Piliç değil bilinç! 1
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Piliç değil bilinç! 1

21.01.2024 02:00
Güncellenme:
Takip Et:

On yedi, on sekiz yaşlarında, Mersin Lisesi’nde öğrenciyken bana yol gösterecek yazarları seçtim. Bunlardan ikisi Jean-Paul Sartre ile Albert Camus’dür. Bu erken seçimi edebiyat öğretmenimiz rahmetli Cahit Öztelli’ye borçluyum. Cahit Bey lise birinci sınıfta öğretmenimiz oldu. İlk derse kolunun altıda bir dergi paketiyle girdi. Dergi Varlık adlı edebiyat ve kültür dergisi idi. Almak isteyenlere dağıttı. Beni göstererek “Parasını bu çocuğa verin” dedi, “O toplar bana verir”.

Cahit Bey bir süre sonra kitaplarla geldi. Varlık Yayınları kitaplarıydı. Fiyatları 1 lira. Ben Ziya Gökalp’ın Türkçülüğün Esasları ile Mahmut Makal’ın Bizim Köy’ünü aldım. Sartre ve Camus aynı yıl geldi. Derken Tolstoy, Dostoyevski ve Alphonse Daudet’yi keşfettim.

Gelelim Jean-Paul Sartre’ın Situations, II’de2 yer alan “Présentation des Temps Modernes” başlıklı yazısına:

***

[İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, her alanda bozulan “oyunun kuralları”na koşut olarak edebiyat alanında da bir tür durum muhasebesi yapmak zorunluluğu duyan Jean-Paul Sartre, 1946 yılında “Les Temps Modernes” adlı bir edebiyat, felsefe ve siyaset dergisi yayımlamaya başladı. Jean-Paul Sartre, ilk sayısında, derginin programını ve ilkelerini açıkladığı bir sunuş yazısı yayımladı. Bu son derece önemli yazıdan iki alıntı yapacağım:

“İnsan bir ‘durumdan’ ibarettir: Bir işçi, bir burjuva gibi düşünüp hissetmekte özgür değildir; ama bu durumun gerçek ve bütün bir insan olabilmesi için, yaşanması ve belli bir amaca doğru aşılması gerekir.”

“Hayır, bir işçi burjuva gibi yaşayamaz; bugünkü toplumsal düzen içinde, ücretlilik durumunu sonuna kadar yaşaması, çekmesi gerekir. Bundan hiçbir kaçış yolu, başvurulacak hiçbir ‘merci’ yoktur. Fakat bir insan bir ağacın ya da taşın varolduğu gibi varolamaz. İşçi, kendi kendini işçi yapmalıdır.” (“Situations, II”, Gallimard, s.27)

Jean-Paul Sartre, nasıl bir burjuva kendini bir işçi gibi hissedemezse, bir işçinin de kendini bir burjuva gibi hissetmemesi gerektiğini söylüyor. Kendini burjuva gibi hisseden işçi, kendini bülbül sanan kargaya benzer. Fransa’da, İngiltere’de bir işçi burjuvaların gittiği kahve ve meyhaneye gitmez; içtiği tütün de farklıdır.

Ama bizde kaportacı çırağı da Çukurova’da pamuk toplayan maraba da Amerikan sigarası içer, içmese bile heves eder. Kendini bülbül sanmayan karga ile kendini burjuva sanmayan ve ona özenmeyen işçinin durumunu “bilinç hali” tanımlar. Peki bilinç nedir? Bilinç ilkin piliç değildir. Felsefi tanıma gerek yok. Bilinç, insanın nerede, ne ve kim olduğunu bilmesidir. Bilinçli bir tavuk kendini horoz sanamaz; kendini horoz sanan tavuğa sapkın ve sapık denir.

Politik bilinç de böyle bir şeydir. Politik bilincin mülkiyetle, üretim araçlarıyla, artı değerin paylaşılmasıyla sıkı sıkıya ilişkisi vardır. Hiçbir köylü toplumunda demokrasi olamaz ve yaşayamaz. Demokrasinin varolması ve yaşaması için emekçinin kendini işçi yapması zorunludur. Bunun gerçekleşmemesi durumunda ait olduğu katmanı ve safları bulamaz.

