Yüzlerce 23 Nisan
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Yüzlerce 23 Nisan

23.04.2023 18:08
Güncellenme:
Takip Et:

Bugün 23 Nisan 2023, TBMM’nin açılışından bu yana yüz iki yıl geçti. Ülkemizde ulusal egemenliğin, özgürlüğün, bir hanedanın kulluğundan kurtulmanın, bilime, insana, kadına, çocuğa saygı duymanın miladından bu yana 102 yıl geçti. Daha yüzlerce yıl geçecektir. Ben 23 Nisan’ın, 29 Ekim’in doğuşuna tanık olan mutlu nesilden değilim, ancak bunların yüzüncü yıllarına tanık olan mutlu nesildenim. Daha ne isterim? Özgürlüğümüz ve onurlu yaşamımız kutlu olsun!

Tarihte İlk Olmak

Ulusal egemenliğimiz ve Cumhuriyetimiz, dünyada bir ilk değildir, ancak mazlum milletler için ve bizim tarihimiz için ikisi de bir ilktir. Mustafa Kemal Atatürk sayesinde dünyada ilk olan iki şeye daha sahip olduk. Bunlardan birincisi dünyadaki ilk çocuk bayramıdır; ilk çocuk bayramını onun sayesinde kutladık. İkincisi ise o, kızının (manevi kızının) elinden tutup resmi toplantılara giden dünyadaki ilk ve son lider olmuştur. Ondan sonra bu davranışı tekrarlayan olmamıştır. Kadına, çocuklara, kız çocuklarına yeterince değer verilmeyen bir toplumda, Gelibolu’nun, Sakarya’nın, Büyük Taarruz’un kartalı, Dumlupınar’ın bozkurdu, küçük bir kız çocuğunu protokolde yanına almıştır. 

Gerek bizde gerekse Batı’da yakın zamanlara kadar yetişkinler, hem fiziksel hem psikolojik açıdan ‘’Çocuk’’ kavramından habersizdiler. Örneğin çocuk resmi çizerken kafasının vücuduna oranı 1/8 yapmışlardır. Oysa 1/8 oranı yetişkinler için geçerlidir, çocuklarda bu oran 1/4 veya 1/5’tir. Çocuğu doğru algılayamayan, çocuk resmini gerçekçi çizemeyen eski toplumların bir çocuk bayramı düşünmelerini bekleyemezdik. Aydınlanmacı düşüncenin aydın ve aydınlatan yüzü Mustafa Kemal Atatürk, çocuğu, kadını, insanı ve tüm yaşamı gerçekçi olarak algılamıştır. Çünkü onun için mürşit bilimdi. Bilim gerçekçi gözlemle başlar. Perspektif ilkesini kavramadan, doğayı gerçekçi olarak resmetmeden pozitif bilimlerde yol alamazsınız. 

23 Nisan ve Cumhuriyet

Ulusal egemenliği elde ettiğimiz 23 Nisan, Cumhuriyete giden yolda önemli bir dönemeçtir. Ulusal egemenlik ve Cumhuriyet sahip olunduğunda kanıksanan, sahip olmayanları ise köleleştiren bir ayrıcalıktır. Mevlana, balıkların denizi fark etmediklerini söylemişti. Bazılarımız için ulusal egemenlik ve Cumhuriyet de yeterince fark edilmeyen bir şeydir. 

Son yüz yılda dünyamızda çok sayıda güçlü lider, başlangıçta güçlü gözüken birçok rejim ortaya çıktı. Bu rejimlerin hepsinin çok uzun süre yaşayacağı iddia ediliyordu. Örneğin Hitler’in hedefi bin yıldı. Yüz yıl içinde tüm bu faşist, komünist rejimler çöktü. İçlerinden bir tek Mustafa Kemal’in laik Cumhuriyeti ayakta kaldı. Mustafa Kemal Atatürk, hayatta olduğu ve olmadığı süre içinde Cumhuriyeti yüz yıl yaşattı. Şimdi sıra bizde, Cumhuriyeti ikinci yüzyılda geriye götürmeden, yok etmeden yaşatmak bizim görevimiz.

