Numan Kurtulmuş ve devlet
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Numan Kurtulmuş ve devlet

27.10.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kökeni Fransızca olan “profesör (professeur)” sözcüğünün Türkçe anlamı “öğretmen”dir. Ama benim çok önem verdiğim bir anlamı daha vardır ki “mürşit” anlamına gelmektedir. Mürşit, “doğru yolu gösteren, kılavuz” ve “Müritlerine gizemciliği öğreten tarikat şeyhi” anlamına gelmektedir.

Numan Kurtulmuş, lise eğitimini İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde aldı. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini 1982 yılında ve 1984 yılında yüksek lisans eğitimini tamamlamış. Daha sonra ABD’ye gidip benim çok sevdiğim Cornell Üniversite’sinde ek öğrenim görmüş. Çok güzel! Ancak bir mürşit olması gereken bu zat bakın benim hakkımda ne diyor, 5 Temmuz 2022 tarihli basından aktarıyorum. Metni bir rastlantı sonucu Vikipedi’de gördüm:

“AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Cumhuriyet gazetesi yazarı Özdemir İnce’nin ezanın Arapçaya çevrilmesinin hata olduğu ve Türkçe okutulması gerektiği sözlerine tepki göstererek ‘İki gün evvel ismini anarak ağzımı kirletmeyeceğim bir herif kalkıyor televizyon kanallarında diyor ki, nedir böyle Allahu ekber diye ezanı getirdiler, diyor. Buna cevap bile vermeye gerek yok da şunu hatırlatmak istiyorum. Bu fosiller, bu gericiler, bu yobazlar, bu millet düşmanları, bu Türkiye düşmanları, bu insanlık düşmanları bilsinler ki kılıçlarının iki tarafının kestiği devirler çok geride kalmıştır, bir daha da geri gelmeyecektir’ ifadelerini kullandı.”

Arapların, Yahudilerden öykünerek aldığı ezanın Türkçe söylenmesini istemekle bunca kötü sözün ne ilişkisi var? Beni azıcık tanıyanlar hakkımda bu sözleri söyleyen birini asla ciddiye almazlar. Tavır ve konuşmalarıyla “görmemiş” biri olduğu anlaşılan bu insana Vikipedi’nin ayırdığı alana bakıp benimkiyle bir karşılaştırma yapılsın: Siyasal hayatı dışında iki elin parmakları kadar yayımlanmış kitabı yok. Yabancı dillere çevrilmiş olduğunu da sanmıyorum.

Değerli okurlar, kendimden çok az da olsa söz ettiğim için lütfen beni bağışlayın. Bu zat hakkımda söylenen “Önündekini ısırır arkasındakini teper” halk deyişini anlaşılan duymamış.

Başyüce Hazretleri gibi imam hatip mamulatı olan birinden daha fazlası elbette beklenemez. Şimdi gelelim Numan Kurtulmuş’un “Devlet” sözcük-kavramıyla ilgili söylediklerine. 10 Ekim’de Ankara’daki Gazi Üniversitesi 2024-2025 akademik yılı açılışı törenine katılan Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada  akademisyenlerden “yeni anayasa için güçlü destek” istemiş.

Anayasada sadece metnin değiştirilmesinin “yeterli olmayacağını” belirten Kurtulmuş, 1961 ve 1982 anayasalarında var olan birçok maddenin değişmesine rağmen hâlâ “darbeci”, “seçkinci” ruhun anayasa maddeleri arasında “gizli olduğunu” savunmuş. Ve anayasanın 3. maddesindeki, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” tabirinin de değişmesi gerektiğini söyleyerek “Devletin ülkesi olmaz. Devletin milleti olmaz. Bu metin ‘Milletin devleti ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğü’ şeklinde ifade edilmelidir. Bu seçkinci, devletçi anlayışın da yeni anayasada milletin gücü üzerine yükselen bir devlet anlayışıyla yeniden ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullanmış. Çağının çağdaşı halkçı anayasa kuşkusuz seçkinci ve devletçi olacak. Devlet yoksa halk bir yığışımdan, kalabalıktan başka bir şey değildir!

Pek güzel! Ancak uluslararası hukuk bağlamında doğru ifade edilmiş olan o cümle değişmez. Bay Kurtulmuş kafasını değiştirmeli. Benim kendisine tavsiyem Prof. Dr. Erdoğan Teziç’in “Anayasa Hukuku”1 adlı kitabının “İktidarın Kurumsallaşması: Devlet” adlı bölümünü (s. 112-115) mutlaka okumalı! Devleti “başıbozuk” halk kuramaz “örgütlü halk” kurar. Örgütlü halk aile olabilir, aşiret olabilir, klan ve fratri olabilir, her türlü halk meclisi olabilir. Ama “seçkin”dir! Şimdi “Devletin Varlık Koşullarını” rahmetli Erdoğan Teziç'in sözünü ettiğimiz kitabının 115. sayfasından Numan Kurtulmuş için aktaralım:

“Devletin varlığı için gerekli koşullar, ülke -insan topluluğu- siyasi ve teşkilatlanmadır. Devlet, ancak bu üç koşulun bir arada bulunması ile varlık kazanabilir. Bu koşullar seçenekli olmayıp onsuz olmayan, yani eski söyleyiş ile ‘lazım-ı gayri müfarik’ (cumulative) niteliktedirler. Bu unsurlardan biri olmadan devletten söz edilemez.