Arthur Koestler’in “Darkness at Noon” adlı romanının sonuna doğru yürek paralayıcı sayfalar vardır. Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında işçi olmayı kavramamış köylüler yüksek fırını kömürle doldurduktan sonra kafayı vurup yatarlar ve işleri berbat ederler. Çünkü saat bilinçleri yoktur. Bu yüzden sabotaj suçlamasıyla idam edilirler. Roman kahramanlarından biri bir saatin 60 dakika olduğunu 16 yaşında öğrendiğini söyler. Tarım insanlara mevsim bilincini verir. Sanayi ise saat, dakika ve saniye bilincini. 

Varoş insanın siyasal bilinci olsaydı oyunu küçük bir erzak paketine satmazdı. Bu nedenle Sovyet Devrimi’nin ölüme mahkûm ettiği, işçi olamamış köylülere benzerler. Marifet AKP’de değil Müslüman Kardeşler yönteminde, Milli Görüş tuzağında. Kim daha fazla verirse o kazanır. İnsanın bedeninde demokrasi bilinci salgılayan bir organ yoktur. Bilinç pankreas gibi bir salgı organı değildir. Zihinde sınıfsal deneyimle oluşur. Ama okuduğunu anlamaktan aciz medya zifoslarının bu gerçeği anlaması elbette olanaksız!]

***

5 Haziran 2007 günü Hürriyet gazetesinde yayımlanan bu yazıyı, bazı televizyonlarda hallerinden şikâyet eden emekli ve yoksul vatandaşlarımıza ithafen yayımlıyorum. 


1 Hürriyet, 05.06.2007.

2 Editions Gallimard, 1948.

Yazarın Son Yazıları

Gündelik hayat ve kuralları

Uzun süredir, gündelik hayatın türlüsüyle, sağlık işleriyle, bilgisayarımla, internetle, telefon santralcılarıyla, sekreterlerle başım hiç de hoş değil.

Devamını Oku
05.10.2025
Yürrü kerreste müdürü

Mersin’de, çocukluğumda, o zamanlar adı Bozkurt olan caddenin üzerindeki Büyük Çıkmaz Sokak’ta (artık çıkmaz değil) otururduk.

Devamını Oku
03.10.2025
Düşman bile yapmaz

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, doğal zenginlikleri ve tarihi mirasıyla dünya çapında ilgi gören Muğla’nın, rant uğruna tehdit altında olduğunu söyledi.

Devamını Oku
30.09.2025
Müslüman birey yoktur*

Defterlerimden birine yazdığım ancak kaynağını yazmayı ihmal ettiğim alıntı şöyle...

Devamını Oku
28.09.2025
Zırva tevil götürmez (2)

Zırvalıkla ilgili ilk yazıyı 29 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet gazetemizde yayımlamıştım.

Devamını Oku
26.09.2025
RTE ne yapmak istiyor?

Basından bir haber: “Kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’deki sarayında toplandı. Saat 14.30 sıralarında başlayan ve iki saat süren toplantıda, PKK’nin sembolik silah bırakma töreni ve Meclis’te komisyon kurulması çalışmalarıyla devam eden süreç, orman yangınları ve Gazze gibi başlıklar görüşüldü. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, CHP’ye seslenerek ‘Siyasette pek çok şeyin kazası olur ama süreci yokuşa sürmenin affı olmaz. Süreç, özellikle ana muhalefet partisi için geçmiş günahlarına kefaret olabilecek bulunmaz bir fırsattır’ dedi.”

Devamını Oku
23.09.2025
Emekliler ve iktidar

Televizyonların emeklilerin hal-i pür melalini tanımlayıp aktarmak için seçtikleri insanların neredeyse tamamı garip bir ruh durumu içinde.

Devamını Oku
21.09.2025
Mahşer günleri

Bu yazıyı yazmaya değerli ve genç yoldaşım Zülâl Kalkandelen’in 3 Eylül 2025 günlü Cumhuriyet’te yayımlanan “Ortadoğu kazanı fokurduyor” başlıklı yazınında yer alan Cengiz Çandar’la yapılan söyleşiden aktardığı şu bölümü okuyunca karar verdim...

