ENKA Sanat’ta ‘Geçen Gün’
Dikmen Gürün
Son Köşe Yazıları

ENKA Sanat’ta ‘Geçen Gün’

23.07.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kumpanya’nın son çalışması olan “Geçen Gün” bir Beykoz Kundura yapımı. Böyle bir desteğin memnuniyet verici bir girişim olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Söz konusu çalışma, 2023’ün sonlarında, Beykoz Kundura’nın kapalı geniş mekânında buluşmuştu seyirciyle, ortalığın böyle alev alev yanmadığı ılık bir kış günü. Sonrasında da devam etti “Geçen Gün”ün yolculuğu farklı ve de kurgusuna, yapısına uygun mekânlarda. Geçtiğimiz hafta da ENKA Sanat’ın her yıl yaz aylarında 1000 kişilik açık hava tiyatrosunda düzenlediği o güzelim yaz festivaline konuk oldu. Kendine özgü diliyle seyirciye keyifli anlar yaşattı bir kez daha. “Kendine özgü diliyle” tanımını Kerem Kurdoğlu’nun gösteriye dair şu kısa sorularından ve tek kelimelik yanıtlarından esinlenerek yapıyorum: “Bu bir konser mi? Dans gösterisi mi? Oyun mu? Performans mı? Hiçbiri. Hepsi.” 

SES/SÖZ/HAREKET BÜTÜNÜ 

Kerem Kurdoğlu’nun yazdığı tek perdelik bu ses/söz/hareket bütünü Naz Erayda ve Kerem Kurdoğlu tarafından yönetilmiş. Her anlamda, tüm ekibin katkısıyla baştan sona yaratıcı bir süreç üzerine gidilmiş. Kullanılan her şeyin birbiriyle adeta sahici ilişkiler kurması sağlanmış. Tabii burada önemli olan, Naz Erayda’nın altını çizdiği gibi, birden fazla sanat disipliniyle iç içe olan bir ekip çalışmasının varlığı. İsimleri sıralayacak olursak: Hareket tasarımı Maral Ceranoğlu ve Mihran Tomasyan’a ait. Zaten uygulayıcı yapımcı olarak da Çıplak Ayaklar Stüdyosu’nu görüyoruz. Oyuncular: Esme Madra, Ozan Çelik. Ses tasarımı: Tophane Noise Band, Serkan Aka, Mihran Tomasyan, Selim Cizdan, Ufuk Fakıoğlu’na ait. Kerem Kurdoğlu, Serkan Aka adlarını sahne tasarımında da görüyoruz. Işık tasarımı Utku Kara’nın. Ekin Deniz Görk, Mete Balyan, Besma Seibe, Defne Gül, Berkant “Doktor” Kılıçkap, Maya Kurdoğlu, Gençer Yurttaş da bu çalışmada emeği geçen isimler. 

İZLİYORUM, DİNLİYORUM

İzliyorum, dinliyorum; iki oyuncu ve sıra dışı bir “orkestra” seyirciye iç içe geçmiş birçok hikâye anlatıyorlar. Bana yıllar önce, 7. İstanbul Tiyatro Festivali’nde Kumpanya’nın Tarlabaşı’nda İSM’de (İstanbul Sanat Merkezi) oynadıkları “Kim O?”yu hatırlattı. Ve hatta 1997’de, 9. İstanbul Tiyatro Festivali’nde Cihangir Parkı’nda oynanmış olan güçlü bir yapımı çağrıştırdı: “Everest My Lord” Bugün de genç seyircinin izlemesi, üzerinde tartışması gereken çalışmalar. 

Yine “Geçen Gün”e dönersek: İç içe geçmiş birçok hikâye anlatılıyor oyunda. Aslında hepsi aynı hikâye. Kerem Kurdoğlu ve Naz Erayda’nın dedikleri gibi şehir bu iki insanı itip kakıyor. Diğer insanlar, şehirle bir olmuş, sürüklüyorlar onları. Ama aslında şehir de onlar, diğer insanlar da onlar. Yani aslında ne kendilerinden başka bir şehir var ne de kendilerinden başka diğer insanlar. Hepimiz yüzleşiyoruz bu gerçekle. Birbirleriyle sürekli karşılaşan, çarpışan, birbirlerini teğet geçen ve birbirlerini gerçek anlamda hiçbir zaman görmeyen iki kişi, üç kişi, onlarca kişi... Hayatlarımız bu çark içinde dönmüyor mu? “Ezilmemeye çalışıyorlar” diyor Kerem Kurdoğlu, “Şehirle başa çıkmaya çalışıyorlar. Kâh seksen yaşındalar, kâh on sekiz. Bir bakmışsın mağdur durumdalar, bir de bakmışsın suçluluk duygusu içlerini kemiriyor. Ama aslında şehir de onlar, diğer insanlar da. Yani aslında ne kendilerinden başka bir şehir var ne de kendilerinden başka diğer insanlar. Var olan sadece onlar. Yüzlerce, binlerce kendileri. Endişe dolu bir sevgi hikâyesi bu.” 

Bir sevgi hikâyesi mi? Belki. Bilemiyorum. Tek bildiğim endişe dolu olması. Ve, evet, sesler sarmalıyor onları, bizi. Kimi zaman bir kakafoni, şiddet, kimi zaman sakin akıyor her şey.

Yazarın Son Yazıları

Ses Tiyatrosu ve Beyoğlu çağrışımları...

Geçtiğimiz günlerde ENKA Sanat sponsorluğunda Porte Film yapımı olarak hayata geçen; yönetmenliğini Selçuk Metin’in, senaristliğini Zeynep Miraç’ın, görüntü yönetmenliğini Emre Okur’un ve müziklerini Cem Öğet’in yaptığı Ferhangi Bir Yaşam belgeselini izledik ENKA Açık Hava Tiyatrosu’nda.

Devamını Oku
30.09.2025
Seçkin bir kalem: Seçkin Selvi

Ödülün benim için önemli olan ikinci anlamı da sosyal yaşamın her alanında var olması gereken eleştirinin, Demokles’in kılıcına hedef olan bir siyasi kimlik kazandığı günümüzde, eleştirinin ve eleştirmenin onurlandırılmasıdır. Onurlandım, gururlandım, çok teşekkür ederim.

Devamını Oku
16.09.2025
Ferhan Şensoy gideli beri...

31 Ağustos 2021: Ferhan Şensoy’un aramızdan ayrıldığı tarih. O gideli beri sıklıkla bugün aramızda olsaydı, ülke olarak içine düştüğümüz bu kaosu acaba nasıl yorumlardı diye düşünürüm.

Devamını Oku
02.09.2025
Robert Wilson: Geriye dönüp bakmak

31 Temmuz 2025’te, dünyanın sayılı tiyatro insanlarından biri olan yönetmen Robert Wilson New York’ta yaratıcı çalışmalarının tohumlarını attığı, genç sanatçılara alan açtığı Water Mill Center’da, evinde vefat etti.

Devamını Oku
05.08.2025
Sevda Şener Hoca’ma saygı ve sevgi ile...

Prof. Dr. Sevda Şener 22 Temmuz 2014 tarihinde, 86 yaşında vefat etti.

Devamını Oku
22.07.2025
Bu nasıl bir ortam?

“Saygı” sözcüğünün içerdiği anlamlar, kapsadığı alanlar yok oluyor sanki birer birer. Başka ne olması beklenir ki zaten böylesi karanlık bir ortamda?

Devamını Oku
08.07.2025