Bunlardan birincisi, devlet yetkilerinin kullanıldığı, sınırları belli bir arazi parçası olan ülkedir. İkincisi, devlet yetkilerinin, yönetenler aracılığı ile yönetilenler üzerinde kullanıldığı ve bireylerden oluşan halk topluluğudur. Üçüncüsü, devletin zorlama gücünü elinde bulunduran siyasi ve bir teşkilat oluşudur. Bu unsurlardan hareket ederek ‘Devlet, belli bir arazi parçası üzerinde ve belli bir topluluk üzerinde teşkilatlı zorlama gücüne sahip bir kurum’ olarak tanımlanabilir.”

Demek ki neymiş? Devlet olmadan halk bir insan yığışımından, sürüsünden başka bir şey değilmiş ve anayasadaki o cümle doğruymuş. “El elden üstündür!” demişler ey Numan Kurtulmuş! İki gün sonra, frakınızı giyip papyon kravatınızı takıp bir zamanlar ezanı Türkçe okutan Cumhuriyetin bayramına gideceksiniz!

1 Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, Beta Yayınları, 12. Basım, 2007.

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025
Emekliler ve iktidar

Televizyonların emeklilerin hal-i pür melalini tanımlayıp aktarmak için seçtikleri insanların neredeyse tamamı garip bir ruh durumu içinde.

Devamını Oku
21.09.2025
Mahşer günleri

Bu yazıyı yazmaya değerli ve genç yoldaşım Zülâl Kalkandelen’in 3 Eylül 2025 günlü Cumhuriyet’te yayımlanan “Ortadoğu kazanı fokurduyor” başlıklı yazınında yer alan Cengiz Çandar’la yapılan söyleşiden aktardığı şu bölümü okuyunca karar verdim...

Devamını Oku
19.09.2025
Din ve tarafsızlık

Hemen yazalım sonra neyin ne olduğunu açıklayalım: Teokratik yönetimde devlet başkanı genellikle bir dini liderdir.

Devamını Oku
14.09.2025
Rezillik, utanmazlık, alçaklık

31 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet’in birinci sayfasındaki “Zafer coşkusu” manşetin altında yer alan utanç verici haber şöyle...

Devamını Oku
12.09.2025
İmdaat soyguncu vaaarrr!

Google’a “Türkiye’de bilgisayar tamircileri odası var mı?”, “Bilgisayarcılar sendikası var mı?” diye soracaktım.

Devamını Oku
09.09.2025
Tohumu olmayan hiçbir şey olamaz (2)

Türkiye bu kıyametten kurtulabilir mi?

Devamını Oku
07.09.2025
Tohumu olmayan hiçbir şey olamaz (1)

Gazetede yayımlanmayan epeyce eski bir yazıyı, affınıza sığınarak huzurunuza getiriyorum.

Devamını Oku
05.09.2025
Kime kızmalı

R.T. Erdoğan’dan sonra Türkiye’nin ikinci sorunu sanki (kimilerine göre iktidarın gözdelerinden biri olan) holding sahibi Mehmet Cengiz. “Gözü doymazcasına bir şeyler istiyor ve iktidar ne isterse veriyor” diyorlar.

Devamını Oku
02.09.2025
Önsöz olarak son söz

15 ve 17 Ağustos 2025 günlerinde üstat Sadri Maksudi Arsal’ın Teokratik Devlet ve Laik Devlet adlı kitabından aynen aktararak “Eski Türklerde din (1, 2)” başlığıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
31.08.2025
Zırva tevil götürmez!

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda konuşan İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) temsilcisi Barış Oktay’ın yaptığı konuşmada yer alan talimatlar şöyle...

Devamını Oku
29.08.2025
Aydın ve transfer aklı

Aydın kenti bizim aile için çok özeldir.

Devamını Oku
26.08.2025
Hilafet işleri başkanlığı

Yapıp ettiklerine, konuşmalarına baktıkça “Diyanet İşleri” değil de “Hilafet İşleri” başkanı dememiz gereken zat ki namı Prof. Dr. Ali Erbaş’tır, şöyle buyuruyor fetvasında...

Devamını Oku
24.08.2025
Ekümenik mi, değil mi?

Bir zamanlar, ilkokulda, anaç öğretmenlerimiz yaramaz çocukları tanımlamak için “müziç mahluk” derlerdi.

Devamını Oku
22.08.2025
Kadınların kılık ve kıyafetlerine dair

Muhterem Diyanet İşleri başkanı, 1 Ağustos 2025 günü yayımlanan ve “Haya: Allah’ın Emri, Fıtratın Gereği” başlıklı hutbesine aşağıda okuyacağınız iki paragrafla başlamaktadır:

Devamını Oku
19.08.2025
Eski Türklerde din (2)

“Bu gözlemler yedinci yüzyıla aittir...

