‘Akbelen giderse her yer gidecek!’
Jale Özgentürk
Son Köşe Yazıları

‘Akbelen giderse her yer gidecek!’

09.08.2023 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Deniz kenarlarını orman alanlarını betona çevirme gayretinde olanlar var. Şu para, kapitalizm, nelere muktedir... Orman morman ne var ne yok kesiyor atıyor... Doğa şöyle olmuş böyle olmuş umurunda değil.

Bu sözleri “marjinal bir çevreci” söylemiyor... Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait bu sözler... Hedefinde gayrimenkul rantçıları var ama olsun. Ormanlara göz dikenler sadece onlar değil.

Türkiye’nin gündeminde bir süredir Akbelen Ormanı var. Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköylülerin Yeniköy Kemerköy Termik Santralları ve kömür madenine karşı iki yılı nöbette geçen dört yıllık bir hukuk mücadelesi var...    

Ağaçlara sarılan 90 yaşındaki Zehra Nine, iki gözleri yaşlı köyünü kaybetmemek için her türlü zorbalığa isyan eden kadınlar, erkekler var.

İkizköy’de bitmeye mahkûm kömür için köylüyü yerinden eden, ormanı katleden, içinde yaşayan kuşu, sincabı, kurdu, 300’ün üzerinde endemik bitkiyi yok eden bir kıyım yaşanıyor. Kesilen her ağaçla yüreklerimiz kanıyor.  

Ve ne yazık ki bu haykırışlar, çaresiz çabalamalar gözlerdeki dolar işaretlerine hiçbir şey ifade etmiyor.  

HER YER AKBELEN

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olağanüstü toplantıya da konu olan bu mücadele aslında sadece İkizköylülerin ormanlarını koruma mücadelesi değil. Hepimizi derinden ilgilendiriyor. Çünkü “Akbelen giderse her yer gidecek...

Sadece Akbelen değil Türkiye’de ormanlar için yıllardır mücadele eden TEMA Vakfı’nın dikkat çektiği bir çalışma bu sözlerin ne anlama geldiğini çok net gösteriyor.

Dün TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’la konuştum. Anlattıkları gerçekten endişe verici.

TEMA olarak 2019’dan itibaren maden ruhsatlarına ilişkin bir çalışma başlattıklarını söylüyor Ataç ve şunları anlatıyor:

- Maden Petrol Arama Genel Müdürlüğü’nden il bazında ruhsat haritalarını satın alıyoruz.

- Bu haritalar üzerinde maden gruplarından sadece altın, gümüş platin, bakır, kurşun, çinko, demir, krom, civa, kobalt, linyit kömürü, taş kömürü asbest, bor vb. metalik madenler, uranyum, toryum, radyum gibi elementleri içeren radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddelere ait ruhsatları çalışıyoruz.

- Özellikle bu grubu seçmemizin nedeni, bu grup madenlerde çıkarma, zenginleştirme faaliyetlerinin ekosistem üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlar yaratması.

TABLO ENDİŞE VERİCİ

Bu kapsamda 28 il üzerinde çalışmışlar ve karşılaştıkları tablo korkunç. Ataç, 28 ilin yüzölçümünün ortalama yüzde 67’sinin tahribat yaratan madenlere ruhsatlı olduğunu tespit ettiklerini söylüyor.

Yani üzülerek söylüyorum ki şu anda milli parklardan içme suyu havzalarına, orman alanlarından arkeolojik sit alanlarına kadar ülkemizin hemen her yerinde verilmiş maden ruhsatları var” diyor.

Tehdit altında olan yerler arasında tarihi ve kültürel zenginliğe sahip Kaz Dağları, Eğrigöz Dağı, Cerattepe, Fatsa, Tokat, Erzincan, Tunceli, Muğla gibi bölgeler var.

2020 yılında aldıkları ruhsat verilerine göre Muğla’nın yüzde 59’u ruhsatlı. Yani orman alanlarının yüzde 65’i, tarım alanlarının yüzde 48’i, mera alanlarının yüzde 35’i, korunan alanların yüzde 63’ü, milli parkların yüzde 85’i, yaban hayatı koruma alanlarının yüzde 90’ı ve önemli doğa alanlarının yüzde 51’i bu grup madenlere ruhsatlandırılmış durumda.

Ataç üstelik taşocakları, mermer ocaklarının bu oranlara dahil olmadığını da hatırlatıyor.

YENİ KANUN ŞART

Tüm bu ruhsatlı kömür ocakları faaliyete geçtiğinde ise Muğla’da 60 köyün yok olacağını ve kentin ciddi bir susuzluk tehdidi ile karşı karşıya kalacağını anlatıyor Ataç...

Bugüne kadar zaten kömür nedeniyle 8 köyün tamamı, 15 köyün ise önemli kısmı yok olmuş.

TEMA olarak bir kampanyaya hazırlandıklarını söyleyen Ataç, “Maden yapılamayacak yerler belirlemeli ve kanunla koruma altına alınmalı. Akbelen’de son yaşadıklarımız üzülerek bir kez daha gösterdi ki kanun korumazsa maden yaşatmıyor” diyor.

İklim krizinin günlük hayatımıza artık tamamen girdiği böyle bir dönemde kömür için hâlâ mücadele edilmesini açıklamak ise akıl almıyor!

Yazarın Son Yazıları

Fikir üreten fabrikadan sessiz kalan fabrikaya

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) 1971’de Feyyaz Berker ve bir grup iş insanı tarafından kurulurken Vehbi Koç, derneği şu sözlerle tanımlıyordu:

Devamını Oku
29.09.2025
Keşke ıssız kalsaydı! Yassıada hukuk dışı kaldı

Yassıada ve Sivriada, sit alanı statüsünden çıkarıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından adaların imar oranı yüzde 5’ten yüzde 65’e çıkarıldı. Böylece ada, yapılaşmaya açıldı.

Devamını Oku
22.09.2025
Ezilen halk bu oyunu bozar

Bugün gözler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) bölmeyi amaçlayan, siyasal niyeti gün gibi ortada olan uydurma bir davaya çevrilecek.

Devamını Oku
15.09.2025
Binde 5 değil binlerce hayat

“20 yıldır bu işi yapıyorum. İlk defa bu kadar çaresizim. Mağaza kapanınca işçiler dağıldı. Çoğu genç, kredi borçları var. Ne yapacaklar bilmiyorum.” İzmirli bir ayakkabı ustası söylüyor bu sözleri.

Devamını Oku
25.08.2025
Kıyamete adım adım

Bundan 26 yıl önce 17 Ağustos 1999’da yaşanan büyük depremin yıldönümüydü dün. Gölcük’ten Sakarya’ya, Yalova’dan İstanbul’a yaşanan bu depremde binlerce bina yıkıldı, on binlerce insan hayatını kaybetti.

Devamını Oku
18.08.2025
Ataköy de karot kıskacında

İstanbul’un önemli kentleşme örneklerinden biri olan ve bir açık hava müzesi diye nitelenen Ataköy 1. Kısım, izinsiz karot alınarak yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Devamını Oku
04.08.2025