Yaşama sevinci ve 31 Mart seçimi
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Yaşama sevinci ve 31 Mart seçimi

17.03.2024 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yaşama sevinci ve yılmazlık (rezilyıns) ile bir ülkedeki demokratik seçimlere katılıp katılmama arasında ilişki olduğunu düşünüyorum. Mayıs 2023 seçimlerinde milyonlarca seçmen oy kullanmadı. Bugün konuştuğum kişilerin, özellikle gençlerin yüzde ellisi ise küs olduğunu, 31 Mart belediye seçimlerinde oy kullanmayacağını söylüyor. Bunu söyleyenlerin bir kısmı iktidar, bir kısmı muhalefet yanlısı. Peşin peşin oy kullanmamaya karar vermek umursamazlık, aymazlık olarak da yorumlanabilir üstü örtülü bir toplumsal depresyon anlamına da gelebilir. Kişilerin bir seçimde bilinçli olarak oy kullanmamaya karar vermeleri yaşama sevinçlerini ve geleceğe ilişkin umutlarını kaybettiklerini gösteriyor.

Dış güçler şunu yapıyor, bunu yapıyor olabilir ancak yaşama sevincimiz ve gelecek umudumuz büyük ölçüde bize ait bir şeydir. Dış güçler kapınıza bir Truva atı bıraktı diyelim, bu atı şehrinize alır sonra da sarhoş olup sızıp kalırsanız dış güçlere yardım etmiş olursunuz. Yaşama sevinçlerini ve gelecek umutlarını dış güçlere veya kadere bırakmayan iki insanı örnek vermek istiyorum.

FREUD’UN ANNESİ 

Freud’un annesi Amalia Hanım 95 yaşında ölmüştü, yaşama sevinci doluydu. 90 yaşındayken bir kızının özene bezene alıp hediye ettiği şapka için “Ben bunu takmam, beni yaşlı gösteriyor” diye bağırmıştı. Anlaşılan 90 yaş onun için fazlaca bir yaş sayılmıyordu. Freud bir yazısında yaşama bağlılığını, tutkulu karakterini annesinden aldığını yazmıştır.*  

KIYMET GAZEZ

Kıymet Gazez adlı Gönenli bir öğretmenimiz vardı. Onu 104 yaşında kaybettik. Hayatının son yıllarına kadar Cumhuriyet Bayramlarında, 30 Ağustos kutlamalarında ezbere şiirler okurdu. Hayatı boyunca hiç ilaç kullanmamıştı. 94 yaşındayken oğlu Savaş Bey onu doktora götürmüş. Doktor, “Kıymet hocam artık size bir tansiyon ilacı yazalım” demiş. Hocamız doktorun yanında ses çıkarmamış ancak dışarıya çıkınca Savaş Bey’e, “Kullanmam. Ben bu ilaçları biliyorum, bir defa kullanmaya başlarsan artık hayat boyu kullanman gerekiyor” demiş. Kıymet hocamız, bu özgüvenle ve yaşama bağlılığıyla hayatının son 10 yılını da ilaçsız geçirdi. 

DAMDA YATAN OĞLAN

Yukarıdaki örnekler iki hanımefendinin yaşama bağlılığını, yaşama azmini gösteriyor bize. Amalia Hanım’ı bilmem ama Kıymet hocamız ölene kadar tüm seçimlerde oy kullandı. O, sorumluluk sahibi bir Cumhuriyet kadınıydı. Şimdi iktidar veya muhalefet yanlısı gençlerimiz, “Ben küsüm oy kullanmayacağım” dediklerinde büyük bir hata yapıyorlar galiba. Eski bir halk deyişi, “Tavşan dağa küsmüş de dağın haberi olmamış” şeklindedir. Küskün davrandığımızda örtülü bir depresyon sergileriz, yaşamdan elimizi ayağımızı çekeriz ve denetim odağımızı adeta dış mihraklara teslim ederiz, sonuçta yılmazlığın zıttı olan yılgınlık içine gireriz.

Çok sayıda insanımızın küserek oy kullanmamaya karar vermesi eski bir türküyü hatırlattı bana. Türkü şöyle, “Amman şeker oğlan, anasına darılmış damda yatan oğlan.”

Aile içinde veya toplumsal olaylarda küsmek bir tür mazoşist davranış anlamına da gelebilir. Kişi küserek karşısındakini cezalandırdığını sanır fakat aslında kendisine eziyet etmiş olur. Annesine kızıp geceyi damda geçiren ergen annesini cezalandırmaya çalışırken kendisini de sıkıntıya sokar.

Küsmek, tavanın dibine çatal sürmeye benzer. Evlerde birbirlerine küsen anne babalar hem birbirlerine hem kendilerine hem de çocuklarına eziyet etmiş olurlar. Hayat zaten kısadır, göz açıp kapayana kadar geçer. Bir de küsersek o kısa hayatın bir kısmını gözü kapalı geçirmiş oluruz. Yılmayalım, küsmeyelim, yaşamdan umudumuzu kesmeyelim ve 31 Mart’ta oy kullanalım.

* Muckenhoupt, M. (2000). Sigmund Freud: Bilinçdışının Kâşifi. TÜBİTAK Yayınları.

Yazarın Son Yazıları

Don Kişot anne babalar ve siyasiler

Çocukların masa başı etkinlikleri, sokak oyunları, maalesef artık eskide kalmaya başladı, onların yerini dijital dünyanın oyunları aldı. Çocuklarının tabletlerin, bilgisayarların başından kalkmasını, eskisi gibi yaşamalarını isteyen anne babalara, bu yüzden “Don Kişot anne babalar” diyebiliriz.

Devamını Oku
05.10.2025
Helikopter anne babalar ve yöneticiler

Çocuğun ihtiyaçlarını gidermek kaygısıyla sürekli etrafında dolaşan ebeveynler için kullanılan bir kavramdır, “helikopter anne babalar”. Böyle yetişen bir çocuk bonzai gibidir. Gerektiği gibi yetişemez, güdük kalır ve sürekli bakıma gereksinim duyar.

Devamını Oku
28.09.2025
Kazan, kazan, kazandır

Kazan-kazan anlayışı çoğu kez adil görünse de üçüncü tarafların kaybı pahasına işlediğinde hem doğaya hem topluma zarar veriyor. Bu durumda önerim kazan-kazan yerine “kazan-kazan-kazandır” ilkesinin benimsenmesidir.

Devamını Oku
21.09.2025
Kanunlar kimin için?

Bir devletin kanunları söz konusu olduğunda bu kanunların üç temel şey için mevcut olduğunu düşünebiliriz. Birincisi, kanunlar onları yapanlar ve ülkeyi yönetenler içindir. İkinci olarak “kanunlar kanunlar” içindir görüşü vardır. Üçüncü görüş ise kanunların insanlar için olduğu inancıdır. Gelin tüm bu yaklaşımları inceleyelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Hüseyin Gürtunca

Ankara’da Cumhuriyet Lisesi’nde edebiyat öğretmenlerimizden birisi de Hüseyin Gürtunca’ydi. Kendisi, Cumhuriyet’in aydınlığından ışık almış, aydınlığıyla Cumhuriyet gençlerini aydınlatan hocalarımızdandı. Bizim derslerimize girmedi ama onun bir cümlesini unutmadım. Bugün kendisinden söz etmemin nedeni bu cümlesidir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bilgi denizinde susuzluk

Bilgi denizinde susuzluk

Devamını Oku
24.08.2025