Devamını Oku
17.08.2025
Eski Türklerde din

Değerli okur, 22 Temmuz 2025 günkü yazımda Sadri Maksudi Arsal’ı Cumhuriyet devrimcisi entelektüel yazar kimliğiyle tanıtmıştım.

Devamını Oku
15.08.2025
Şovenizm nedir?

Okuyacağınız yazının anlamsal yerine oturması için üç tanım yapmamız gerekiyor:

Devamını Oku
12.08.2025
Redde reddiye!

Bu yazıyı Yılmaz Özdil kardeşin 30 Temmuz 2025 günlü ve “Komisyon” başıklı yazısından esinlenip yararlanarak yazıyorum, kendisine çok teşekkür ederim.

Devamını Oku
10.08.2025
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Dr. Doğan Kılınç’ın Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde (C.XII, Y.2008, Sa.1-2 949) “Self Determinasyon İlkesinin Azınlıklar Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı makalesinden aktarıyorum:

Devamını Oku
08.08.2025
Lingua franca

Lingua franca ya da geçer dil, ortak bir dili ya da lehçeyi paylaşmayan insanların birbiriyle iletişim kurmak için kullandığı ortak dildir.

Devamını Oku
05.08.2025
Demokratik entegrasyon

Prof. Dr. Hakkı Keskin’in 25 Temmuz 2025 günü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Böl ve Yönet” başlıklı yazısını okumadıysanız, bulup mutlaka okumanızı tavsiye edeceğim

Devamını Oku
03.08.2025
Emriniz olur!

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan’ın “uçak gazetecileri”nden Ahmet Hakan Hürriyet gazetesinin 22 Temmuz 2025 tarihli sayısında yazıyor...

Devamını Oku
01.08.2025
Hikmeti hükümet

Uzun süredir kapalı duran “tamir çantamı” açıyorum. Bazı çok önemli evrensel kavramlar dilimize öylesine yanlış çeviriliyor ki düşünsel iletişimin bütün kapıları kapatılıyor.

Devamını Oku
29.07.2025
Devlet Bahçeli’nin dili

MHP lideri en son üç yıl önce Alevi açılımı yaparak “Cemevleri ibadethanedir, bize düşen saygı duymak ve destekleyici tavır almaktır” demişti.

Devamını Oku
27.07.2025
Devlet ile din arasında ilişki biçimleri

22 Temmuz 2025 tarihli yazımda tanıtmaya çalıştığım...

Devamını Oku
25.07.2025
Sadri Maksudi Arsal

Sadri Maksudi Arsal (23 Temmuz 1878- 20 Şubat 1957), Türk-Tatar devlet adamı, hukukçu, akademisyen, düşünür ve siyasetçi.

Devamını Oku
22.07.2025
Vaziyetin durumu

Ülkenin işadamları AB vizesi alamıyorsa cumhurbaşkanının cumhurbaşkanlığı, başbakanın başbakanlığı, başkanın başkanlığı, TBMM başkanının başkanlığı ne işe yarar?

Devamını Oku
20.07.2025
Ümmetin vatanı yoktur!

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan, “ümmet” olgusunu iyi değerlendirmediği için CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştiriyor.

Devamını Oku
18.07.2025
Demokrasi ve özgürlük

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın ürünü “2025 Kültür Ajandası”nda yer aldığına göre bugün, 15 Temmuz 2025 günü, “Demokrasi ve Özgürlük Günü” imiş...

Devamını Oku
15.07.2025
Şeriatın kestiği parmak

Sizler de kuşkusuz biliyorsunuz ama yazımın başlığının anlamını yazıya geçirelim...

Devamını Oku
13.07.2025
Ulus devlet

Modern anlayışa göre ‘devlet’ hukuksal anlamda tanımlanmış bir kavram olup, nesnel anlamda, içte ve dışta egemen bir devlet gücüne; coğrafya bakımından, kesin olarak sınırları çizilmiş ülke topraklarına, yani devlet halkına işaret eder.

Devamını Oku
11.07.2025
Eskimeyen yanlış

Bilgisayarda “kimlik” konusunda araştırma yaparken dönemin başbakanı R.T. Erdoğan’ın, 2 Aralık 2005 günü gittiği Yeni Zelanda’da yaptığı konuşma çıktı karşıma.

Devamını Oku
08.07.2025
Kızım sana söylüyorum...

Önce Albert Einstein’ın ülkemizde Benim Gözümden Dünya adlıyla yayımlanan kitabında yer alan “Faşizm ve Bilim” başlıklı makalesini okuyalım...

Devamını Oku
06.07.2025
Bir kez daha bireyin özgür seçimi

2 Ocak 2009, Cuma günü Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazım* şöyle bitiyordu: Halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede bir genç kızın başını örtmesi elbette özgür seçim sayılamaz.

Devamını Oku
04.07.2025