Özdemir Nutku anlatıyor
Ayşegül Yüksel
Son Köşe Yazıları

Özdemir Nutku anlatıyor

03.12.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

“Türk tiyatro biliminin üç büyükleri”nden en genci olan Prof. Dr. Özdemir Nutku’yu beş yıl önce 8 Kasım 2019’da yitirmiştik. Nutku, tiyatro kuramı uzmanı olmasının yanında Almanya’da tiyatro yönetmenliği eğitimi görmüş, ilk sahne çalışmalarını da orada yapmış bir uygulamacıydı. 

1959’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde kurulmuş olan -Türkiye’nin ilk tiyatro bilimi merkeziTiyatro Araştırmaları Enstitüsü’ne asistan olarak girmişti. Enstitünün ilk asistanı Sevda Şener’le birlikte, kısa bir süre sonra da tiyatro kitapları çıkarmakta olan Metin And’ı yanlarına alarak 1964’te yaşama geçirilen tiyatro bölümünün çekirdek kadrosunu oluşturdular.

Günümüzdeki üniversite tiyatro bölümlerinin hemen hepsinin öğretim kadrosu, ya bu büyük hocaların ve onların ilk kuşak öğrencilerinin eğitiminden geçmiş ya da yıllar içinde zengin bir tiyatro bilimi ve uygulaması kitaplığı oluşturan And, Şener ve Nutku’nun ardı ardına yayımlanmış kitapları aracılığıyla yetişmişlerdir. DTCF Tiyatro Bölümü’nü bitirmiş birçok öğrencileri de bugün tiyatro, sinema ve dizi sektörlerinin aranan oyuncuları arasında yer almaktadır. 

ÖZDEMİR HOCA’NIN SINIRSIZ ÜRETKENLİĞİ

Özdemir Nutku’nun bir özelliği de tiyatro alanında kurumlaşma hareketine emek vermiş olmasıdır. 1976’da İzmir’e yerleşerek zaman içinde Dokuz Eylül Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi’ne katılacak olan tiyatro bölümünü oluşturmuştur. Yetiştirdiği öğrenciler arasında birçoğu “yıldız” oyuncu olarak gündemdedir. 1990’da İzmir Şehir Tiyatrosu’nu kuran, 1991’de Türkiye’nin ilk “Kamyon Tiyatrosu”nu yaşama geçiren Nutku 2000’de KKTC’de sahne sanatları fakültesini kurdu. Yazmayı ise ölümüne dek sürdürdü. Yazarlıktaki üretkenliği yaşamının sınırlarını aştı. Yaşamöyküsünü içeren “Suda Ayak İzleri” (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) Nutku’nun, yayımlandığını göremediği yapıtlarındandır. 

Ölümünden iki yılı aşkın bir süre sonra (Ocak 2021’de) yayımlanan bu kitabın ilk cildinde yaşamının ve içinde varolduğu dünyanı öyküsünü 1977 yılına ulaştıran yazarın, kendisiyle birlikte “tiyatro biliminin üç büyükleri”ni oluşturan çalışma arkadaşları Prof. Dr. Sevda Şener ve Prof. Dr. Metin And’ı nasıl anımsadığını -çoğumuz ilk kezokuyarak görelim şimdi.

SEVDA ŞENER KURAMSAL DRAMATURGİDE BAŞI ÇEKTİ

Sevda Şener’i, “Onu 1959 yılının baharında tanıdım.(...) Tanıştığımızdan onu kaybettiğimiz güne kadar akademik anlayışımız ve uyumumuz değişmedi” diyerek kucaklıyor önce. (s. 748) Sonra arkadaşını şöyle tanımlıyor: “Sevda sezgileri güçlü biriydi. Öğrencilerine karşı anaç ve yumuşaktı. Olumsuz bir durumda öfkesini genellikle içine atan ama seyrek de olsa, patladı mı yüzü kızararak kızgınlığını bütün içtenliğiyle gösteren bir yapıya sahipti. İyi bir araştırmacı ve bilim insanı olarak, öğretmenliği, kitapları ve eleştirmenliğiyle Türkiye tiyatrosuna kalıcı olmak üzere imzasını attı. Özellikle kuramsal dramaturgi konusunda başı çeken akademisyen oldu.” (s. 249) 