Devamını Oku
19.09.2025
Din ve tarafsızlık

Hemen yazalım sonra neyin ne olduğunu açıklayalım: Teokratik yönetimde devlet başkanı genellikle bir dini liderdir.

Devamını Oku
14.09.2025
Rezillik, utanmazlık, alçaklık

31 Ağustos 2025 günlü Cumhuriyet’in birinci sayfasındaki “Zafer coşkusu” manşetin altında yer alan utanç verici haber şöyle...

Devamını Oku
12.09.2025
İmdaat soyguncu vaaarrr!

Google’a “Türkiye’de bilgisayar tamircileri odası var mı?”, “Bilgisayarcılar sendikası var mı?” diye soracaktım.

Devamını Oku
09.09.2025
Tohumu olmayan hiçbir şey olamaz (2)

Türkiye bu kıyametten kurtulabilir mi?

Devamını Oku
07.09.2025
Tohumu olmayan hiçbir şey olamaz (1)

Gazetede yayımlanmayan epeyce eski bir yazıyı, affınıza sığınarak huzurunuza getiriyorum.

Devamını Oku
05.09.2025
Kime kızmalı

R.T. Erdoğan’dan sonra Türkiye’nin ikinci sorunu sanki (kimilerine göre iktidarın gözdelerinden biri olan) holding sahibi Mehmet Cengiz. “Gözü doymazcasına bir şeyler istiyor ve iktidar ne isterse veriyor” diyorlar.

Devamını Oku
02.09.2025
Önsöz olarak son söz

15 ve 17 Ağustos 2025 günlerinde üstat Sadri Maksudi Arsal’ın Teokratik Devlet ve Laik Devlet adlı kitabından aynen aktararak “Eski Türklerde din (1, 2)” başlığıyla yayımlamıştım.

Devamını Oku
31.08.2025
Zırva tevil götürmez!

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda konuşan İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) temsilcisi Barış Oktay’ın yaptığı konuşmada yer alan talimatlar şöyle...

Devamını Oku
29.08.2025
Aydın ve transfer aklı

Aydın kenti bizim aile için çok özeldir.

Devamını Oku
26.08.2025
Hilafet işleri başkanlığı

Yapıp ettiklerine, konuşmalarına baktıkça “Diyanet İşleri” değil de “Hilafet İşleri” başkanı dememiz gereken zat ki namı Prof. Dr. Ali Erbaş’tır, şöyle buyuruyor fetvasında...

Devamını Oku
24.08.2025
Ekümenik mi, değil mi?

Bir zamanlar, ilkokulda, anaç öğretmenlerimiz yaramaz çocukları tanımlamak için “müziç mahluk” derlerdi.

Devamını Oku
22.08.2025
Kadınların kılık ve kıyafetlerine dair

Muhterem Diyanet İşleri başkanı, 1 Ağustos 2025 günü yayımlanan ve “Haya: Allah’ın Emri, Fıtratın Gereği” başlıklı hutbesine aşağıda okuyacağınız iki paragrafla başlamaktadır:

Devamını Oku
19.08.2025
Eski Türklerde din (2)

“Bu gözlemler yedinci yüzyıla aittir...

Devamını Oku
17.08.2025
Eski Türklerde din

Değerli okur, 22 Temmuz 2025 günkü yazımda Sadri Maksudi Arsal’ı Cumhuriyet devrimcisi entelektüel yazar kimliğiyle tanıtmıştım.

Devamını Oku
15.08.2025
Şovenizm nedir?

Okuyacağınız yazının anlamsal yerine oturması için üç tanım yapmamız gerekiyor:

Devamını Oku
12.08.2025
Redde reddiye!

Bu yazıyı Yılmaz Özdil kardeşin 30 Temmuz 2025 günlü ve “Komisyon” başıklı yazısından esinlenip yararlanarak yazıyorum, kendisine çok teşekkür ederim.

