Ucube başkanlık mı? Demokrasi cephesi ittifakı mı?
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Ucube başkanlık mı? Demokrasi cephesi ittifakı mı?

04.05.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Erdoğan liderliğinde, o zamanki iktidar ittifakları içinde, Gülen cemaati ortaklığında, referandum oylamasına sunulup kabul ettirilen başkanlık rejimi metninde, dünyada bir başka örneği olmayan ucube modelin içinde, çift şapkalı, Tek-adam, Saray rejimi oluşturulduğunda, seçimlere de hile karıştırıldığı tartışmalarını unutalı çok oldu. Yasama-yürütme-yargı erkler ayrılığının sınırsız çiğnenebilmesi oyunlarına açıkların, bugünün hile boyutlarına vardırılabileceğini elbette aklımızdan geçiremezdik..

Gazetecilikte, üç kuşağı kucaklayan tanıklıklarımın birikimiyle, üç askeri, iç içe birçok katı, iç ve dış odaklı sivil darbelerin birikimiyle geldiğimiz noktada, “Bu kadar çok toplumsal bedel ödendikten sonra hiç değilse yüze göze bulaşacak ucube model yönetiminde yaşanacaklarla toplumsal tabandan uyanış kaçınılmaz olacaktır..” anlamına da gelebilecek bir iyimserlik içindeydim..

Ne dünyayı, emperyal ülkelerin kurulu düzenlerini bile sarsacak, hiç değilse kendi ülkelerine dönük demokrasilerinden de sapmaları getirebilecek, küresel ölçekteki derin otoriterleşmeye akışı görebilmişim.. Ne de gözleri dönmüş emperyal çatışmacılıkta, üzerinden savaşlar çıkarabilme stratejilerindeki yeni ustalıkları algılayabilmişim.. Kendilerine de dönen silah olarak ürettikleri her çatışmacılığın ardından yaşanacak büyük ekonomik krizlerin, çöküşlerin bedellerinin, sonuçta dünya ölçeğinde hızlandırdıkları küresel çöküşlerin boyutlarının bu kadar hızlı, yıkıcı olabileceklerini de.. Bir yıl öncesinden bir yıl sonrasında olabilecekleri öngörebilmekten çok uzaklardayız. Bir yanı ile de geriye dönüşü olamayacak gerçekliklerle de yüz yüzeyiz..

Kuşkusuz Büyük Amerika (!) eksenli askeri sivil darbeler en ağır bedelleri ile en uzun süreli işe yarayanlarda başı çekerlerdi. Şimdilerde hem süreleri hem hedeflerine varabilmeleri üzerinden fiyaskolarıyla diğer emperyal güçler için de moral bozucu örnekleri oluşturmaktalar. AB, Rusya, Çin, Hindistan, Japonya.. güç merkezleri içinde tersyüz oluşlar çok hızlı ve çok acımasız örneklerle bir ittifak, bir çatışmacılık içinde güçlerini yitirmeme çabalarını sürdürmekteler..

***

Bizi elbette en çok, ülkemize dönük hamleler içinde bizde açılan yaralar, ülkemizi vatandaşlarının tümünü etkileyen sonuçlarına karşı özsavunma gücü oluşturabilme dinamiklerimiz ilgilendiriyor. Tartışamayacağımız tek gerçeğimiz ise dünya ölçeğinde gerçekten ucube bir başkanlık rejimi modeli içinde, Cumhur cephesi içinde yaşanmışlıkların halkalarında, şimdilerde Millet cephesi olarak karşı karşıya olduğumuz, var olan ucube metnin yasal sınırları hile yolları ile aşılarak kararnameler, hukuksuz fiili icraatlar içinde yapılanlarla, yüz yüze kaldığımız haksızlık, hukuksuzlukların boyutları bedelleri..

