Zeynep Avcı ile ‘bizim Babıâli’miz’
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Zeynep Avcı ile ‘bizim Babıâli’miz’

07.06.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Bayram günleri içinde, tatiller, ziyaretler arasında, YouTube’dan bu akşam yayına girecek üç kuşak söyleşisi olur mu?” sorgulamasını yapabilecekler olabilir. Nasılsa günübirlik izleyemeyeceklerin, sonrasında canları dilediğinde izleme şansları var. Çoğunluğumuzun yaşam koşullarının katlanılamaz boyutlarında, bayram günlerini bayrama yakışır geçirebilme şanslarının olmadığı gerçeğimiz de ortada.

Gazeteciliğin bugünlerin koşullarının tam tersi özgürlük içinde yapılabildiği koşullarında, zorlu ancak bir o kadar özgürlükçü ortamlarda gazeteciliğin yapılabildiği günlerdi. 20’li yaşlardan başlayarak öğrene öğrene, özgürleşmede sınırsız, tutkuyla çalışılabilen, özgürlüğün tadının çıkarılabildiği koşulların keyfinin paylaşılabildiği, “bizim Babıâli’miz”in kaçınılmaz gülerek paylaşılan anılarının tam da zamanı olabilir. Günümüzün soluksuz cezalandırılan ancak inatla yollarında direnen genç arkadaşlarımızın dirençlerine direnç katabilir.

***

Ben, Zeynep Avcı’dan birkaç ay önce Cumhuriyet gazetesinin istihbarat odasındaki masamı kapmışım. Zeynep, yanımdaki masaya yerleşmiş. Bizden bir yıl öncesinden Ümit Gürtuna, Ankara bürosuna geçiş yapmış. İkisi de bugünün dış haberleri yerine geçen, Mehmet Ali Birand’ın da olduğu üzere, Beyoğlu muhabirleri. Bir tek Cumhuriyet’te Ergun Balcı, Milliyet’te Sami Kohen, ayrıcalıklı çoklu eğitim, uzmanlıklarının sonucu özel statüde dokunulmazlar.

Aklınızın ucundan geçiremeyeceğiniz boyutlarda, patronlarımızın sansür uygulamayı düşünmedikleri özgürlükler içindeyiz. Doğrudan bilgi sahibi oldukları konular üzerinden bile, olsa olsa dünkü çocuğa sınırsız saygılı, ricacı cümleler, özürlerle bilgi verdiklerini ancak anımsayabiliyoruz. Arkasından ünlü Babıâli geleneklerinden sahneler geliyor. Farklı ideolojili, farklı içerikleri olan gazetelerin tüm aynı alana dönük gazetecilik yapan çalışanları, aynı saatlerde, aynı köşebaşlarında buluşup, görev yapacakları alanlara göre, günün gelişmeleri öncelikli olarak Beyoğlu, adliye, üniversitelerin yollarına düşüyorlar. Kuşkusuz birbirlerini atlatmak üzere, ancak kavgasız, dostluk, şen kahkahalar arasında, aynı yolları birlikte paylaşıyorlar.

Zeynep Avcı ile yollarımız, 12 Mart’ın başında Nadir Nadi’ye yapılan operasyonla ayrıldı. Zeynep Avcı’nın, ünlü bir bankerin tuzağı olarak hızla kaçtığı Yeni İstanbul macerasının ardından, Hürriyet içinde gazeteciliğin duayenleri arasında tanınan Nezih Demirkent tarafından keşfedilip yanına çekilişi var. İlhan Selçuk’un ünlü Marko Paşa yazısı ile tutuklanıp, arkasından hızla Madanoğlu davası içine sokulup Ziverbey işkencelerinden geçirilişi sonrası yıllar. Cumhuriyet okurlarının dünyada bir benzeri yaşanmamış okur boykotu gündemde.

***

Zeynep’in telefonu ile Nezih Demirkent’ten çağrı alıyorum. Kelebek, “Şirin aramızda” röportajlarının önerisi geliyor. “Katılamayacağım” sözüme Nezih ağabey çok kızıyor. İşsizsin, karnında çocuğun... Okur boykotu sonrası, Nazime Nadi’nin Yunus Nadi’den aldığı gazeteyi ayakta tutma sorumluluğu ile devreye girmesi gelişmeleri var. Uzun soluklu yaşayacak bir dergide yarım kalacak bir işi üstlenemeyeceğimi açıklıyorum.

Zeynep, pratik zekâsı ile okul arkadaşı, güzellik kraliçesi seçilmesi ile ünlenmiş, İnci Asena’nın ablası Duygu Asena, ilk sayılar için kuşkusuz Zeynep’in katkıları ile ünlü feminist, kadın hakları savunucusu olarak karşımıza çıkıyor. Zeynep’le yolumuz bir kez daha, Ekonomik Toplumsal Tarih Vakfı yönetimine katıldığım yıllar içinde, İstanbul Dergisi’ni çıkardığı yıllarda çakışıyor. Ulusal, uluslararası alanlarda, ajans görevleri de içinde, çok sayıda çevirileriyle, tiyatro, sanat, sinema alanlarında nokta koymadığı sürüp giden çalışmaları geliyor. Üreticiliğinin sonu yok.

İlgili Konular: #gazetecilik

Yazarın Son Yazıları

Oğulları, babaları rehin alan vicdan...

Güncel, kişisel bir aileye dönük özel savunma yapmak durumuna düşmek istemiyorum.

Devamını Oku
04.10.2025
Sabahın köründe herkes yaşam derdinin peşinde

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, özel davet eden “dostum Trump” görüşmelerinin kapı arkasının kuşkusuz dedikoduları ağır basacaktır. İlk çıkarımlar, yorumlardan öğrenilebildiği kadarı ile Rusya’dan gelen enerjiden vazgeçilmesi dayatması ağır basmakta. Cumhurbaşkanımızın koşulları içinde; “Midyat’a pirince gidilirken eldeki bulgurun uçup gitmesi” gibi bir tablo ile yüz yüze kalınmış.

Devamını Oku
30.09.2025
Trump’ın cumhurbaşkanı üzerinden Türkiye’yi yönetme programı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimleri, Dolmabahçe görüşmeleri üzerinden gündeme geldiği gerçekliği yalanlanmadı.

Devamını Oku
27.09.2025
Trump’ın ipi ile kuyuya inilir mi?

Sonuçta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beklediği davetin tarihi de Özel’in önceden duyurduğu doğrultuda Beyaz Saray tarafından dünya kamuoyuna da ilan edilmiş oldu.

Devamını Oku
23.09.2025
Evdeki hesap çarşıya uymuyor

Ülkemiz içindekiler için de geçerli olmak üzere, dünya çapında yaşanmakta olan gelişmelerin bütününe dönük baktığımızda, yaşananları özetlemeye dönük bana en uygun gelen başlığın “Evdeki hesap çarşıya uymuyor” olduğunun altını çizmek istedim.

Devamını Oku
20.09.2025
CHP’ye yargı kıskacı: Vatandaşı çaresiz bırakma düşü

En garip olanı da onlar adına Suriye politikalarında başı çeken, İçişleri Bakanları Hakan Fidan ile tam tersi anlamlar çıkan açıklamalarının sonunu hiç duyamıyoruz.

Devamını Oku
16.09.2025