Zeynep Oral’la çalışırken eğlenmek
Ayşegül Yüksel
Son Köşe Yazıları

Zeynep Oral’la çalışırken eğlenmek

01.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

17 Haziran’da Metrohan’da ilk gösterimi yapılan “Bir Babıali Zirvesi” başlıklı, Habitat TV yapımı Zeynep Oral belgeselini henüz izleyemedim. Neyse ki Dikmen Gürün izlenimlerini geçen haftaki yazısında bir güzel dile getirmiş. Okurken belleğimde birikmiş, belge tadında Zeynep Oral olayları gözümün önüne gelmeye başladı. Bu yazıda Zeynep’le yaşanmış anlar var.

Sevda Şener Hoca’m, ilk kez yurtdışındaki bir toplantıda tanıdığı Zeynep’i Ondine’e benzetmişti. (Ondine -İngiliz Kraliyet Balesi yıldızı Margot Fontayn için “koreografilendirilmiş” olan- [Ondine, balesinin (1958) başkişisiydi]. Bir ölümlüye âşık olduğu sürece insan olan, ihanete uğrayınca da gizemli sualtı dünyasına geri dönen bu narin su perisine yapılan benzetmenin ne denli yerinde olduğuna ben de bir yurtdışı yolculukta tanık oldum. Belindeki bir rahatsızlık nedeniyle Zeynep’in ağır taşıması kesinlikle yasaklanmış, bavulunu hafif tutması, sözgelimi yola diş macununun bile sıkıla sıkıla bitmeye yüz tutmuş olanını götürmesi önerilmişti. Oysa Zeynep’in, kırılgan görünüşüne hiç benzemeyen bir çetin ceviz, çelik bir irade sahibi, dediği dedik bir dergi yöneticisi olduğunu, bana telefonla sipariş verdiği ve kesinlikle tam gününde istediği Milliyet Sanat yazılarından biliyordum.

YURTDIŞINDA ELEŞTİRMEN BULUŞMALARI

Birlikte yaptığımız yolculuklar daha çok Uluslararası Eleştirmenler Birliği’nin kongreleri nedeniyle gerçekleşmiştir. 1980’li ve 90’lı yıllarda bizim Tiyatro Eleştirmenleri Birliği yeni oluşuyordu ve uluslararası kongrelerde yönetim kuruluna girme olasılığı yüksekti. Bu amaçla kongrelerde yer alan sempozyumlarda etkileyici bildiriler sunardık. Ayrıca Zeynep Fransızca konuşan delegelerle iletişim kurar, ben de İngilizce konuşanlarla haşır neşir olurdum. Yoğun bir çaba gerektiren bu işin üstesinden gelip beş altı yıl üst üste yönetim kuruluna girmeyi başardık. Kongrelerde Zeynep’le birbirimizi görmediğimiz zamanlar olurdu. Zeynep bir yandan da Türkiye’ye yazı yetiştirirdi.

Birbirimizi gördüğümüz zamanlarda ise Zeynep her zaman “eğlence” içeren bir öneri getirirdi karşımıza. Yufka yürekli arkadaşımız, bir Varşova kongresinde, ağır gribe yakalandığı için üç gün boyunca yataktan çıkamayan Dikmen Gürün’ü neşelendirmek için -nereden bulup satın aldığı bilinmezbir cep matarasına doldurduğu kanyak ve otel odasına getirdiği abur cuburla, yönetim kuruluna seçilişimiz için kutlama düzenlemişti. Bir Lizbon kongresinin öğle arasında da Portekiz büyükelçimiz yazar Yıldırım Keskin’e rica ederek aynı otelde kaldığım Lütfi Ay ile beni, kentin yeni limanında yaratılmış -daha önce görüp çok beğendiği- anıtlar içeren çevreyi tanımamız için elçiliğin arabasını ayarlamıştı.

