Küreselleşmede son perde mi?
Jale Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Küreselleşmede son perde mi?

07.04.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Donald Trump ilk başkanlık dönemine yürüdüğü 2016’da “Önce Amerika” demiş ve yeni bir ekonomik düzenin de fitilini ateşlemişti. 

Atlantik’in öte yanında başlayan bu yeni yolculuk, aradan geçen sekiz yılda, küresel ekonomi literatüründe başka bir kavramın, yeni “ticaret savaşlarının” kapısını açtı. 

Trump’ın Çin’e yönelik tarifeleri, Avrupa Birliği ile restleşmeleri, NAFTA’yı revize edip Kanada ve Meksika’yla ilişkileri yeniden masaya yatırması... Tüm bu hamleler, sadece bir seçim stratejisi değildi. Bunlar, küreselleşmenin kırılgan yapısına indirilen bilinçli darbelerdi. Ve bugün geldiğimiz noktada, bu savaşların sadece siyasi değil, aynı zamanda jeoekonomik bir dönüşümün başlangıcı olduğunu söylemek mümkün. 

GÜMRÜK DUVARLARI YÜKSELİYOR

1980’lerden bu yana hüküm süren neoliberal küreselleşme, sınırları kaldırmış, şirketlerin üretimlerini düşük maliyetli ülkelere taşımasına imkân vermişti. 

Ancak bu modelin faturası zamanla ağırlaştı. Batı’da işsizlik arttı, gelir dağılımı bozuldu, orta sınıf daraldı. Trump gibi popülist liderler, bu memnuniyetsizliği arkalarına alarak “korumacı politikaların” geri dönüşünü sağladı. 

Bugün artık Amerika yalnız değil. Avrupa, Çin, Hindistan, hatta Latin Amerika ülkeleri de benzer reflekslerle ulusal sanayilerini korumaya yöneliyor. Dünya Ticaret Örgütü raporlarına göre, küresel ticaret hacmi 2024 itibarıyla pandemi öncesine göre daralmış durumda. 

Tedarik zincirleri parçalanıyor, üretim iç pazara kaydırılıyor. Çokuluslu şirketler bile artık “daha az küresel, daha çok yerel” bir strateji izliyor. 

BÖLGESEL KÜRESELLEŞME MODELİ

Ancak bu yaşananlar, küreselleşmenin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Yeni bir model doğuyor: Bölgeselleşmiş küreselleşme. 

Artık Çin, kendi Asya-Pasifik blokuyla; Amerika, NAFTA ekseniyle; Avrupa, dijital ve yeşil dönüşümle şekillenen kendi iç pazar stratejisiyle yol alıyor. Dünya, dev bir ağ yerine birbirinden görece bağımsız bölgesel ekonomik kümelere ayrılıyor. 

TÜRKİYE TRENİ KAÇIRIYOR

En büyük sınavlardan biri Türkiye’nin önünde duruyor. Çünkü bu yeni düzende artık sadece ucuz işgücüyle rekabet etmek mümkün değil. Teknoloji, strateji ve sürdürülebilirlik gibi kavramlar, her zamankinden daha belirleyici hale geliyor. Bugün Türkiye’nin ihracat kilogram değeri hâlâ 1.5 dolar civarında seyrediyor. Almanya’nın ise 4.5 dolar. Bu veri bile tek başına çok şey anlatıyor. 

Türkiye’nin ihracat kompozisyonuna baktığımızda tablo hâlâ 20. yüzyılın sonunda kalmış gibi. Tekstil, hazır giyim ve otomotiv, dış satımın en güçlü kalemleri. 

UCUZ İŞGÜCÜ AVANTAJI ERİYOR

1990’larda Türkiye’nin küresel ekonomideki en büyük kozu, nispeten ucuz ama nitelikli işgücüydü. Avrupa’ya yakınlığı da bu avantajı destekliyordu ancak bugün bu denklem değişti. 

Yeşil mutabakat ve karbon vergileri gibi yeni kurallar, Türkiye gibi orta teknolojiye sıkışmış ülkeler için görünmeyen bir gümrük duvarı oluşturuyor. 

OTOMOTİVDE FIRTINA KAPIDA

Otomotiv sektörü, yıllarca Türkiye’nin sanayileşme vitrininde parlayan yıldız oldu. Ancak dünya hızla elektrikli araçlara yöneliyor. İçten yanmalı motorlara dayalı tedarik zinciri küçülürken Türkiye bu geçişe ne kadar hazır? 

Togg gibi girişimler olsa da ana ihracatımız hâlâ klasik motorlu araçlara dayanıyor. Bu da orta vadede ciddi bir daralma riskini beraberinde getiriyor. 

Bu büyük sarsıntı içinde Türkiye ne yapıyor? İç hesaplaşmalarla, hukuku, adaleti tersyüz ederek yüzlerce gencini, belediye başkanlarını, parlak beyinleri demir parmaklıklar arasına atarak ülkenin tüm enerjisini kutuplaşma rüzgârında yok ederek hangi hedefe varmak istiyor?

Yazarın Son Yazıları

Fikir üreten fabrikadan sessiz kalan fabrikaya

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) 1971’de Feyyaz Berker ve bir grup iş insanı tarafından kurulurken Vehbi Koç, derneği şu sözlerle tanımlıyordu:

Devamını Oku
29.09.2025
Keşke ıssız kalsaydı! Yassıada hukuk dışı kaldı

Yassıada ve Sivriada, sit alanı statüsünden çıkarıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından adaların imar oranı yüzde 5’ten yüzde 65’e çıkarıldı. Böylece ada, yapılaşmaya açıldı.

Devamını Oku
22.09.2025
Ezilen halk bu oyunu bozar

Bugün gözler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) bölmeyi amaçlayan, siyasal niyeti gün gibi ortada olan uydurma bir davaya çevrilecek.

Devamını Oku
15.09.2025
Binde 5 değil binlerce hayat

“20 yıldır bu işi yapıyorum. İlk defa bu kadar çaresizim. Mağaza kapanınca işçiler dağıldı. Çoğu genç, kredi borçları var. Ne yapacaklar bilmiyorum.” İzmirli bir ayakkabı ustası söylüyor bu sözleri.

Devamını Oku
25.08.2025
Kıyamete adım adım

Bundan 26 yıl önce 17 Ağustos 1999’da yaşanan büyük depremin yıldönümüydü dün. Gölcük’ten Sakarya’ya, Yalova’dan İstanbul’a yaşanan bu depremde binlerce bina yıkıldı, on binlerce insan hayatını kaybetti.

Devamını Oku
18.08.2025
Ataköy de karot kıskacında

İstanbul’un önemli kentleşme örneklerinden biri olan ve bir açık hava müzesi diye nitelenen Ataköy 1. Kısım, izinsiz karot alınarak yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Devamını Oku
04.08.2025