Devleti mafyalaştırıp mafyayı devletleştirenler
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Devleti mafyalaştırıp mafyayı devletleştirenler

04.04.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Kim aldırdı lan bizi. 18 kişi yol gidiyoruz diye çete mi olduk yani? Üç ruhsatsız silah, üç ruhsatlı silah, iki uzun namlulu, 50 gr dalga lirika, bir tane el bombası. En fazla bir iki saate çıkarım ben. İstediğiniz kadar uğraşın.”

Yazan Sadık Yıldırım’dı. Biliyorum, tanımıyorsunuz. Ben de tanımıyordum. Ta ki o güne kadar. İzmir’de polis, konvoyla gezen şüpheli bir arabayı çevirdi. Aracın içinden, Yıldırım’ın listesini verdikleri çıktı. Silahların yanında, “lirika” diyerek kastettiği “öteki hal”e geçiren uyuşturucu haplardı.

“Ne oldu” derseniz sürpriz değil. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu başta olmak üzere, AKP’nin zirvesindekilerle fotoğrafları olan Yıldırım, kısa sürede serbest bırakıldı. Çıkıp, kendisini gözaltına alan, aslında görevini yapan polisi tehdit etti.

Yıldırım’ın sosyal medya hesabı silahlarla, mermilerle doluydu. Yükselen tepkilerin ardından yeniden gözaltına alınıp tutuklandı. Ortalık sakinleşince bırakıldı.

Sadık Yıldırım haberi en çarpıcı olanı. Kiminde çakarlı araç var kiminde koruma var.

Sedat Peker’inkini günlerce konuştuk. Bazen yanlarına “Ayaklarına taş değmesin” diye polis bile veriliyor. Olmadı, silah ruhsatı, koruma kararı, çakarlı araç işlerini görüyor.

Milli Beka Hareketi denilen militan grubun başkanını hatırlıyor musunuz? Gezdiği arabadan çakar, siren, polis amblemi, polis telsizi ve basın tanıtım kartı çıkmıştı. Polis çevirince “abileri”ni arıyordu.

Kimi zaman siz trafikte beklerken yanınızdan gürültüyle geçiyorlar. Kimi zaman siyah elbiseleriyle “bi dakka” diyerek kendilerine yer açıyorlar. Ortak özellikleri, sosyal medyalarında, “Hele bir sokağa çıkın” diyerek silahla muhalifleri tehdit ettikleri mesajlar. Bir de devletin tepesindekilerle verdikleri pozlar. “Mafya mı devletleşiyor, yoksa birileri devleti mi mafyalaştırıyor” diye sorarak endişeleniyorsunuz.

RAYİCİ 2 MİLYONA ÇIKIYOR

Hafta sonu “bu işlere tanıklık yapmış” biriyle konuştum. Masraflar, tatile götürülen kravatlılar, elden verilen paralar...  Bunu iş edinenler bile anlatılıyordu. Rayici 2 milyon liraya kadar çıkıyordu. Biliyorum sizin için büyük para. Ama onlar için çerez.

Diyelim devletle iş yapan bir şirketin personelisiniz... Olmasanız da onlar sizi yapar! Olmadı mı? Adı sanı bilinmeyen bir dernekte, malumlardan bir partide önemsiz bir görevli oluyorsunuz.

Elbette bu kadarı yetmez...

Koruma kararı için tehdit altında olmanız da icap eder. Şimdi beni tehdit edeni nereden bulacağım diye düşünmeyin. Onu da hallediyorlar. Gidip bir mail hesabı açıyor, dümenden tehdit mesajlarını size atıyorlar. “İşim, siyasetim, partim yüzünden hedefteyim” diyerek önce şikâyetçi oluyorsunuz. Ardından koruma kararı, silah ruhsatı talep ediyorsunuz. Aracınızı da “öncelikli geçiş” kapsamına aldırıyorsunuz. Artık devlet sizinle, açılan yollar da sizin!

Dahası da var.

Hatırlayın, Saray’ın müteahhidine Ankara Emniyeti’ne ait araç tahsis edilmişti. Üstelik aracı polis bile kullanmıyordu. Hadise, patronun şoförünün kaza yapmasıyla ortaya çıkmıştı.

