Büyü dükkânı, kadın ve sigara
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Büyü dükkânı, kadın ve sigara

18.05.2025 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sosyometri kapsamındaki psikodrama spontane tiyatro yoluyla tedaviyi ve geliştirmeyi amaçlar. Psikodramadaki ısınma tekniklerinden bir tanesi ise “Büyü Dükkânı” adını taşır. Moreno’nun* sosyometri ve psikodrama konusundaki ilk eserinden bu yana ülkemizde bu alanda çok miktarda kitap yazıldı. Bana ait “Sosyometri ve Psikodrama” ** adlı kitap, bu alanda birçok çalışma ortaya koyan Deniz Altınay’ın çalışmaları *** ve Yeşim Taş Türköz’ün “Büyü Dükkânı” **** kitabı bu konudaki örneklerdendir.      

Büyü dükkânını, bir bilge kişi rolünü oynayan yönetici işletir. Isınma oyunu sırasında bir oyuncu bu dükkâna gidip istemediği olumsuz bir özelliğini bırakabilir ancak karşılığında bir de olumlu özelliğini bırakması gerekmektedir. Çünkü hayatta her şeyin bir bedeli vardır. İnsanlar genelde hiçbir olumlu özelliklerinden vaz geçemezler. Bu önemli bir farkındalıktır. Türköz’ün kitabında bir kişi hatalarla dolu 55 yıllık hayatını bırakmak ve hatalarını bir daha tekrarlamak istemediğini belirtir. Bilge kabul eder ancak bunun karşılığında tüm belleğini ister. Müşteri bunu göze alamaz.  

SİBEL ÜNALAN’IN BİR RESMİ

Ankara’da Baştüzel Sanat Galerisi’nde geçtiğimiz aylarda düzenlenen sergilerden birisinde Sibel Ünalan’ın karışık teknikle yapılmış “Paha Biçilmez” isimli etkileyici bir eseri vardı. Kumaşın, ipliğin, boyanın kullanıldığı bu esere sigara içen bir kadın fotoğrafı da yerleştirilmişti.


Bu kadın, galiba açık bir mekânda fütursuzca sigara içmekteydi. Kadının bu davranışı kadınlara yönelik baskılara karşı bir meydan okuma, erkek egemen düzene açıkça karşı çıkma anlamı taşıyordu bence. Çünkü erkek egemen toplumda erkekler kapalı veya açık alanda sigara içebilirler ancak kadınların sigara içmeleri hoş görülmez. Eğer bir kadın sigara içecekse hiç olmazsa evinde içmelidir, kamusal alanda içmemelidir. Toplumun bu tavrı kadınlara yapılan baskılardan bir tanesidir, bir cinsiyet ayırımcılığıdır. Erkeklerin büyük çoğunluğu, hatta kadınların bile bir kısmı kadınların kamuya açık yerlerde sigara içmelerinden rahatsız olur.

Bu durumda “Paha Biçilmez” adlı tablodaki sigara içen kadın yapılan baskılara açıkça karşı çıkmakta, bir yasağı fütursuzca hiçe saymaktadır, özgürlüğünü ilan etmiştir, dik başlıdır yani. Bu noktaya kadar güzel, şahsen kadınların toplum baskısına boyun eğmemelerinden yanayım. Fotoğraftaki kadın toplum baskısına boyun eğmemiştir, kendi dışında oluşturulmuş kurallara bağımlı değildir ancak sigara bağımlısı olmuştur. (En azından bağımlı olma ihtimali yüksektir.) Burada iyi bir şey kazanmak uğruna, iyi başka bir şeyden vaz geçmek, sağlığını feda etmek söz konusudur.

Bu noktada yaşamın pek çok alanında görülebilecek bir ikilem karşımıza çıkıyor. İyi bir şeye sahip olabilmek için elinizdeki iyi bir şeyden vaz geçmek. Örneğin toplumun mutluluğu için kişinin özgürlüğünden, hatta hayatından vaz geçmesi. İstediğimiz şeyler için paramızı harcamak, özgür bir kadın olabilmek için sağlığımızı kaybetmek. İnsan yaşamı kâr-zarar hesaplarından oluşur. Özgür bir kadın olabilmek için sağlığımızı tehlikeye atmamıza değer mi? Buna karar vermek size kalmıştır.

