Evrimi reddetme acizliği
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Evrimi reddetme acizliği

15.12.2024 12:30
Güncellenme:
Takip Et:

İki yıl önce Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi evrimin olmadığını -kendince- ispatlayan bir sempozyum düzenlemişti. Şimdi de Üsküdar Üniversitesi evrim yoktur diye manifesto yayımladı. Ekşi Sözlük dışında eleştiren olmadı. İstanbul Aydın Üniversitesi yıllardır astroloji sertifikası yani bilimsel olmayan, aslında hiç olmayan astrolojinin sertifikasını veriyor. Diğer üniversiteler bu konuda da sessizler. Bu durum vahimdir, MEB’in ÇEDES uygulamasının benzeridir, çağdaş bilimin 180 derece zıttıdır, üzüntü ve kaygı vericidir.

ÜSKÜDAR’DA SABAH OLDU   

“Üsküdar’da sabah oldu” sözünün yakın anlamlısı “Sağır sultan duydu” sözü galiba. Her ikisi de evrime inanmayanlar için de kullanılabilir. Biyoloji ve fen bilimleri kapsamında “evrim” diye bir şey bulunduğunu artık sağır sultan bile duymuştur. Osmanlı döneminde belirgin bir evrim karşıtlığı yoktu hatta aşağıda belirteceğim üzere Osmanlı’daki ve daha öncesindeki ansiklopedik kitaplarda evrimden açıkça söz edilmekteydi. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “İnsanlar Maymun muydu?” adlı, o dönemdeki evrim konulu tartışmaları ele alan bir romanı vardı, tepki çekmemişti. Batı dünyasında 20. yüzyılda evrim karşıtlığı alevlenince bizde de “Evrim yoktur”cular çıktı ortaya. “Evrim yoktur” diyebilirsiniz, hatta “Güneş yoktur” da diyebilirsiniz ancak siz dediniz diye güneş yok olmaz.    

Üsküdar Üniversitesi’nin yayımladığı evrim karşıtı manifesto bilimsel nitelikte değildir. Manifestonun arkasına yüzü aşkın kaynak eklenmiştir ancak bu kaynaklar manifestonun metni ile irtibatlı değil yani manifestodaki hangi cümlenin hangi kaynağa dayandığı belirtilmemiştir. Kaynakçaya içinde evrim kelimesi geçen, yerli yabancı pek çok kaynak yerleştirilmiştir. Bu kaynakların birçoğu evrime karşı değildir sadece içlerinde evrim kelimesi geçmektedir. Kaynakçada Prof. Dr. Caner Taslaman da evrim karşıtı olarak sunulmuştur oysa değildir. Manifestoyu yazanların Taslaman’ın “Bir Müslüman Evrimci Olabilir mi?” adlı eserini okumadıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk kitaplarında ve konuşmalarında din adamlarına, “Bilim insanlarının işine karışmayın, evrimi nasıl istiyorlarsa öyle açıklasınlar” tavsiyesinde bulunmuştu.       

Öztürk’ün bakış tarzı laiktir, Üsküdar Üniversitesi’nin bakış tarzı ise laiklik dışı ve yanlı bir bakış tarzıdır. Manifestota Said Nursî’ye de atıfta bulunulmuştur. Kendisi biyolog değildi, din adamıydı. 

Bir zamanlar Mendel kuramından söz edilirdi, sonra “Mendel kanunu” denildi. Benzer şekilde yakın zamanlara kadar evrim kuramı vardı, artık “evrim kanunu”ndan söz edilmektedir. Manifestoyu yazanlar gerek bu bilgiden gerekse Vatikan’ın ve İngiliz Kilisesi’nin yakınlarda yazdıkları Darwin’den özür dileyen mektuplarından da habersizdirler. 

20 yıl öncesinde İstanbul’daki balıkçı lokantalarının giriş kapısına 10 milyon yıllık sazan, lüfer fosilleri koyuyorlardı, altına da “Bu balıklar milyonlarca yıl önce de böyleydiler hâlâ böyleler demek ki değişmemişlerdir. Tüm canlılar ilk yaratıldıkları formdadır, sonuçta evrim yoktur” yazıyorlardı. İyi de daha eskisine gidildiğinde o balıkların formları başkaydı, zaman içinde evrimleşmişlerdi. Kaplumbağa 90 milyon yıldır şimdiki formadır ancak 100 milyon yıl önce başka formdaydı. Kısacası o sazan fosillerini koyanlar vatandaşları sazan yerine koymuşlardı.

NE OKUMALI?