ROMA SOSYETE PAZARINDAN HELSİNKİ ‘BEYFENDİLER KULUBÜ’NE

Yağmurlu bir kasım ayında yapılan Roma kongresindeki bir boş zamandan yararlanarak kentin -Zeynep yerini nereden öğrendiyse- “sosyete pazarı”na gitmiştik. Hadi beni İtalyanlardan ayırt etmek zordur diyelim, sapsarışın Zeynep’in yabancı olduğu gün gibi ortada. Satıcıların, “Ladies watch your purse” (Hanımlar cüzdanınıza sahip olun) uyarısına karşın, Zeynep su aldığını fark etmiş olduğu çizmelerini orada bırakıp ayağına geçirdiği yepyeni İtalyan çizmelerini -o günlerde çok moda olan- yaldız işlemeli bir kazakla da “kombin”leyivermişti.

Zeynep dar zamanı değerlendirme ustasıdır. Hoşa gitmeyen bir tiyatro oyununu yarıda bırakıp havalı bir kafenin yolunu tutar, orada keyif çatardık. Ya da sıkıcı olabilecek bir toplu geziye gitmektense, önerilmiş bir oyuna gitmeyi yeğlerdik. Doğu Berlin kongresinde, kentin uzak bir bölgesindeki tiyatroya ulaşmak için, birkaç kişi -Zeynep’in benim pratik yoksunu Almancama aşırı güveni nedeniyle- uçsuz bucaksız karanlık sokaklarda uzayan dakikalarca yürümüş ve “kem küm”lerimi nasılsa anlayan Doğu Alman vatandaşlarının yardımıyla oyuna yetişmiştik. Helsinki’deki kongreye herkesten önce geldiğimiz külüstür otelde bunalan Zeynep’le yine gecenin orta yerinde, açık bulduğumuz bir “Beyefendiler Kulübü”nde, erkekler dünyasında iki kadın olarak keyifli bir akşam yemeği yemiştik. Kimse bir şey sormamıştı. Sorulsaydı Zeynep’in gazeteci kimliğini gösterip “inceleme yapmak için” geldiğimizi söylemesi işten bile değildi.

Bütün bunlar “acar gazeteci” Zeynep’e özel yaşantıların bana armağanıdır.

İlgili Konular: #roma #eleştiri

Yazarın Son Yazıları

Tiyatroların iletişim alışkanlıkları

70 yıllık tiyatro seyircisi ve 50 yılı aşkın süredir aralıksız yazan bir eleştirmen olarak tiyatrolarla iletişim kurma üstüne düşündüğümde geçmiş yılları özlüyorum.

Devamını Oku
23.09.2025
12 Eylül’ün savurduğu sonbahar yaprakları

12 Eylül döneminin tiyatro eleştirisi çoğunlukla sahne olaylarındaki özensizliğe karşı çıkmaktadır. Bu aşamada gazetelerdeki kültür sanat sayfalarının küçülmeye, eleştiri yazılarının azalmaya başladığı görülür.

Devamını Oku
09.09.2025
Ferhan ve Müjdat gündemimizde

Ferhan Şensoy’u 31 Ağustos 2021’de 70 yaşındayken yitirmiştik. Yeni yapılan “Ferhangi Bir Yaşam” belgeseli seyircisiyle buluşmayı bekliyor. Müjdat Gezen ise 82 yaşında ve bir hafta önce hakkındaki soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldı.

Devamını Oku
26.08.2025
Metin Sözen: Anadolu’yu kucaklamıştı

Değerli bilimadamı Prof. Dr. Metin Sözen’i 1 Ağustos’ta yitirdik. Yaşamını ülkemizin doğal, tarihsel, kültürel değerlerine sahip çıkılmasına adamış, yüce gönüllü bir insandı.

Devamını Oku
12.08.2025
Genco’ya ikinci mektup

Sevgili Genco, Sen gideli bir yıl oldu. Zaman çabuk geçiyor. İlk mektubumda (Cumhuriyet, 13.08.2024) ardında bıraktığın görsel-işitsel belgelerden söz etmiştim: Sanat yaşamın boyunca oluşturduğun sesli kitapları, fotoğraflarınla yorumladığın şiirleri, çevirilerini, plak ve kasetlerinde kayıtlı müzik çalışmalarını...

Devamını Oku
29.07.2025
Memet Baydur’un diyecekleri var

Okuduğunuz başlığı bir başka yazımda da kullanmıştım. Ölümünün üstünden 20 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın, Memet Baydur’un bizlere diyecekleri sürüyor

Devamını Oku
15.07.2025