Devamını Oku
10.08.2025
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Dr. Doğan Kılınç’ın Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde (C.XII, Y.2008, Sa.1-2 949) “Self Determinasyon İlkesinin Azınlıklar Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı makalesinden aktarıyorum:

Devamını Oku
08.08.2025
Lingua franca

Lingua franca ya da geçer dil, ortak bir dili ya da lehçeyi paylaşmayan insanların birbiriyle iletişim kurmak için kullandığı ortak dildir.

Devamını Oku
05.08.2025
Demokratik entegrasyon

Prof. Dr. Hakkı Keskin’in 25 Temmuz 2025 günü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Böl ve Yönet” başlıklı yazısını okumadıysanız, bulup mutlaka okumanızı tavsiye edeceğim

Devamını Oku
03.08.2025
Emriniz olur!

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan’ın “uçak gazetecileri”nden Ahmet Hakan Hürriyet gazetesinin 22 Temmuz 2025 tarihli sayısında yazıyor...

Devamını Oku
01.08.2025
Hikmeti hükümet

Uzun süredir kapalı duran “tamir çantamı” açıyorum. Bazı çok önemli evrensel kavramlar dilimize öylesine yanlış çeviriliyor ki düşünsel iletişimin bütün kapıları kapatılıyor.

Devamını Oku
29.07.2025
Devlet Bahçeli’nin dili

MHP lideri en son üç yıl önce Alevi açılımı yaparak “Cemevleri ibadethanedir, bize düşen saygı duymak ve destekleyici tavır almaktır” demişti.

Devamını Oku
27.07.2025
Devlet ile din arasında ilişki biçimleri

22 Temmuz 2025 tarihli yazımda tanıtmaya çalıştığım...

Devamını Oku
25.07.2025
Sadri Maksudi Arsal

Sadri Maksudi Arsal (23 Temmuz 1878- 20 Şubat 1957), Türk-Tatar devlet adamı, hukukçu, akademisyen, düşünür ve siyasetçi.

Devamını Oku
22.07.2025
Vaziyetin durumu

Ülkenin işadamları AB vizesi alamıyorsa cumhurbaşkanının cumhurbaşkanlığı, başbakanın başbakanlığı, başkanın başkanlığı, TBMM başkanının başkanlığı ne işe yarar?

Devamını Oku
20.07.2025
Ümmetin vatanı yoktur!

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan, “ümmet” olgusunu iyi değerlendirmediği için CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştiriyor.

Devamını Oku
18.07.2025
Demokrasi ve özgürlük

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın ürünü “2025 Kültür Ajandası”nda yer aldığına göre bugün, 15 Temmuz 2025 günü, “Demokrasi ve Özgürlük Günü” imiş...

Devamını Oku
15.07.2025
Şeriatın kestiği parmak

Sizler de kuşkusuz biliyorsunuz ama yazımın başlığının anlamını yazıya geçirelim...

Devamını Oku
13.07.2025
Ulus devlet

Modern anlayışa göre ‘devlet’ hukuksal anlamda tanımlanmış bir kavram olup, nesnel anlamda, içte ve dışta egemen bir devlet gücüne; coğrafya bakımından, kesin olarak sınırları çizilmiş ülke topraklarına, yani devlet halkına işaret eder.

Devamını Oku
11.07.2025
Eskimeyen yanlış

Bilgisayarda “kimlik” konusunda araştırma yaparken dönemin başbakanı R.T. Erdoğan’ın, 2 Aralık 2005 günü gittiği Yeni Zelanda’da yaptığı konuşma çıktı karşıma.

Devamını Oku
08.07.2025
Kızım sana söylüyorum...

Önce Albert Einstein’ın ülkemizde Benim Gözümden Dünya adlıyla yayımlanan kitabında yer alan “Faşizm ve Bilim” başlıklı makalesini okuyalım...

Devamını Oku
06.07.2025
Bir kez daha bireyin özgür seçimi

2 Ocak 2009, Cuma günü Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazım* şöyle bitiyordu: Halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede bir genç kızın başını örtmesi elbette özgür seçim sayılamaz.

Devamını Oku
04.07.2025