Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

31.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi. Bunların biri Ekrem İmamoğlu’na verilen “Özel Demokrasi Ödülü”; bir diğeri ise Osman Kavala’ya verilen “Goethe Madalyası”ydı. Her iki ödül kabul konuşması da hapishane koşullarında hazırlanmıştı. İkisi de eşleri Dilek İmamoğlu ve Ayşe Buğra Kavala tarafından okundu ve ikisi de muhteşemdi.

VİCDAN

19 Mart’tan beri hapiste olan Ekrem İmamoğlu’nun konuşması medyamızda çok geniş yer buldu. Ödül gerekçelerinde “demokrasi”, “özgürlük”, “adalet” kavramları; “Yalnız değilsiniz”, “Ruhlar hapsedilemez”, “Cesaretinizle bize ilham veriyorsunuz” gibi düşünceler ifade edildi.

Ekrem başkan ödül kabul mesajında vicdan kavramının altını çiziyordu. “Bu ödül, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında adalet ve özgürlük için direnen, otoriter baskılara boyun eğmeyen tüm yurttaşlara aittir. Çocukların savaşlarda hayatını kaybettiği, masum sivillerin katliamlara kurban gittiği, basının susturulduğu, muhalif seslerin hedef alındığı, yargının bir silaha dönüştürüldüğü bir çağda yaşıyoruz. İşte biz, tüm bu tabloya karşı, demokrasinin sadece bir yönetim biçimi değil, insanlığın ortak vicdanı olduğunu hatırlatıyoruz.”

Nitekim kararlılığının azalmadığını aksine, hapiste güçlendiğini anlatırken de bu gücü insanlığın ortak vicdanından aldığını ve ödülü “kadim ve dirençli İstanbul adına; daha iyi bir gelecek için mücadele eden tüm şehirlerin ve demokrat yurttaşların ortak iradesi adına” kabul ediyordu.

ANADOLU KÜLTÜR VE DEPO

Almanya’nın en önemli devlet nişanlarından Goethe Madalyası ise bu yıl, 8 yıldır hapisteki Osman Kavala’ya... Çinli dilbilimci Li Yuan’a, Belçikalı tarihçi yazar David Van Reybrouck’a verildi. Ödül gerekçesinde vurgulanan, dünyada baskı, şiddet ve sertliğin arttığı dönem ve ortamda kültürel anlayışa hizmet eden, fark yaratabilen, kültürel ilişkilerle yaratıcılığı yücelten cesur insanlardı.

Osman Kavala’nın konuşması ise kendi hapisteyken Anadolu Kültür ve Depo Kültür alanındaki çalışmaları sürdüren arkadaşlarına teşekkürle başlıyordu.

Anadolu Kültür 2002’de Osman Kavala’nın girişimiyle bir kültür kurumu olarak kuruldu. Kültür ve sanatın birleştirici ve dönüştürücü gücünü çoğalttı, yaygınlaştırdı. İstanbul’da “Depo”yu, hayata geçirdi. Türkiye’den ve dünyadan çeşitli kurumlarla çalışarak sayısız yayın yaptı; söyleşi, konser, film festivalleri, sergiler, eğitim atölyelerine imza attı. Bireyler ve toplumlar arasında kültür köprüleri kurulmasına öncülük etti.

Osman Kavala ödül konuşmasını büyük bir bölümünü Goethe’nin eserlerinden yola çıkarak “haysiyet” kavramı üzerinde kurmuştu. Keşke konuşmanın tümünü bulup okusanız. Son bölümü ise şöyleydi. Pazar okuması olarak paylaşıyorum:

HAYSİYET

“İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Yahudi soykırımının ve insanlığa karşı işlenen diğer suçların yarattığı etkiyle, insan haysiyetine saygı evrensel bir norm haline geldi. Bu kavram, insan hakları için sağlam bir temel oluşturdu. İnsan haklarının insanın tüm varoluşsal potansiyelini sosyal çevresi ile uyumlu biçimde geliştirmek için gerekli sosyal, ekonomik ve kültürel şartların sağlanması olarak anlaşılması, bu hakların kapsamının genişlemesi sürecine katkı sağladı. Bu yeni içeriğiyle haysiyet, bireyin yurttaşlık statüsüne ahlaki bir değer ekleyerek onun devlet karşısında daha güçlü hale gelmesini de sağladı.