Hikâyeler öyle çok ki. Anlatılana göre bir savcıya doğal olarak verilen geçiş hakkı, bir hatırlı isim tarafından kullanılıyordu. Savcının adına araba almış, plakasını takmış, yollara çıkmıştı. Bir Allah’ın kulu da “Savcı maaşıyla bu araba nasıl alındı” diye sorgulamıyordu.

KORUMA KARARI NASIL KALKTI!

Özetle Türkiye’nin son döneminde trafikte bile ayrıcalıklı olanlar, korunanlar, çakarlılar tuhaflaştı. Ama bu kadar değil, bir de korunması gerektiği halde korunmayanlar var.

Hatırladınız mı? Daha önce bu sayfalarda Milli Savunma Bakanı’nın dört yardımcısına dair iddiaları okumuştunuz. Barış Pehlivan birinin FETÖ soruşturmasında adının nasıl geçtiğini, öbürünün Türkçe Olimpiyatları’nda Fethullah Gülen şiiri okuyuşunun hikâyesini anlatmıştı. TSK’deyken FETÖ’ye soruşturma açan Ahmet Zeki Üçok da 8 Şubat’ta konuştu. O da 3. Bakan yardımcısının hakkındaki ByLock iddiasını, 4. yardımcının da ABD kriptolarındaki yerini anlattı. Üçok, savcılığa elindeki belgeleri de verdi.

“Mevzu nereye gider” derken, ilginç bir olay yaşandı.

Hayır, Bakan yardımcısının dava açmasından söz etmiyorum. O beklenen bir şeydi. Üçok’un açıklamalarından birkaç gün sonra, 17 Şubat’ta, İçişleri Bakanlığı’nın Merkez Koruma Komisyonu toplantı yapmıştı. Toplantı sonucu Üçok’a şöyle tebliğ edilmişti:

“Hakkınızda, ‘yakın koruma kararının kaldırılmasına’ şeklinde karar verilmiş, alınan komisyon kararı Bakanlık Makamının Oluru ile kesinleşmiştir.”

Ahmet Zeki Üçok, TSK’de askeri yargı görevlisiyken FETÖ’yü soruşturması nedeniyle kumpasa uğramış, yıllarını hapiste geçirmiş, çıkınca da FETÖ aleyhinde çalışmaya devam etmişti. Ahmet Hakan’ın 5 Nisan 2016 tarihli, yani darbeden üç ay önce yaptığı Üçok röportajı önümde duruyor: “Ordu içindeki Fethullahçı general ve albayları isim isim biliyorum.” Üçok’un verdiği isimler üç ay sonra darbeye kalkıştı. Haliyle devlet, FETÖ’nün açıktan da tehdit ettiği Üçok’u koruma kararı almıştı.

Bu sadece bir örnek. Üçok’a sordum, FETÖ tespitlerine dair bugüne kadar kurumlara tam 22 dilekçe vermişti. Ama hiçbirinin ardından bunlar yaşanmamıştı. Gelgelelim, bakan yardımcılarına dokununca birkaç gün sonra “katli vacip”e dönüşmüştü.

KRİTİK İSİM MUHALEFETE GEÇİNCE

Biraz geriye bakınca benzer o kadar olay var ki...

Bir dönem FETÖ ile dişe diş mücadele eden Mustafa Önsel’den Ali Türkşen’e hemen hepsinin başına benzer şeyler geldi. Medyada eleştiri yapmaları, kitap yazmaları, durumun değişmesine yetti.

Tesadüfe yer yok. Hep aynı hikâye. Birkaç gün önce, AKP’den CHP’ye geçen Cevdet Nasıranlı’nın, koruma kararının kaldırıldığını okumuşsunuzdur.

Dahası...

15 Temmuz’da hedef alınan çok kritik bir isimle konuştum. Emekli olmasının ardından kitap yazmış, muhalif bir partide siyasete atılmıştı. Ardından defalarca koruma kararı kaldırılmıştı.