Yaşamımızın her alanına dönük orantısız, haksız, hukuksuz icraatlara üretilmiş formüller içinde, yalanlar içinde şu güncel yaşadıklarımıza bir bakın hele.. Şu satırları yazarken bile çok iddialı, deneyimli bir hukukçunun son iki-üç günün yaptım oldu icraatları üzerinden yöneltilen sorular karşısında “Aldığım eğitim bunu açıklamama, yorumlamama yetmiyor..” cümlesini duyuyorum..

İnanılır gibi değil, sözde virüsten korunma adına alınmış kaçınılmaz önlemler, yasaklarla korunma içindeyiz. Biz sokağa adım atsak suç işlemiş oluyoruz. Gazeteci fotoğrafını çekemiyor. Sıradan vatandaş, demokratik örgütlenmeler anayasal, yasal haklarının hiçbirini kullanamıyorlar. Alınan yasal güvenlik önlemleri adına, anayasal, yasal haklı gerekçesi olmayan, Saray, Tekadam rejimi adına gerekçe yaratılamadığı için yasal yasakların bile alınmadığı; bakan, vali, kaymakam.. buyruklarıyla polislere, yargı erkine dikte ettirilmiş kararlarıyla verilen cezalarla geçerli kılınabiliyor.

Virüs önlemleri, aşılanmaların gecikmesinin katkısında, canavarca bulaşıcılık kazanmış, Türk tipi yeni, daha bulaşıcı bir türünden sorumlu olabileceğimiz gerçeğinin haberi verilmişken, iktidarlarının kayırdığı kamu-özel ayrıcalıklı üretim hakkı verilmiş kurumlarda, işçiler maskesiz, yan yana en ağır koşullarda ölümüne çalıştırılmaktalar. Açlık, çaresizlik ve virüse aile boyu yakalanmalar patlamış.. Umutsuzluk intiharları, depresyonları da patlatmış, bu düzenin böyle gidişinin yolu yok.. Ucube başkanlık modelinde anayasa, yasaları çiğneyerek hile ile yürümenin, yolları bir bir tükeniyor. Atılan her yeni adımda hilelerin gerçekleri ile ayaklar birbirine dolanıp duruyor..

Yazarın Son Yazıları

Oğulları, babaları rehin alan vicdan...

Güncel, kişisel bir aileye dönük özel savunma yapmak durumuna düşmek istemiyorum.

Devamını Oku
04.10.2025
Sabahın köründe herkes yaşam derdinin peşinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, özel davet eden “dostum Trump” görüşmelerinin kapı arkasının kuşkusuz dedikoduları ağır basacaktır. İlk çıkarımlar, yorumlardan öğrenilebildiği kadarı ile Rusya’dan gelen enerjiden vazgeçilmesi dayatması ağır basmakta. Cumhurbaşkanımızın koşulları içinde; “Midyat’a pirince gidilirken eldeki bulgurun uçup gitmesi” gibi bir tablo ile yüz yüze kalınmış.

Devamını Oku
30.09.2025
Trump’ın cumhurbaşkanı üzerinden Türkiye’yi yönetme programı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri, Dolmabahçe görüşmeleri üzerinden gündeme geldiği gerçekliği yalanlanmadı.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın ipi ile kuyuya inilir mi?

Sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklediği davetin tarihi de Özel’in önceden duyurduğu doğrultuda Beyaz Saray tarafından dünya kamuoyuna da ilan edilmiş oldu.

Devamını Oku
23.09.2025
Evdeki hesap çarşıya uymuyor

Ülkemiz içindekiler için de geçerli olmak üzere, dünya çapında yaşanmakta olan gelişmelerin bütününe dönük baktığımızda, yaşananları özetlemeye dönük bana en uygun gelen başlığın “Evdeki hesap çarşıya uymuyor” olduğunun altını çizmek istedim.

Devamını Oku
20.09.2025
CHP’ye yargı kıskacı: Vatandaşı çaresiz bırakma düşü

En garip olanı da onlar adına Suriye politikalarında başı çeken, İçişleri Bakanları Hakan Fidan ile tam tersi anlamlar çıkan açıklamalarının sonunu hiç duyamıyoruz.

Devamını Oku
16.09.2025