Mayıs Seçimi ve Gulliver

Üç hafta sonra Türk tarihinin önemli bir seçimi var. Bu sıradan bir seçim olmayacak. Galiba üç hafta sonra ulusal egemenliğin ortadan kalkıp kalkmayacağına, kuvvetler ayrılığının devam edip etmeyeceğine, tek adam rejiminin sürüp sürmeyeceğine, insan haklarının, kadın haklarının, çocuk haklarının, laikliğin ve özellikle laik bilimin varlığını sürdürüp sürdürmeyeceğine karar vereceğiz. Umarım bu kararı, futbol takımı tutar gibi kalbimizle değil, aklımızla veririz. 

Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi için, -beğenin veya beğenmeyin- ciddi adaylarımız da var, dans ederek, TV programında vazgeçip geri dönmüş gibi yaparak şov sergileyen adayımız da var. Şov yaparak öne çıkma isteği yeni değildir, yüz yıllar öncesinin Avrupa’sında da vardı. Gulliver’in Gezileri adlı kitap, sadece çocuklar için değildi, aslında yetişkinler için yazılmış bir hiciv kitabıydı. 18. yüzyılın İngiltere’sini hicveden yazar, Lilliputlar ülkesinde en iyi cambazlık, hokkabazlık yapan kişilerin bakan olarak seçildiklerini anlatmıştır. Anlaşılan iki yüz yıl geçse de insanın tabiatı kolayına değişmemektedir. Ancak seçmenlerin akıllarını kullanarak gerçekçi seçimler yapmaları mümkündür.        

Yazarın Son Yazıları

Don Kişot anne babalar ve siyasiler

Çocukların masa başı etkinlikleri, sokak oyunları, maalesef artık eskide kalmaya başladı, onların yerini dijital dünyanın oyunları aldı. Çocuklarının tabletlerin, bilgisayarların başından kalkmasını, eskisi gibi yaşamalarını isteyen anne babalara, bu yüzden “Don Kişot anne babalar” diyebiliriz.

Devamını Oku
05.10.2025
Helikopter anne babalar ve yöneticiler

Çocuğun ihtiyaçlarını gidermek kaygısıyla sürekli etrafında dolaşan ebeveynler için kullanılan bir kavramdır, “helikopter anne babalar”. Böyle yetişen bir çocuk bonzai gibidir. Gerektiği gibi yetişemez, güdük kalır ve sürekli bakıma gereksinim duyar.

Devamını Oku
28.09.2025
Kazan, kazan, kazandır

Kazan-kazan anlayışı çoğu kez adil görünse de üçüncü tarafların kaybı pahasına işlediğinde hem doğaya hem topluma zarar veriyor. Bu durumda önerim kazan-kazan yerine “kazan-kazan-kazandır” ilkesinin benimsenmesidir.

Devamını Oku
21.09.2025
Kanunlar kimin için?

Bir devletin kanunları söz konusu olduğunda bu kanunların üç temel şey için mevcut olduğunu düşünebiliriz. Birincisi, kanunlar onları yapanlar ve ülkeyi yönetenler içindir. İkinci olarak “kanunlar kanunlar” içindir görüşü vardır. Üçüncü görüş ise kanunların insanlar için olduğu inancıdır. Gelin tüm bu yaklaşımları inceleyelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Hüseyin Gürtunca

Ankara’da Cumhuriyet Lisesi’nde edebiyat öğretmenlerimizden birisi de Hüseyin Gürtunca’ydi. Kendisi, Cumhuriyet’in aydınlığından ışık almış, aydınlığıyla Cumhuriyet gençlerini aydınlatan hocalarımızdandı. Bizim derslerimize girmedi ama onun bir cümlesini unutmadım. Bugün kendisinden söz etmemin nedeni bu cümlesidir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bilgi denizinde susuzluk

Bilgi denizinde susuzluk

Devamını Oku
24.08.2025