Ancak haysiyet kavramının evrensel bir nitelik kazanmasına, iç hukuk metinlerinde ve uluslararası sözleşmelerde haysiyetin dokunulmazlığına dair hükümlerin yer almasına rağmen, savaş alanlarında ve siyasi yargılamaların ve cezalandırmaların görüldüğü anti demokratik rejimlerde insan haysiyeti vahim şekilde ihlal ediliyor. Bununla birlikte, dıştan gelen bu saldırıların bireyin öz haysiyetinin tahrip olmasına yol açması mukadder değil. Böylesi ağır şartlarda dahi, insanın kendi haysiyetiyle ilgili duyguları ona güç vermeye devam ediyor, baskı ve eziyete karşı direnme gücü sağlıyor.

Şunu da söylemek istiyorum: Edebiyat sadece kavramların gelişmesine katkı yapmıyor, aynı zamanda ve belki daha önemli olarak kavramların içselleştirilmesini mümkün kılan duyguların ve duyarlılıkların paylaşılmasını da sağlıyor. Benim cezaevindeki deneyimim böyle oldu. Goethe Madalyası benim için insan haysiyetinin tüm anlamlarını akla getiren ve güçlendiren bir simge olacak.”

Yazarın Son Yazıları

Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet suç işliyor!

Diyanet İşleri Başkanlığı suç işliyor.

Devamını Oku
17.08.2025
Tiyatro durakları...

Adaletten eğitime, sağlıktan beslenmeye, her şeyin sahtesine, zehirlisine mahkûm edildiğimiz, yalanlarla kuşatıldığımız şu günlerde kimi alanlarda hakikatle, sahici olanla karşılaşmak iyi geliyor insana.

Devamını Oku
14.08.2025
Bodrum’un markasına dönüşen bale festivali

Son yıllarda adeta Bodrum’un kültür markasına dönüşen Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nden söz edeceğim.

Devamını Oku
10.08.2025
Algılamanın sınırsızlığı

20. ve 21. yüzyıl tiyatrosuna damgasını vuran dâhi Robert Wilson tedavi olmak istemeyerek New York Long Island’da kurmuş olduğu Watermill Eğitim ve Üretim Merkezi/okul/ müze/kültür merkezinde son ana dek çalışarak 31 Temmuz’da öldü.

Devamını Oku
07.08.2025
Türkiye’nin Aydınlık Yüzü / Belleğimizin Bekçisi: Metin Sözen

Metin Sözen: (24 Mayıs 1936, Harput, Elazığ-31 Temmuz 2025, İstanbul)...

Devamını Oku
03.08.2025
Herkes için sanat: Anadolu Sergileri

Yılın belki de en sıcak gününde deniz kıyılarını bırakıp Milas’ta kapalı bir mekânda bir sergi görmeye gideceğimi söyleseler pek inanmazdım.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir dokunuşa bin ah!

“Ayakucumda deniz, kaynayarak yanan bir zümrüt, sonra mavi, sonra menekşe, ne var ki üzerine tuzla buz edilmiş milyonlarca ayna parçaları yağmış, alev alev yanıyor, çakıyor, çakıntıdan göz alıyor.”

Devamını Oku
27.07.2025
Tüm iyilerin Altan ağabeyi

Altan Öymen aramızdan ayrılıp sonsuzluğa göçerken bile hepimize bir ders verdi...

Devamını Oku
24.07.2025
Bodrum’da doludizgin sanat

Ah bilmez değilim. Bu başlığı okur okumaz delirdiğimi sanacaksınız...

Devamını Oku
20.07.2025
Günler geçerken...

Pınar Kür... Edebiyatımızın cesur kadınlarından biri daha sonsuzluğa göçtü.

