Bir kez daha ‘Lozan...’
Dikmen Gürün
Son Köşe Yazıları

Bir kez daha ‘Lozan...’

26.07.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bir kez daha “Lozan” derken iki yıl önce; 24 Temmuz 2020’de Ayasofya Müzesi’nin debdebeli dini törenlerle cami olarak açılması için özellikle o günün seçilmesine, dolayısıyla 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın iktidar tarafından adeta “yok” farz edilmesine, Türk milleti için anlam ve öneminin gölgelenmek istenmesine uzun uzun değinmeyeceğim... Bunu bilmeyen var mı? Yok. O günü, öncesini ve sonrasını yaşadık yaşıyoruz.  

Ama birden görüyoruz ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün kutlamadığı Lozan’ı, bugün yayımladığı bir mesajla anıyor, yüceltiyor! Olabilir... Biz, yine aynı gün, 24 Temmuz 2022’de, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Balıkesir’de söylediklerine bakıyoruz: Lozan’ın ilanı bundan böyle bayram olarak kutlanmalı...

Bu noktada; yüzümü tekrar tiyatroya dönüyorum ve bir kez daha Ataol Behramoğlu’nun ve Memet Baydur’un “Lozan” adlı oyunları üstüne 24 Temmuz 2020 yılında yazmış olduğum yazıyı ufak dokunuşlarla ve bellek tazelemek için, bir kez daha paylaşmak istiyorum.  

ATAOL BEHRAMOĞLU VE ‘LOZAN’  

Behramoğlu’nun 1993’te yazdığı belgesel tadındaki “Lozan” Yücel Erten’in Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olduğu dönemde Antalya Devlet Tiyatrosu’nda oynanmıştı. Metin Belgin tarafından yorumlanan hayli geniş kadrolu oyun, 2020’de yazar tarafından tekrar elden geçirildi yanılmıyorsam. Bu çalışmanın yeniden sahnelenmesi, hatta bir “okuma tiyatrosu” olarak seyirciyle buluşması bu ülkenin bugünlere nasıl geldiğinin bir kez daha yankılanmasını sağlayacaktır diye düşünüyorum. 

Ataol Behramoğlu, 28 Temmuz 2012 tarihinde yine bu gazetede “Lozan’ın Anlamı” başlıklı yazısında şöyle diyordu: “Kurtuluş Savaşı ve Lozan Barış Antlaşması birbirini bütünleyen, ikincisi esas olarak ilkinin sonucu, büyük bir zaferdir. Her ikisini de toptancı bir zihniyetle reddeden, hezimet olarak gören anlayışlar ya aptallık ve bilgisizlik sonucudur ya da hainliktir.” 

Behramoğlu, oyunun başında “yazar” kimliğiyle “Oyunu tasarlarken başlangıçta, belli bir tarihsel kesit olarak Lozan’ın kendisini almanın yeterli olacağını düşünmüştüm. Fakat çalışmam ilerledikçe bir yanı geçmişe, bir yanı günümüze uzanan labirentler içinde buldum kendimi” der. Oyunun sonundaki sözleri ise şöyledir: “Tarihsel malzemeyi elden geldiğince oyunlaştırarak sahneye taşımak istedik... Bütün bu tartışmaların, acılardan süzülerek bize armağan edilmiş, özgür, bağımsız vatanda yapılmakta olduğu gerçeği unutulmaksızın...”  

MEMET BAYDUR VE ‘LOZAN’

Tiyatromuzun önde gelen yazarlarından biri olan ve aramızdan maalesef genç yaşta ayrılan Memet Baydur’un 2001’de, vefatından kısa bir süre önce yazdığı “Lozan”, 2009 yılında Lemi Bilgin Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, Şakir Gürzumar İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü iken Mehmet Gökgöz tarafından sahnelenmiştir.

Oyunun bir yerinde, İsmet İnönü: “Kapitülasyonları kaldırıyoruz ve tarihin kanalizasyonuna atıyoruz” der ve devam eder, “Türk hukukçularının bağımsızlığını, onurunu koruduk, kurtardık Lozan’da...” Şu noktada söyleyecek başka bir söz var mı? 

Değerli hocamız Prof. Dr. Sevda Şener de “Memet Baydur ‘Lozan’ Adlı Oyunuyla Aramızda” başlıklı yazısında ne güzel özetler olayı: “Oyun, İsmet İnönü’nün akılcı yaklaşımı, sakin ve sabırlı kişiliği ile, Lozan Konferansı’nda söz sahibi olan İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerden oluşan güçlerin, Türkiye’nin parçalanmasına neden olacak Sevr Antlaşması’nı hayata geçirecek bir savaşa yönelik çabalarını nasıl boşa çıkardığını ve Mustafa Kemal ile birlikte amaçladıkları bağımsız Türkiye’nin önünü açacak olan barışı sağladığını gösterecek biçimde kurgulanmıştır.”

Evet, böyle karanlık dönemlerde tüm sanatlar gibi tiyatro da düşünceleri zenginleştiriyor. Zihinleri açıyor. Tam zamanıdır sanki Behramoğlu ve Baydur’un “Lozan” oyunlarını bir daha ele almanın ve elbette ki bu bağlamda yeni oyunlar üretmenin... 

Yazarın Son Yazıları

Ses Tiyatrosu ve Beyoğlu çağrışımları...

Geçtiğimiz günlerde ENKA Sanat sponsorluğunda Porte Film yapımı olarak hayata geçen; yönetmenliğini Selçuk Metin’in, senaristliğini Zeynep Miraç’ın, görüntü yönetmenliğini Emre Okur’un ve müziklerini Cem Öğet’in yaptığı Ferhangi Bir Yaşam belgeselini izledik ENKA Açık Hava Tiyatrosu’nda.

Devamını Oku
30.09.2025
Seçkin bir kalem: Seçkin Selvi

Ödülün benim için önemli olan ikinci anlamı da sosyal yaşamın her alanında var olması gereken eleştirinin, Demokles’in kılıcına hedef olan bir siyasi kimlik kazandığı günümüzde, eleştirinin ve eleştirmenin onurlandırılmasıdır. Onurlandım, gururlandım, çok teşekkür ederim.

Devamını Oku
16.09.2025
Ferhan Şensoy gideli beri...

31 Ağustos 2021: Ferhan Şensoy’un aramızdan ayrıldığı tarih. O gideli beri sıklıkla bugün aramızda olsaydı, ülke olarak içine düştüğümüz bu kaosu acaba nasıl yorumlardı diye düşünürüm.

Devamını Oku
02.09.2025
Robert Wilson: Geriye dönüp bakmak

31 Temmuz 2025’te, dünyanın sayılı tiyatro insanlarından biri olan yönetmen Robert Wilson New York’ta yaratıcı çalışmalarının tohumlarını attığı, genç sanatçılara alan açtığı Water Mill Center’da, evinde vefat etti.

Devamını Oku
05.08.2025
Sevda Şener Hoca’ma saygı ve sevgi ile...

Prof. Dr. Sevda Şener 22 Temmuz 2014 tarihinde, 86 yaşında vefat etti.

Devamını Oku
22.07.2025
Bu nasıl bir ortam?

“Saygı” sözcüğünün içerdiği anlamlar, kapsadığı alanlar yok oluyor sanki birer birer. Başka ne olması beklenir ki zaten böylesi karanlık bir ortamda?

Devamını Oku
08.07.2025