Kısacası, “Mafyalar ve kara gömlekliler nasıl korunuyor, nasıl silahlanıyor, nasıl öncelikli oluyor” derken daha fenası varmış. Devleti kendi malı sayan siyasiler, terörün hedefindeki kişileri, sadece kendisini eleştirdiği için mafya gibi silahların önüne atıyor. “Mafya mı devletleşiyor, devlet mi mafyalaştırılıyor” sorusu böylelikle cevabını buluyor.

14. Louis’ye atfedilen “Devlet, benim” sözü kanlısıyla canlısıyla gerçek olmuş gibi. Tarihin öğrettiği bir şey var ki devleti kendisinin gölgesi sanarak mafyalaşanlar, gün doğduğunda gölgelerinden bile korkar hale geliyor!

Yazarın Son Yazıları

Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025
İŞKUR’u bile soydular

Kapı içeriden açıldı mı soygun normalleşir.

Devamını Oku
29.09.2025
‘Size miras kaldı’ sürprizinden çıkan örgüt

Koca ağaca bakıp dalındaki eksiği görüyorsan haksız değilsin.

Devamını Oku
25.09.2025
İçeridekilerin aileleri neler yaşıyor

Kendi gülünün dikenini çıkarmak kolaydır. Başkalarının acılarını anlamak ise uğraş ister.

Devamını Oku
22.09.2025
Netanyahu’nun Erdoğan’a salladığı parmak

Tek kişide hastalık dedikleri, milyonlarda ideoloji oluyor.

Devamını Oku
18.09.2025
Dananın kuyruğu kopacak derken...

Siz bu yazıyı okurken belki bütün kelimeleri eskimiş olacak.

Devamını Oku
15.09.2025
Erdoğan’ın CHP planı

Sen ardına dönüp bakmazken geçmiş bir gölge gibi seninle birlikte yürüyor.

Devamını Oku
11.09.2025
İBB operasyonunu başlatan AKP’li

Adli yıl açılışında İstanbul cumhuriyet başsavcısı gazetecilerle buluştu. İlginç bir ifade kullandı: “İBB operasyonunu ilk öğrenen kişi Murat Kapki oldu. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. O, malları kaçırmaya başlayınca biz de harekete geçtik.”

Devamını Oku
08.09.2025
‘Terörsüz Türkiye’nin kabağı

Dünya değişiyor ama senin çektiğin çile hep aynı kalıyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Başörtüsünü çıkaran Fethullahçı

İnsanın çektiği çilelerin sonucu tecrübeleridir.

Devamını Oku
01.09.2025
Topuk kırıldıktan sonra

O çok bildiğimiz gerçekleri her şey görünür olduktan sonra anlatmayı ne kadar çok severiz.

Devamını Oku
14.08.2025
TikTokçu hacı paşa devri

Yükselme kuralını kaybedince yukarıyla aşağı bir olur.

Devamını Oku
11.08.2025
Erdoğan’ın kimliği bile satılık

Hırsızın peşinden koşuyoruz da ya içeride kapıyı açan varsa?

Devamını Oku
07.08.2025
Şehit askerlerin tahlilleri ne söylüyor

Milletler yaşamdan öğrendikçe gelişir. Çöküş dönemlerinde ise ancak ölüm öğreticidir.

Devamını Oku
04.08.2025
Askerler kayıp 5 milyarın peşinde

Sana verirken yokluğu gösterenler, senin olan varlığı harcarken har vuruyor harman savuruyor.

Devamını Oku
31.07.2025
Koca savcılığın dokunmadığı patronlar

Dünya, Sezen Aksu şarkısındaki gibi: Masum değiliz, hiçbirimiz.

Devamını Oku
28.07.2025
Zengin itirafçı olur kurtulur olan garibana olur

Bazen fısıltıyı duyuyorsun. Bazen de çığlığı duyma istiyorlar.

Devamını Oku
24.07.2025
Davutoğlu partisindeki istifalara ne dedi?

Aslında benim sorum yeni çıkan o kitapla ilgiliydi...

Devamını Oku
21.07.2025
Öcalan, Ramazan, Altaylı

Memlekette “süreç bayramı” var. Gelgelelim “hukuk ve özgürlük bayramı” yok.

Devamını Oku
17.07.2025
Domates, biber, patlıcan!