METİN AND BİLİNMEYENİ ORTAYA ÇIKARMAKTAN KEYİF DUYARDI

Nutku’nun Metin And ile dayanışması da “akademik” kökenlidir: “O, durmadan çalışan, bütün olanaklarını araştırmaya vakfeden, hep bilinmeyeni ortaya çıkarmak için uğraşan, bundan da büyük zevk duyan bir bilim insanıydı” diye sürdürür sözünü; “Türk kültürü üstünde araştırmalar yapmamda beni yüreklendiren de o olmuştur. Bana yararlanmam için belgeliğini açmış olan bu can dosta, ben de altta kalmamak için Avrupa kütüphanelerinden, her gidişimde, ona istediği bazı yazmaları getirmişimdir. Bu imece keyfini yaşayan iki akademisyen olarak birbirimizin çalışmalarına hep saygı duyduk.” (s. 254) 

Şener, And ve Nutku... Türk tiyatrosu, “tanınırlığı”nı onların bitmez tükenmez çabalarıyla kazandı. Tiyatromuzun, yapıtlarıyla hep aramızda olan bu üç sevgili insanını, Özdemir Nutku’nun ölümünün beşinci yılını anarken saygıyla selamlıyoruz.

Yazarın Son Yazıları

Tiyatroların iletişim alışkanlıkları

70 yıllık tiyatro seyircisi ve 50 yılı aşkın süredir aralıksız yazan bir eleştirmen olarak tiyatrolarla iletişim kurma üstüne düşündüğümde geçmiş yılları özlüyorum.

Devamını Oku
23.09.2025
12 Eylül’ün savurduğu sonbahar yaprakları

12 Eylül döneminin tiyatro eleştirisi çoğunlukla sahne olaylarındaki özensizliğe karşı çıkmaktadır. Bu aşamada gazetelerdeki kültür sanat sayfalarının küçülmeye, eleştiri yazılarının azalmaya başladığı görülür.

Devamını Oku
09.09.2025
Ferhan ve Müjdat gündemimizde

Ferhan Şensoy’u 31 Ağustos 2021’de 70 yaşındayken yitirmiştik. Yeni yapılan “Ferhangi Bir Yaşam” belgeseli seyircisiyle buluşmayı bekliyor. Müjdat Gezen ise 82 yaşında ve bir hafta önce hakkındaki soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldı.

Devamını Oku
26.08.2025
Metin Sözen: Anadolu’yu kucaklamıştı

Değerli bilimadamı Prof. Dr. Metin Sözen’i 1 Ağustos’ta yitirdik. Yaşamını ülkemizin doğal, tarihsel, kültürel değerlerine sahip çıkılmasına adamış, yüce gönüllü bir insandı.

Devamını Oku
12.08.2025
Genco’ya ikinci mektup

Sevgili Genco, Sen gideli bir yıl oldu. Zaman çabuk geçiyor. İlk mektubumda (Cumhuriyet, 13.08.2024) ardında bıraktığın görsel-işitsel belgelerden söz etmiştim: Sanat yaşamın boyunca oluşturduğun sesli kitapları, fotoğraflarınla yorumladığın şiirleri, çevirilerini, plak ve kasetlerinde kayıtlı müzik çalışmalarını...

Devamını Oku
29.07.2025
Memet Baydur’un diyecekleri var

Okuduğunuz başlığı bir başka yazımda da kullanmıştım. Ölümünün üstünden 20 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın, Memet Baydur’un bizlere diyecekleri sürüyor

Devamını Oku
15.07.2025