Geyvan McMillen’e sevgiyle...
Dikmen Gürün
Son Köşe Yazıları

Geyvan McMillen’e sevgiyle...

12.11.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ekim sonunda, Türkiye’de bale ve çağdaş dans alanlarında önemli bir isim olan Geyvan McMillen, sessizce ayrıldı aramızdan. Bu vesileyle, ona sevgi ve saygımı sunmak istiyorum. 

Geyvan McMillen’in Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’nde başlayan sanat yolculuğu Ankara Devlet Opera ve Bale’sinde, Dame Ninette de Valois’nın öğrencisi ve dansçısı olarak devam etti. London Contemporary Dance School, Geyvan’ın dört yıl Martha Graham tekniği üzerine çalıştığı yıllar. New York ise Merce Cunnigham ile özdeşleşiyor. Onun bir eserinde dansçı olarak da yer alıyor... Geyvan McMillen’in dansçısı ve sağ kolu Tan Temel, “Türkiye’de ilk akademik modern dans eğitimini ve Modern Dans Toplulukları’nın öncülüğünü yapan kişi” olarak tanımlıyor kendisini. 

Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi konservatuvarları modern dans tekniği dersleri verdiği okullar Geyvan’ın. 1998 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Modern Dans Programı’nı kuruyor. 2008 yılına kadar devam eden, pek çok dansçının, koreografın yetiştiği güçlü bir program. Bu süreçte, uluslararası dans etkinliklerinde, festivallerde de yer alıyor eğitim programları ve projeleriyle. Dört yıl üst üste davet edildiği Venedik Dans Bienali bunlardan sadece biri. 

KESİŞEN YOLLAR

Evet, kimi dostluklar vardır çok sık görüşmeseniz bile buluştuğunuz noktada, sanki dün ayrılmış gibi bıraktığınız yerden devam edersiniz. Sevgili Geyvan McMillen ile 1990’lı yılların başlarından itibaren aramızda giderek köklenen işte böyle bir dostluktu. 

1993, benim İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Tiyatro Festivali Direktörü olduğum yıldı. Geyvan da vakfın yönetim kurulundaydı. Buluşmalarımızda, tiyatro festivalinin sınırlarını genişleterek dans dünyasına da adım atması gerektiği üstüne konuşurduk. 1995’te, 9. İstanbul Tiyatro Festivali’ne “Othello” ile Almanya’dan gelen Ismael Ivo Dance Theatre, işte bu sohbetlerin başarılı bir sonucuydu. İzleyen yıllarda, sadece Avrupa’nın önde gelen toplulukları değil, Türk gruplar da yaratıcı çalışmalarıyla zenginleştirdi tiyatro festivalini. Bu topluluklardan biri Geyvan McMillen tarafından kurulmuş olan IDT İstanbul Dans Tiyatrosu idi. Dans, festivalin ayrılmaz bir parçasıydı artık. 

VE PİNA BAUSCH

Festivalden geçen topluluklar arasında elbette ki Pina Bausch Tanztheater Wuppertal’in ayrı bir yeri vardı. O yıllara geri gidiyorum: Topluluğun programı çok yoğundu ve hep “Maalesef!” yanıtı geliyordu davetlerimize. Pes etmiyordum ama. Çünkü böyle müthiş bir sanatçının ve topluluğunun tiyatro festivalinden geçmesi şarttı. Ne güzel ki 1998 yılında mucize gerçekleşti: Sevgili Geyvan yıllar öncesinden çok iyi tanıdığı, bu alanda söz sahibi bir Alman dansçı ile temasa geçti ve “Eveeet!” Pina Bausch 10. İstanbul Tiyatro Festivali’ne gelmeyi kabul etti. O güne kadar sanki genelde Atina’dan Tokyo’ya uzun mesafe atlıyordu “Tanztheater Wuppertal Pina Bausch”. Biz, 1998’de bu mesafeyi kırdık. “Cam Temizleyicisi” adlı o büyüleyici gösteriyi, 2000 yılında “Masurco Fogo” izledi. Seyirci, her iki gösteride de AKM Büyük Salon’un merdivenlerine taşmıştı. 

Bu inanılmaz buluşmaların ardından bir mucize daha oldu ve Pina Bausch bizzat kendisi İstanbul üstüne bir proje yapmak istediğini söyledi. Kulaklarıma inanamamıştım. 2003 yılında AKM’de sahnelendi “Nefes”. Bugün, Pina’nın ardından da dünyayı dolaşıyor bu güzelim eser. O dönemde Yıldız Teknik Üniversitesi Sahne Sanatları bölüm başkanı olan Geyvan McMillen, dans stüdyosunu Pina Baush ve ekibine tahsis etmeseydi acaba provaları nerede yapabilirdik diye düşünmeden edemem zaman zaman! Çünkü AKM’nin dans stüdyosuna giremiyorduk! Ama Geyvan, Pina Bausch ve ekibine bir ay boyunca çok rahat çalışabilecekleri bir stüdyo sundu. 

Evet, 31 Ekim’de Geyvan McMillen’ı son yolculuğuna gönderen bir avuç insanla birlikte, onun AKM Tiyatro Salonu’nda ekrana yansıyan zarif fotoğraflarına bakarken bunları düşündüm hep.

Yazarın Son Yazıları

Ses Tiyatrosu ve Beyoğlu çağrışımları...

Geçtiğimiz günlerde ENKA Sanat sponsorluğunda Porte Film yapımı olarak hayata geçen; yönetmenliğini Selçuk Metin’in, senaristliğini Zeynep Miraç’ın, görüntü yönetmenliğini Emre Okur’un ve müziklerini Cem Öğet’in yaptığı Ferhangi Bir Yaşam belgeselini izledik ENKA Açık Hava Tiyatrosu’nda.

Devamını Oku
30.09.2025
Seçkin bir kalem: Seçkin Selvi

Ödülün benim için önemli olan ikinci anlamı da sosyal yaşamın her alanında var olması gereken eleştirinin, Demokles’in kılıcına hedef olan bir siyasi kimlik kazandığı günümüzde, eleştirinin ve eleştirmenin onurlandırılmasıdır. Onurlandım, gururlandım, çok teşekkür ederim.

Devamını Oku
16.09.2025
Ferhan Şensoy gideli beri...

31 Ağustos 2021: Ferhan Şensoy’un aramızdan ayrıldığı tarih. O gideli beri sıklıkla bugün aramızda olsaydı, ülke olarak içine düştüğümüz bu kaosu acaba nasıl yorumlardı diye düşünürüm.

Devamını Oku
02.09.2025
Robert Wilson: Geriye dönüp bakmak

31 Temmuz 2025’te, dünyanın sayılı tiyatro insanlarından biri olan yönetmen Robert Wilson New York’ta yaratıcı çalışmalarının tohumlarını attığı, genç sanatçılara alan açtığı Water Mill Center’da, evinde vefat etti.

Devamını Oku
05.08.2025
Sevda Şener Hoca’ma saygı ve sevgi ile...

Prof. Dr. Sevda Şener 22 Temmuz 2014 tarihinde, 86 yaşında vefat etti.

Devamını Oku
22.07.2025
Bu nasıl bir ortam?

“Saygı” sözcüğünün içerdiği anlamlar, kapsadığı alanlar yok oluyor sanki birer birer. Başka ne olması beklenir ki zaten böylesi karanlık bir ortamda?

Devamını Oku
08.07.2025