Müşfik Kenter’i anarken...
Ayşegül Yüksel
Son Köşe Yazıları

Müşfik Kenter’i anarken...

27.08.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

1932’de İstanbul’da doğdu. Olga Cynthia (Nadide) ve diplomat Ahmet Naci Kenter’in beş çocuğunun en küçüğüydü. Ankara’da Devlet Konservatuvarı’nı bitirdi. Daha sonra kendisinden dört yaş büyük ablası Yıldız Kenter gibi Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı ve iki kardeş, Muhsin Ertuğrul’un önerisi üstüne 1959’da İstanbul’a tiyatro yapmaya geldiler. Müşfik Kenter o gün bugündür, Türk tiyatrosunun sönmeyen yıldızı ve 1940-50-60 kuşakları için “sahnelerin en yakışıklı prensi”dir. 2012 Ağustos’unda, 80 yaşındayken dünyamızı terk ettiğinde bile idolümüz olmayı sürdürmekteydi. 2000’li yıllarda doğanların yaşı onu sahnede izlemeye yetmedi. Bu yazı daha çok Müşfik Kenter’in çağdaşı olma mutluluğunu yaşayamamış gençler içindir. Kenter kardeşlerin İstanbul’daki ilk oyunları olan “Salıncakta İki Kişi”, güldüren ve hüzünlendiren iki kişilik bir sahne metniydi. Yıldız Kenter’in parlattığı oyunun izleyicileri, öncelikle, 18 yaş dolayındaki biz üniversite öğrencileri ve bizden önceki iki kuşaktı. 27 yaşındaki Müşfik 30’larındaki genç adam rolünde, ablasıyla öyle ustaca paslaşıyordu ki aralarındaki yaş farkını ve iki oyuncunun kardeş olduğunu bir an bile fark etmeden oyuna kapılıp gidiyordunuz. 

DEĞİŞEN DOZLARDA ‘HÜZÜN’ VE ‘ALAYCILIK’

Bu oyundaki Müşfik’in aktörlüğünde özümsediğiniz, jest, mimik ve ses kullanımında alışılmış dışı bir bireşim sunduğu “alaycılık” ve “hüzün”dür. Bu iki karşıt özellik, onun yorumlarında birbiriyle şaşırtıcı bir uyum içindedir. Müşfik’in yıllar boyunca, ülkenin benzersiz “incelikli oyuncu”su olarak örnek gösterilmesini sağlayan da “alaycılık” ve “hüzün” bireşiminde oyundan oyuna görülen doz değişikliğinin, birbirine hiç benzemeyen yorumlarda yansımasıdır. Söz gelimi, bir sonraki Kenterler oyunu olan “Çöl Faresi”nde Müşfik; yaşını başını almış bir beyefendi, Yıldız da gencecik bir kızdır. Müşfik’in sesi, jestleri ve mimikleri bu kez salon komedisi atmosferine uyum sağlamış, “hüzün” romantizme, “alaycılık” espriye dönüşmüştür. Birkaç yıl sonraki tek perdelik “Sandalyeler” oyununda ise Yıldız ve Müşfik, 100 yaşını aşmış kişiler olarak karşımızdadır. Müşfik’in oyunculuğunda “hüzün” bunama belirtileriyle buluşmaktadır; “alaycılık” ise yaşlı adamın oyun gereği “rol yaptığı” komik anlara yerleştirilmiştir. 

Müşfik Kenter ilk yıllarda yerli ve yabancı her çeşit oyunda sahneye çıktı. Erken dönem oyunlarının en önemlileri, John Osborne’nun “Öfke”si, Çehov’un “Martı”sı ve M.C. Anday’ın “Mikado’nun Çöpleri”dir. Her üç oyunda da yaşamın ezdiği genç adamların “öfkeli” aynı zamanda da “kırılgan” konumunu canlandıran Müşfik, 1968’de Kenter Tiyatrosu’nun açılış oyunu olarak sunulan “Hamlet”in başkişisini canlandırmakta doğal ki zorluk çekmemişti. 

