Üretici battı, halk zehirleniyor
Jale Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Üretici battı, halk zehirleniyor

17.03.2025 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Yaşadığımız ekonomik kriz ve enflasyonist dönemin yarattığı baskının en çok hissedildiği alanlardan biri tarım sektörü. 

Türkiye’de tarım üreticileri son yıllarda artan gübre, mazot, tohum ve ilaç maliyetleriyle mücadele ederken tüketiciler de raflarda giderek yükselen fiyatlarla karşı karşıya. 

Mazot, gübre ve yem gibi temel girdilerde son iki yılda yüzde 100’ün üzerinde fiyat artışları yaşandı. Türkiye başta buğday olmak üzere 21 tarım ürününde açık veriyor. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar da ithal edilen tarım ürünlerinde fiyat istikrarsızlığını artırıyor. 

Artan maliyetler nedeniyle çiftçiler ekim alanlarını daraltıyor ya da üretimi tamamen bırakmak zorunda kalıyor. Gıda enflasyonu hızla yükselirken temel besin maddelerine ulaşım da zorlaşıyor. 

Bu da tüketicilerin sofrasına doğrudan yansıyor. Tüketici talebinde azalma yaşansa da maliyet baskısı üreticiler için sürdürülebilir bir fiyatlandırmayı mümkün kılmıyor. 

Tarım sektöründeki enflasyonist baskıların yarattığı bir başka sorun var ki çok daha büyük. Toplum sağlığını tehdit eder hale gelen gıda güvenliği... 

Hemen her gün ya Avrupa’dan ya Rusya’dan domates, salatalık, biber, limon, çilek, üzüm, incir zararlı kimyasallar var diye ihracattan geri dönüyor. 

Her dönen üründen sonra ise Tarım Bakanlığı açıklama yapıyor, “Türkiye pestisiti en az kullanan ülkeler arasında” diye. 

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre hektar başına düşen pestisit kullanımı 2.26 kilogram ile dünya ortalamasına paralel ve Avrupa Birliği (AB) ortalaması olan 3.2 kilogramın altında. 

Ama ne yazık ki resmi açıklamalar gerçek durumu yansıtmaktan uzak görünüyor. Pestisitler, diğer zararlı kimyasalların kullanımındaki artış endişe verici seviyelere gelmiş durumda. 

Geçen hafta aralarında tarım üreticilerinin de yer aldığı “Türkiye’de Sağlıklı Tarım ve Gıda İsteyen Vatandaşlar” adlı bir grup, açık bir mektup yayımladı. 

Mustafa Ezici o üreticilerden biri. Yıllar önce Türkiye’de atık yemeklik yağları toplayarak biyodizel üretimini başlatan bir girişimci. Ezici Yağ AŞ’nin kurucusu. 

Taşyapı ile yaptığı ortaklıkta hâlâ davaları devam eden büyük sorunlar yaşayınca İstanbul’u terk etti ve Antalya’da tropik ürünler üretimine başladı. 

Mango ve avokadoda şimdi önemli üreticilerden biri. 

Ezici bu mektubu bana da yolladı. Veri ve uyarılar çok önemli. 

Tarım Bakanlığı’nın rakamlarının yalnızca yüz ölçümüne odaklandığı, Türkiye’yi Avrupa’da en az pestisit kullanan ülkelerden biri gibi göstererek yanlış bir algı oluşturduğu belirtiliyor mektupta. 

Bakanlık Türkiye genelindeki pestisit kullanımını düşük gösteriyor, bölgesel farklar gözardı ediliyor. Pestisit tüketiminin yaklaşık yarısının, Adana, Mersin, Manisa, Aydın, Bursa, İzmir ve Antalya gibi narenciye, yaş meyve ve sebze üretiminin yoğun olduğu sadece yedi ilde gerçekleştiği belirtiliyor. 

Örneğin ortalama 2.3 olduğu iddia edilen pestisit kullanımının seraların yoğun olduğu Antalya’da hektar başına yaklaşık 14, Manisa’da ise 9 kilogram uygulanıyormuş. 

Düşük rakamın dayanağı ise tarımsal üretimin sınırlı olduğu Van, Kars, Artvin, Ardahan gibi illerden geliyor. Örneğin Ardahan ilinde 2020 yılında toplam 62 kilogram pestisit kullanılmış. 

Rakamlar dehşet verici. Son yıllarda özellikle çocuklarda artan lösemi ve diğer kanser vakalarında zehirli kimyasalların etkisi artık kanıtlanıyor. 

Bir yandan çiftçilerin çaresizliği diğer yanda tehdit altında olan sağlığımız. 

Tarım Bakanlığı’nın yanlış algı yaratarak vatandaşı bir anlamda aldatmak yerine gıda güvenliğini sağlamak için pestisit kullanımına yönelik denetimleri artırması, çiftçilere sağlıklı alternatifler sunması ve şeffaf veri paylaşımı daha doğru olur. 

Aksi halde, soframızdaki her lokmada sağlığımızdan biraz daha ödün vermeye devam edeceğiz.

Yazarın Son Yazıları

Fikir üreten fabrikadan sessiz kalan fabrikaya

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) 1971’de Feyyaz Berker ve bir grup iş insanı tarafından kurulurken Vehbi Koç, derneği şu sözlerle tanımlıyordu:

Devamını Oku
29.09.2025
Keşke ıssız kalsaydı! Yassıada hukuk dışı kaldı

Yassıada ve Sivriada, sit alanı statüsünden çıkarıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından adaların imar oranı yüzde 5’ten yüzde 65’e çıkarıldı. Böylece ada, yapılaşmaya açıldı.

Devamını Oku
22.09.2025
Ezilen halk bu oyunu bozar

Bugün gözler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) bölmeyi amaçlayan, siyasal niyeti gün gibi ortada olan uydurma bir davaya çevrilecek.

Devamını Oku
15.09.2025
Binde 5 değil binlerce hayat

“20 yıldır bu işi yapıyorum. İlk defa bu kadar çaresizim. Mağaza kapanınca işçiler dağıldı. Çoğu genç, kredi borçları var. Ne yapacaklar bilmiyorum.” İzmirli bir ayakkabı ustası söylüyor bu sözleri.

Devamını Oku
25.08.2025
Kıyamete adım adım

Bundan 26 yıl önce 17 Ağustos 1999’da yaşanan büyük depremin yıldönümüydü dün. Gölcük’ten Sakarya’ya, Yalova’dan İstanbul’a yaşanan bu depremde binlerce bina yıkıldı, on binlerce insan hayatını kaybetti.

Devamını Oku
18.08.2025
Ataköy de karot kıskacında

İstanbul’un önemli kentleşme örneklerinden biri olan ve bir açık hava müzesi diye nitelenen Ataköy 1. Kısım, izinsiz karot alınarak yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Devamını Oku
04.08.2025