Geçen yüzyılın başlarında sigara pazarlamacıları kadınlara yönelik “Açıkça sigara için, özgür olun” kampanyası başlatmışlardı.

Bu tablosuyla ilişkili olarak sanatçıyı ve sigara içen kadınları asla eleştirmiyorum. Sadece eserde vurgulanan ikilem bana büyülü dükkandaki ikilemi hatırlattığı için bu yazıyı yazdım. Neyi ne karşılığında vermeyi göze alabiliriz? Kişisel çıkarlarımız için değerlerimizi ve ülkemizi satmaya değer mi? Özgür olmak için sigara bağımlısı olmaya değer mi? Yoksa söz konusu iki seçenek dışında üçüncü bir yol daha var mı? Sigara bağımlısı olmadan özgür olmayı becerebilir miyiz? Bunu düşünmeliyiz. Üçüncü yol ne olabilir?

Bu noktada şunu belirtmek isterim, eseri yapan Sibel Ünalan ve sigara için kadın fotoğrafını çeken ağabeyi fotoğraf sanatçısı Oktay Ünalan sigara içmemektedirler. Onların üçüncü yolu bu sanat eseridir bence. Ben de sigaraya karşıyım ancak en çok sevdiğim türkülerimizden birisi ‘Bir ataş ver cigaramı yakayım” türküsüdür. Belki de zamanında sigara içmemi, isabetli bir tavırla engelleyen anneciğime karşı ufak çapta bir başkaldırıdır bu müzik tercihim. Bu yazıyı yazmak da benim üçüncü yolum sayılabilir.

KAYNAKÇA    

* Moreno, J. L. (2022). Kim Kalacak? Çev. Ed. B. K. Şimşek. Soyometrinin Temelleri. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları.

** Dökmen, Ü. (2013). Sosyometri ve Psikodrama. İstanbul: Remzi Kitabevi.

***  Altınay, D. (2015). Sahnede Yaratıcılık, Spontanite Tiyatrosu. İstanbul: Epsilon.

**** Türköz, Y. T. (2025). Büyü Dükkânı. İstanbul: Epsilon.

Yazarın Son Yazıları

Don Kişot anne babalar ve siyasiler

Çocukların masa başı etkinlikleri, sokak oyunları, maalesef artık eskide kalmaya başladı, onların yerini dijital dünyanın oyunları aldı. Çocuklarının tabletlerin, bilgisayarların başından kalkmasını, eskisi gibi yaşamalarını isteyen anne babalara, bu yüzden “Don Kişot anne babalar” diyebiliriz.

Devamını Oku
05.10.2025
Helikopter anne babalar ve yöneticiler

Çocuğun ihtiyaçlarını gidermek kaygısıyla sürekli etrafında dolaşan ebeveynler için kullanılan bir kavramdır, “helikopter anne babalar”. Böyle yetişen bir çocuk bonzai gibidir. Gerektiği gibi yetişemez, güdük kalır ve sürekli bakıma gereksinim duyar.

Devamını Oku
28.09.2025
Kazan, kazan, kazandır

Kazan-kazan anlayışı çoğu kez adil görünse de üçüncü tarafların kaybı pahasına işlediğinde hem doğaya hem topluma zarar veriyor. Bu durumda önerim kazan-kazan yerine “kazan-kazan-kazandır” ilkesinin benimsenmesidir.

Devamını Oku
21.09.2025
Kanunlar kimin için?

Bir devletin kanunları söz konusu olduğunda bu kanunların üç temel şey için mevcut olduğunu düşünebiliriz. Birincisi, kanunlar onları yapanlar ve ülkeyi yönetenler içindir. İkinci olarak “kanunlar kanunlar” içindir görüşü vardır. Üçüncü görüş ise kanunların insanlar için olduğu inancıdır. Gelin tüm bu yaklaşımları inceleyelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Hüseyin Gürtunca

Ankara’da Cumhuriyet Lisesi’nde edebiyat öğretmenlerimizden birisi de Hüseyin Gürtunca’ydi. Kendisi, Cumhuriyet’in aydınlığından ışık almış, aydınlığıyla Cumhuriyet gençlerini aydınlatan hocalarımızdandı. Bizim derslerimize girmedi ama onun bir cümlesini unutmadım. Bugün kendisinden söz etmemin nedeni bu cümlesidir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bilgi denizinde susuzluk

Bilgi denizinde susuzluk

Devamını Oku
24.08.2025