'Devlet Ana’ sahnede
Ayşegül Yüksel
Son Köşe Yazıları

'Devlet Ana’ sahnede

26.03.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Romandan sahneye yapılan uyarlamalar çoğunlukla başarılı gelmez bana. Ya karakterler ya olaylar ya da söyleşim (diyalog) biçimine sokulmuş anlatılar özgün metni yansıtmakta yeterli sayılmaz. Yine de uyarlamalar hep gündemdedir. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda yeni sahnelenen “Devlet Ana”, Kemal Tahir’in aynı isimli dev romanını sahneye getirmeyi amaçlıyor.

Osman Özkan’ın oyunlaştırdığı, Ayşe Emel Mesci’nin sahnelediği, Murat Gülmez’in dekor, Gazal Erten’in giysi, Yakup Çartık’ın ışık tasarımını yaptığı, koreografisini Ayşe Emel Mesci’nin düzenlediği, dramaturjisini Ali Berktay’ın kotardığı bu çalışmada canlı orkestra ve 50 dolayında karakter yer alıyor. Sahne gerisinde çalışan 20 kişiyi de sayarsak ortaya nasıl bir emek konduğunu kolayca algılayabiliriz. Karşımızda üç saat süren iki perdelik bir üstün yapım var. “Devlet Ana” oyununun “2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı” kapsamında, 6-28 Nisan tarihleri arasında Budapeşte’de Macaristan Ulusal Tiyatrosu’nun düzenleyeceği “11. Madach Uluslararası Tiyatro Buluşması”na katılacağı açıklandı.

OSMANLI DEVLETİ’NİN KURULUŞUNA DOĞRU

Öykü 12. yüzyılın sonlarına doğru, Anadolu’nun batıya yakın yörelerinde geçiyor. Bizans İmparatorluğu’nun güç yitirdiği, Türkmen beyi Ertuğrul Gazi’nin de yaşlılık dönemine rastlayan aşamada, İznik-İstanbul yolunu denetim altında tuttuğu için önemli, göçebe kökenli Türkmen boyu, ya çevresini sarmış “Frenk”/“gâvur” dedikleri güçlerle baş edecek ya da yok olup gidecektir. Karakterler oyun boyunca saz bürümüş, tüten bataklıkların egemen olduğu bir coğrafyanın puslu ortamında devinir. Sahnede yer alan söyleşimlerin önemli bir bölümünü, Ahi savaşçılarının şaşırtıcı üstünlüğü, Türkmenlerin sözlerinin eri olduğu, kimsenin dinine karışmadıkları, hangi toplumdan ya da ırktan olursa olsun kendilerine sığınana sahip çıktıkları, kadına değer vermeyi töre saydıkları konusundaki belirlemeler oluşturur. Kadınların da silah kuşandığı bu olası savaş ortamında güç kaynaklarından biri de yiğitliği nedeniyle “Bacı Bey” dedikleri, Demircan ve Kerimcan’ın anneleri Bacı Hanım’dır. Yapıta adını veren “Devlet Ana”...

Türkmenler, böylece, çevrelerini sarmış olan ve varlıklarına göz diken Hıristiyan kökenli topluluklardan farklı özellikleriyle Anadolu’daki yaşama damga vurmaktadır. Ayrıca topluluğun önderlerinin tedbirli davranma eğilimleri, Türkmenleri tuzağa düşürmek için çeşitli oyunlar kuranları kolayca alt edebilmektedir. “Ava çıkanları avlayabilme” gücü, babası Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra bey seçilen Osman’ın, Türkmen toplumunu göçebelikten kurtarıp Anadolu’ya egemen olacak Osmanlı Devleti’ni kurmasını sağlayacaktır.