Evrimin var olduğunu ispatlamanın çok sayıda uzunca yolu var. Örneğin kuşun, kedinin, atın ve insanın embriyoları başlangıçta aynıdır, kısa sürede değişmeye başlarlar. Bu evrimin kanıtlarından sadece bir tanesidir ancak önyargılı kişiler için bunun anlamı yoktur. Önyargılılara Prof. Dr. Ali Demirsoy’un kitaplarını önermek isterim ancak bazıları için bu kitapların da bir anlamı yoktur. O zaman onlara toplumun her kesiminde kabul gören iki kaynak önereceğim: İbn-i Haldun’un Mukaddemesi ve hemşerim İbrahim Hakkı Bey’in Marifetnamesi. Bu kitaplar besmeleyle söze başlayan ansiklopedik eserlerdir. Evrimden, “tekamül” adıyla söz ederler. Birincisinde “Yılan, çıyan misali iptidai mahlukatın tekamülü neticesinde maymun maymunun tekamülü neticesinde de insan zuhur etmiştir”, ikincisinde ise “Hayvan ile insan arasındaki mahluk maymundur, maymunun insandan farkı kuyruklu ve çok tüylü olmasıdır” denilmektedir. Aslında insanın atası kuyruklu maymunlar değil kuyruksuz bir primat türüdür. Böyle olsa da bu iki bilginin bu konuda ortaya koydukları bilgileri nereden esinlendikleri merak uyandırıcıdır. Bu merakımızı bilim tarihçilerimiz örneğin Prof. Dr. Melek Gökdoğan veya Prof. Dr. Yavuz Onat giderebilirler.         

Kitap okuma alışkanlığı olmayanlara evrim konusunda dinleyebilecekleri konuşmalar da önerebilirim. Örneğin Evrim Ağacı’nın kurucusu olan Çağrı Mert Bakırcı’nın konuşmalarını dinlemelerini isterim. Bakırcı’nın konuşmalarını dinleyip anlayabilen bir kişinin hâlâ evrimi reddetmesi imkânsızdır.   

Evrimin olmadığı konusunda gözü kapalı ısrarcı olan kişiler, “Madem maymunlar evrimleşti, ortalıkta niçin kuyruklu maymunlar var?” diyorlar. Bu bir safsatadır. Her şeyden önce kuyruklu maymunlar insana evrilmemiştir. Balıklardan, tiktialikten hominidlere, primatlara yönelmiş bir evrim süreci söz konudur. 

Yazarın Son Yazıları

Don Kişot anne babalar ve siyasiler

Çocukların masa başı etkinlikleri, sokak oyunları, maalesef artık eskide kalmaya başladı, onların yerini dijital dünyanın oyunları aldı. Çocuklarının tabletlerin, bilgisayarların başından kalkmasını, eskisi gibi yaşamalarını isteyen anne babalara, bu yüzden “Don Kişot anne babalar” diyebiliriz.

Devamını Oku
05.10.2025
Helikopter anne babalar ve yöneticiler

Çocuğun ihtiyaçlarını gidermek kaygısıyla sürekli etrafında dolaşan ebeveynler için kullanılan bir kavramdır, “helikopter anne babalar”. Böyle yetişen bir çocuk bonzai gibidir. Gerektiği gibi yetişemez, güdük kalır ve sürekli bakıma gereksinim duyar.

Devamını Oku
28.09.2025
Kazan, kazan, kazandır

Kazan-kazan anlayışı çoğu kez adil görünse de üçüncü tarafların kaybı pahasına işlediğinde hem doğaya hem topluma zarar veriyor. Bu durumda önerim kazan-kazan yerine “kazan-kazan-kazandır” ilkesinin benimsenmesidir.

Devamını Oku
21.09.2025
Kanunlar kimin için?

Bir devletin kanunları söz konusu olduğunda bu kanunların üç temel şey için mevcut olduğunu düşünebiliriz. Birincisi, kanunlar onları yapanlar ve ülkeyi yönetenler içindir. İkinci olarak “kanunlar kanunlar” içindir görüşü vardır. Üçüncü görüş ise kanunların insanlar için olduğu inancıdır. Gelin tüm bu yaklaşımları inceleyelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Hüseyin Gürtunca

Ankara’da Cumhuriyet Lisesi’nde edebiyat öğretmenlerimizden birisi de Hüseyin Gürtunca’ydi. Kendisi, Cumhuriyet’in aydınlığından ışık almış, aydınlığıyla Cumhuriyet gençlerini aydınlatan hocalarımızdandı. Bizim derslerimize girmedi ama onun bir cümlesini unutmadım. Bugün kendisinden söz etmemin nedeni bu cümlesidir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bilgi denizinde susuzluk

Bilgi denizinde susuzluk

Devamını Oku
24.08.2025