendisini başkan yaptıkları için özverilerine teşekkür ediyordu. Sonrasında tümünün kökenlerinin şeriatçı diktatörlüklere dayanıyor olmasının altını çiziyordu.

Devam analizlerine geçerken de o tarihlerde laik Türkiye Cumhuriyeti ile bağlantı kurulamamış olmasına hayıflanıyor, devamı değerlendirmesinde kurduğu cümleler içinde ise dünyanın yaşamakta olduğu iki kutuplu düzenin açtığı yaraların altını çiziyordu. İnsanlık adına yaşanan kanlı düzenden çıkılabilmesi yolunda bir umut olarak, birlikte çabalarla bir şeylerin yapılabilmesine dayanak arıyordu.

Tito çok yaşlı, Ecevit ise umutların aksine bir sonraki yıl geldiği iktidarda sadece bir ay kalabilmişti. Umutlu arayışlar için yapılabilenler çok azdı, çok geç kalınmıştı.

İlgili Konular: #yugoslavya

Yazarın Son Yazıları

Oğulları, babaları rehin alan vicdan...

Güncel, kişisel bir aileye dönük özel savunma yapmak durumuna düşmek istemiyorum.

Devamını Oku
04.10.2025
Sabahın köründe herkes yaşam derdinin peşinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, özel davet eden “dostum Trump” görüşmelerinin kapı arkasının kuşkusuz dedikoduları ağır basacaktır. İlk çıkarımlar, yorumlardan öğrenilebildiği kadarı ile Rusya’dan gelen enerjiden vazgeçilmesi dayatması ağır basmakta. Cumhurbaşkanımızın koşulları içinde; “Midyat’a pirince gidilirken eldeki bulgurun uçup gitmesi” gibi bir tablo ile yüz yüze kalınmış.

Devamını Oku
30.09.2025
Trump’ın cumhurbaşkanı üzerinden Türkiye’yi yönetme programı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri, Dolmabahçe görüşmeleri üzerinden gündeme geldiği gerçekliği yalanlanmadı.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın ipi ile kuyuya inilir mi?

Sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklediği davetin tarihi de Özel’in önceden duyurduğu doğrultuda Beyaz Saray tarafından dünya kamuoyuna da ilan edilmiş oldu.

Devamını Oku
23.09.2025
Evdeki hesap çarşıya uymuyor

Ülkemiz içindekiler için de geçerli olmak üzere, dünya çapında yaşanmakta olan gelişmelerin bütününe dönük baktığımızda, yaşananları özetlemeye dönük bana en uygun gelen başlığın “Evdeki hesap çarşıya uymuyor” olduğunun altını çizmek istedim.

Devamını Oku
20.09.2025
CHP’ye yargı kıskacı: Vatandaşı çaresiz bırakma düşü

En garip olanı da onlar adına Suriye politikalarında başı çeken, İçişleri Bakanları Hakan Fidan ile tam tersi anlamlar çıkan açıklamalarının sonunu hiç duyamıyoruz.

Devamını Oku
16.09.2025