Ezilen halk bu oyunu bozar
Jale Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Ezilen halk bu oyunu bozar

15.09.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bugün gözler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) bölmeyi amaçlayan, siyasal niyeti gün gibi ortada olan uydurma bir davaya çevrilecek.

Oysa Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik ve sosyal krizlerinden birinin tam ortasında. Mutfaklar yangın yeri, çocuklar aç, gençler işsiz, yaşlılar hayatta kalma mücadelesi veriyor. Resmi enflasyon TÜİK’e göre yüzde 32.95. ENAG’a göre ise yüzde 65.49. Sokakta ise bu rakamların çok ötesinde bir sefalet yaşanıyor. Market raflarında fiyatlar gün değil, saat başı değişiyor. Fileler boş, sofralarda et, süt, yumurta artık lüks. Bebekler yetersiz besleniyor, çocuklar bodur kalıyor.

Asgari ücret 22 bin 104 TL. Ancak açlık sınırı 27 bin 111 TL, yoksulluk sınırı 88 bin 310 TL. Bu tabloda milyonlarca insan açlıkla, borçla, umutsuzlukla boğuşuyor.

Gelir adaletsizliği çığ gibi büyürken emeğin milli gelirden aldığı pay her yıl daha da küçülüyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez’in tanımlamasıyla “yüksek faiz, yüksek enflasyon, sabit kur illüzyonuyla” yaratılan 15 bin 325 dolarlık kişi başı gelire sadece 35 milyon kişi erişebiliyor. Geri kalanlar: Açlık sınırının altında yaşayan 10 milyondan fazla insan ve 16 bin lirayla yaşamaya çalışan milyonlarca emekli... Kiralar uçmuş, faturalar yakıyor. Eğitim yılı başladı ama anne babalar çocuklarını okula nasıl göndereceklerini düşünüyor. Sadece bir ilkokul öğrencisinin kitap, forma, kırtasiye masrafı 100 bin lirayı buluyor. Öyle ki çocuklar sabah okula aç gidiyor, kantinden tost alacak parası olmayan binlerce öğrenci var bu ülkede. Kriz yalnızca mutfakta değil. İş dünyasında da çöküş derinleşiyor. KOBİ’ler krediye ulaşamıyor, sanayici üretim yapamıyor, çiftçi toprağını ekemiyor. Konkordatolar, iflaslar peş peşe geliyor. TÜİK’in makyajlı verileri bile örtülü işsizliği saklayamıyor: Genç işsizlik yüzde 25’e dayandı, geniş tanımlı işsizlik yüzde 30’ları zorluyor.

Umut, yerini öfkeye bırakıyor. Bu ağır tablo karşısında siyasetin asli görevi ne olmalıydı? Çare üretmek. Ezilenin, işçinin, emeklinin, öğrencinin, yoksulun yanında durmak. Ama bugün ne konuşuluyor? Ana muhalefet partisinde bir iç kavganın nasıl derinleştirileceği. Üstelik bunu da bir “yargı sopasıyla” meşrulaştırma çabası. Ülkenin umut bağladığı, yerel seçim başarısıyla rüzgârı arkasına alan CHP’de, davalar üzerinden liderlik tasfiye edilmeye çalışılıyor.

İddiaya göre; bugün çıkacak bir kararla CHP’ye kayyum atanabilir. Üstelik bu kayyum da Kemal Kılıçdaroğlu olabilir. Kaynağı belli kulislerde bu karar sonrası Kılıçdaroğlu’nun atacağı adımlar da ayrıntısıyla anlatılıyor.

Bunu neden, kim, ne için yapıyor? Cevabı basit: Türkiye’nin geleceğini değil, kendi küçük iktidar alanlarını düşünenler...

Ekonomik yıkımın eşiğinde, her gün iş cinayetleriyle can veren işçiler varken, emekliler ilaçlarını alamazken, öğrenciler tarikat yurtlarına mahkûm edilmişken...  “Sosyal demokrat” ve kamuoyu yoklamalarında birinciliğe yükselen CHP’nin bu hale düşürülmeye çalışması siyaset etiğinin ayaklar altına alınması ve vicdanın iflasıdır.

Bugün gelinen noktada esas soruyu sormak şart:

KOLTUK MU, HALK MI?

İktidar oyunları mı, halkın gerçek sorunları mı?

Siyasi hesaplar mı, toplumsal sorumluluk mu? Bu soruların yanıtını vermesi gerekenler aylardır sessiz. Demek ki hesapları belli! Ancak yarın demokrasinin sinir uçlarıyla yeniden oynanırsa, ezilen halk bu oyunu bozar...

Yazarın Son Yazıları

Fikir üreten fabrikadan sessiz kalan fabrikaya

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) 1971’de Feyyaz Berker ve bir grup iş insanı tarafından kurulurken Vehbi Koç, derneği şu sözlerle tanımlıyordu:

Devamını Oku
29.09.2025
Keşke ıssız kalsaydı! Yassıada hukuk dışı kaldı

Yassıada ve Sivriada, sit alanı statüsünden çıkarıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından adaların imar oranı yüzde 5’ten yüzde 65’e çıkarıldı. Böylece ada, yapılaşmaya açıldı.

Devamını Oku
22.09.2025
Ezilen halk bu oyunu bozar

Bugün gözler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) bölmeyi amaçlayan, siyasal niyeti gün gibi ortada olan uydurma bir davaya çevrilecek.

Devamını Oku
15.09.2025
Binde 5 değil binlerce hayat

“20 yıldır bu işi yapıyorum. İlk defa bu kadar çaresizim. Mağaza kapanınca işçiler dağıldı. Çoğu genç, kredi borçları var. Ne yapacaklar bilmiyorum.” İzmirli bir ayakkabı ustası söylüyor bu sözleri.

Devamını Oku
25.08.2025
Kıyamete adım adım

Bundan 26 yıl önce 17 Ağustos 1999’da yaşanan büyük depremin yıldönümüydü dün. Gölcük’ten Sakarya’ya, Yalova’dan İstanbul’a yaşanan bu depremde binlerce bina yıkıldı, on binlerce insan hayatını kaybetti.

Devamını Oku
18.08.2025
Ataköy de karot kıskacında

İstanbul’un önemli kentleşme örneklerinden biri olan ve bir açık hava müzesi diye nitelenen Ataköy 1. Kısım, izinsiz karot alınarak yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Devamını Oku
04.08.2025