TÜRKMEN ÖRGELERİ VE KOREOGRAFİK SAHNELEME

Osman Özkan romanı, özellikle dil kullanımında özenli, saygılı bir yaklaşımla sahneye uyarlamış. Ne ki romanın kimi bölümlerine kıyılamayınca ortaya tiyatro için çok uzun bir sahne olayı çıkmış. Yönetmen ve dramaturg metni bir oranda budayarak oyun süresini üç saate indirmişler. Yine de sorun tam anlamıyla çözülememiş: Yarı karanlıkta aynı tondaki giysilere bürünmüş, Frenk mi, Türkmen mi, ayırması -göğsünde haç taşıyanlar dışında- zor olan kalabalık oyuncu kadrosunun 30’a yakın tablo boyunca sahneye bir girip bir çıktığı upuzun bir oyunda olan biteni izlemek romanı okumaya benzemiyor. Bir an geliyor bunalmaya başlıyorsunuz. 

Destansı oyunları kotarma ustası Ayşe Emel Mesci’nin, sahne olayını renklendirmek için Türkmen ve Ahi kültüründen aldığı görsel ve işitsel örgeleri yaratıcı bir yaklaşımla değerlendirdiği görülüyor. Dervişlerin, abdalların, cavlakların dünyasında çekilen “hu”lar şarkıya dönüşüyor. Sahnedeki görüntüyü canlandıran halk dansı figürleri samah gösterisinde doruğa ulaşıyor. Toplu sahnelerdeki devinim koreografik düzenlemeyle sahneye görsel çekicilik katmakta. Sahne müziği ve ses sanatçılarının icrası da yapıma olumlu katkıda bulunuyor. Sinevizyon yoluyla uzam değişiminin belirlenmesi ise kimi tablolarda yeterli görünmüyor. Işık kullanımının hep loş/ sisli bir atmosferden yana olması, oyunun uzamasıyla, izleyen için yorucu bir seyirlik ortamı oluşturuyor.

Yine de aksamalara izin vermeyen, enerjik bir sahne olayı kotarılmış. Romanın “dinleme” süresi 21 saatmiş. Osman Özkan, Ayşe Emel Mesci ve oyuncuların katkılarıyla, Kemal Tahir’in “Devlet Ana”sından üç saatlik oldukça doğru bir izlenim ediniyorsunuz.

Yazarın Son Yazıları

Tiyatroların iletişim alışkanlıkları

70 yıllık tiyatro seyircisi ve 50 yılı aşkın süredir aralıksız yazan bir eleştirmen olarak tiyatrolarla iletişim kurma üstüne düşündüğümde geçmiş yılları özlüyorum.

Devamını Oku
23.09.2025
12 Eylül’ün savurduğu sonbahar yaprakları

12 Eylül döneminin tiyatro eleştirisi çoğunlukla sahne olaylarındaki özensizliğe karşı çıkmaktadır. Bu aşamada gazetelerdeki kültür sanat sayfalarının küçülmeye, eleştiri yazılarının azalmaya başladığı görülür.

Devamını Oku
09.09.2025
Ferhan ve Müjdat gündemimizde

Ferhan Şensoy’u 31 Ağustos 2021’de 70 yaşındayken yitirmiştik. Yeni yapılan “Ferhangi Bir Yaşam” belgeseli seyircisiyle buluşmayı bekliyor. Müjdat Gezen ise 82 yaşında ve bir hafta önce hakkındaki soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldı.

Devamını Oku
26.08.2025
Metin Sözen: Anadolu’yu kucaklamıştı

Değerli bilimadamı Prof. Dr. Metin Sözen’i 1 Ağustos’ta yitirdik. Yaşamını ülkemizin doğal, tarihsel, kültürel değerlerine sahip çıkılmasına adamış, yüce gönüllü bir insandı.

Devamını Oku
12.08.2025
Genco’ya ikinci mektup

Sevgili Genco, Sen gideli bir yıl oldu. Zaman çabuk geçiyor. İlk mektubumda (Cumhuriyet, 13.08.2024) ardında bıraktığın görsel-işitsel belgelerden söz etmiştim: Sanat yaşamın boyunca oluşturduğun sesli kitapları, fotoğraflarınla yorumladığın şiirleri, çevirilerini, plak ve kasetlerinde kayıtlı müzik çalışmalarını...

Devamını Oku
29.07.2025
Memet Baydur’un diyecekleri var

Okuduğunuz başlığı bir başka yazımda da kullanmıştım. Ölümünün üstünden 20 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın, Memet Baydur’un bizlere diyecekleri sürüyor

Devamını Oku
15.07.2025