Devamını Oku
17.07.2025
Hikmet Çetinkaya

Yaş almanın en kötü yanı eşiniz, dostunuz, arkadaşlarınız, meslektaşlarınız hepsi gidiyor.

Devamını Oku
13.07.2025
Müzik özgürleştirir

Sahnede tam 104 çocuk. Hepsi beyazlar içinde. Yaşları 7 ila 13 arası...

Devamını Oku
10.07.2025
Ölmek ya da ölmemek

...Behçet Necatigil hocanın “Kitaplarda Ölmek” şiirini düşünüyorum 2 Temmuz’dan beri...

Devamını Oku
06.07.2025
Yanmadan aydınlığa çıkmak...

2 Temmuz 1993. Madımak katliamı. Dün müydü? Bugün mü? Yoksa yarınımız mı?..

Devamını Oku
03.07.2025
Yaşanabilir bir ülke

Üç gün boyunca “Nâzım’dan Kazım’a Bir Volkan’dır Karadeniz” etkinliğindeydim. Rize’nin Fındıklı ilçesiyle Hopa arasında, hırçın dalgalarla yüksek dağlar arasında; yeryüzünün belki de en muhteşem doğasındaydım.

Devamını Oku
29.06.2025
Bütün ülkenin suyu ısındı

Başdanışman haykırdı: “Altaylııı senin suyun ısındı!” Ve hooop trol saldırısı, aradan 48 saat geçti ya da geçmedi evine baskın gözaltı, tutuklama, ver elini Silivri...

Devamını Oku
26.06.2025
Nefret suçları

Hiç unutmadım. 80’lerde 12 Eylül faşist darbeden sonraydı...

Devamını Oku
22.06.2025
Aydınlanma işçisi Attilâ İlhan

Attilâ İlhan’ın doğum günüydü 15 Haziran. Tam yüz yaşını doldurdu...

Devamını Oku
19.06.2025
Eyüp semalarında Nâzım

Haziran ayı boyunca ülkemin birçok yerinde Nâzım Hikmet anıldı.

Devamını Oku
15.06.2025
Kötülükle iyilik çatışması

Sabah oldu. Uyandınız. Aklınıza ve yüreğinize düşen ilk şey: Acaba bugün ne kötülüklere uyanacağız...

Devamını Oku
12.06.2025
Türkçem konuşuldukça...

3 Haziran Nâzım Hikmet’i sonsuzluğa uğurladığımız gündü. Yine herkes onu dilediği gibi andı.

Devamını Oku
05.06.2025
Antalya’da caz var

Bu yıl sekizincisi düzenlenen Akra Caz Festivali sona erdi.

Devamını Oku
01.06.2025
Oya Başak ya da yaşama sevinci

Geçen cumartesi akşamından beri ülkemde hayat biraz daha renksiz, daha gri, daha acımasız, daha zor, daha hoyrat.

Devamını Oku
29.05.2025
Gerçeği arama tutkusu

Dalga denizde olur. Karadaki kötülük dalgaları. Birinci dalga yetmedi. İkinci, üçüncü dalga yetmedi. Dördüncü, beşinci derken...

Devamını Oku
25.05.2025
Günlerin getirdiği...

Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim.

Devamını Oku
22.05.2025
Moskova’dan sevgiler

Moskova’da hava günlük güneşlik. Uluslararası Moskova Üniversitesi’ndeyim. Üniversitenin dev sahnesi kırmızı ve beyaz çiçeklerle donatılmış. Burası siyasal bilgiler fakültesinin sahnesi, ortada uzun bir masa ve kocaman kuyruklu bir piyano.

Devamını Oku
18.05.2025
Fikri takip

Gazetecilikte “fikri takip” önemlidir. Sadece gazetecilikte mi? Hayır. Her alanda, her konuda. Yani, bir sorunu, meseleyi sonuna dek takip etme, bilgilenme, bilgiyi paylaşma demek.

Devamını Oku
15.05.2025
Anneler Günü düşünceleri, duyguları...

Anneler Günü düşünceleri, duyguları...

Devamını Oku
11.05.2025