TEK KİŞİLİK OYUNLARDA SUNULAN ÇEŞİTLİLİK

1980’ler Müşfk’in tek kişilik oyunlara yöneldiği aşamayı belirler. Sanatçı,1970’te Aziz Nesin’in “Çicu”suyla başlar tek kişilik oyunlarına. Arada “Cyrano de Bergerac” gibi başkişisi tam “Müşfiklik” olan kalabalık kadrolu oyunlar yer alsa da Müşfik için sahnede tek başına olduğu yapıtlar önceliklidir. Bu yapıtların çeşitliliği şaşırtıcıdır. Murathan Mungan’ın sahne ortamına uyarladığı Orhan Veli şiirlerinden oluşan “Bir Garip Orhan Veli”, ünlü ozanla Müşfik’i bütünleştirmiştir. Sanatçı, bu oyunu 30’u aşkın yıl boyunca sürdürür. Talat Halman’ın uyarladığı “Kahramanlar ve Soytarılar”da Shakespeare oyunlarının birçok karakterini canlandıran Müşfik, “Savunma”da Amerikalı bir avukatın, “Van Gogh”ta ünlü Hollandalı ressamın, “Huysuz İhtiyar”da Oğuz Aral’ın, “Kuvayı Milliye”de hapisteki Nâzım Hikmet’in, “Nutuk”ta Mustafa Kemal Atatürk’ün sözcüsüdür. Oynadığı bütün bu rolleri benzersiz kılmıştır. 

Kent Oyuncuları için oyunlar yöneten, bir dönem Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun yöneticiliğini yapan Müşfik Kenter, Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde uzun süre hizmet vermiş, yalnız becerilerinden değil, dünyaya bilgece bakışından da pay almış birçok sahne sanatçısı yetiştirmiştir. Çevirdiği filmler arşivlerdedir. Kendisiyle televizyonda yapılan söyleşilerin bir bölümü, Orhan Veli’den okuduğu şiirler, kimi oyunlarından sahneler “YouTube Müşfik Kenter”den izlenebilir. “Dostluğu Klavyede Arayanlar” başlıklı video çekimi bugün de akıllı telefonlar ortamında dolaşmaktadır. 

Müşfik Kenter’i hep özlüyoruz, özleyeceğiz.

Yazarın Son Yazıları

Tiyatroların iletişim alışkanlıkları

70 yıllık tiyatro seyircisi ve 50 yılı aşkın süredir aralıksız yazan bir eleştirmen olarak tiyatrolarla iletişim kurma üstüne düşündüğümde geçmiş yılları özlüyorum.

Devamını Oku
23.09.2025
12 Eylül’ün savurduğu sonbahar yaprakları

12 Eylül döneminin tiyatro eleştirisi çoğunlukla sahne olaylarındaki özensizliğe karşı çıkmaktadır. Bu aşamada gazetelerdeki kültür sanat sayfalarının küçülmeye, eleştiri yazılarının azalmaya başladığı görülür.

Devamını Oku
09.09.2025
Ferhan ve Müjdat gündemimizde

Ferhan Şensoy’u 31 Ağustos 2021’de 70 yaşındayken yitirmiştik. Yeni yapılan “Ferhangi Bir Yaşam” belgeseli seyircisiyle buluşmayı bekliyor. Müjdat Gezen ise 82 yaşında ve bir hafta önce hakkındaki soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldı.

Devamını Oku
26.08.2025
Metin Sözen: Anadolu’yu kucaklamıştı

Değerli bilimadamı Prof. Dr. Metin Sözen’i 1 Ağustos’ta yitirdik. Yaşamını ülkemizin doğal, tarihsel, kültürel değerlerine sahip çıkılmasına adamış, yüce gönüllü bir insandı.

Devamını Oku
12.08.2025
Genco’ya ikinci mektup

Sevgili Genco, Sen gideli bir yıl oldu. Zaman çabuk geçiyor. İlk mektubumda (Cumhuriyet, 13.08.2024) ardında bıraktığın görsel-işitsel belgelerden söz etmiştim: Sanat yaşamın boyunca oluşturduğun sesli kitapları, fotoğraflarınla yorumladığın şiirleri, çevirilerini, plak ve kasetlerinde kayıtlı müzik çalışmalarını...

Devamını Oku
29.07.2025
Memet Baydur’un diyecekleri var

Okuduğunuz başlığı bir başka yazımda da kullanmıştım. Ölümünün üstünden 20 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın, Memet Baydur’un bizlere diyecekleri sürüyor

Devamını Oku
15.07.2025