“Demokrat adam”, “demokrat bulmadığı” adama “Ya demokrat ol ya döverim” demiş.

Devamını Oku
14.07.2025
Herkesi başka tartan kantar

Aynı kantar seni başka onu başka tartıyor...

Devamını Oku
10.07.2025
Söyleyin Timur haksız mı? 

Kimin haklı olduğunu söz belirler sanırsın, oysa hak çoğu zaman güç ile dağıtılır. Size bu satırları gazeteci arkadaşım Timur Soykan hakkındaki mahkeme kararını beklerken yazıyorum. 

Devamını Oku
07.07.2025
Teğmenler kararı nasıl değiştirildi

Zaman, anı bir atom yoğunluğunda biriktiriyor. Ne kolay konuşup geçiyoruz. Sanki her yeni olay bir eskisini dibe bastırarak unutturuyor.

Devamını Oku
03.07.2025
Hapiste bebeğini bekleyen Ramazan’ın öyküsü

Çokluğun adaleti yokluğun üzerine kurulmuştur. İBB dosyasında üç tip tutuklu var...

Devamını Oku
30.06.2025
Seve seve değil soya soya büyüyen sistem

Tarih, insan deneyimlerinin toplamından daha fazla bir şeydir.

Devamını Oku
26.06.2025
Fatih Altaylı’nın ‘suyunu ısıtanlar’

İnsan kendi yazgısının kapısını kendisi açıyor. Kimi zulmederek kimi zulümle baş ederek. Bu köşede bugün bambaşka bir hikâye olacaktı. Aslında ben de bambaşka bir yerde yazacaktım.

Devamını Oku
23.06.2025
İran’dan çıkan savaş dersleri

“Savaş politikanın başka araçlarla sürdürülmesidir” diyor general Clausewitz...

Devamını Oku
19.06.2025
Adalar sapığı nasıl yakalandı

Suçla, suçlu arayarak değil, suçun peşinden giderek hesaplaşılır. Konu siyasi olunca, ihale olunca, parti olunca günlerce televizyonlarda konuşuluyor. Tutuklama üstüne tutuklama yapılıyor. Gelgelelim, konu siyasallaştırılamayacaksa ancak üçüncü sayfada yer buluyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Tövbelerden darbelere bir garip hikâye

Tövbe insanı kendinden korur ancak insanı insandan korumaz.

Devamını Oku
12.06.2025
Biz seni anladık Nihat abi

Dünya delilerin cehennemidir.

Devamını Oku
09.06.2025
Erdoğan'ın duvarlara astığı sözün hapisteki sahibi

Her bayram, insan hafızasına verilmiş bir ödüldür.

Devamını Oku
05.06.2025
‘Cinnet geçiren bakan’ın mesajı

Yerin altında olan, suretini başka biçimlerde de olsa gösteriyor.

Devamını Oku
02.06.2025
Ey mahpus Türk gençliği!

Şair Can Yücel, Adana Cezaevi’nde gördüğü gençleri 42 yıl önce yazmış, gazetemiz Cumhuriyet’e yollamıştı...

Devamını Oku
29.05.2025
Koskoca Sülüman’a değil dolandırıcıya inandılar

Sanki birileri, “Olsa da suçlu olmasa da aksini söyleyen bile suçlu” diyor!

Devamını Oku
26.05.2025
10 yıldır kanayan yara

Bir yara kaç yıl kanar? İnsan bir ağrıyı ne kadar sırtında taşır?

Devamını Oku
22.05.2025
Aklımı tutamadım kafatasımda

Kurda “Kuzuyu neden yiyorsun” diye sormuşlar. Sebep aramaya zaman kalmıyor, demiş.

Devamını Oku
19.05.2025
Boğaziçi’ndeki şeriat kalkışmasının mesajı

Gerçek görünen kadar olsaydı, akıl hiçbir perdeyi kaldıramazdı.

Devamını Oku
15.05.2025
Susmayan askerin çevrildiği kapı

Susmayan askerin çevrildiği kapı

Devamını Oku
12.05.2025
Ayşe Barım hakkında konuşmamız lazım

Ayşe Barım hakkında konuşmamız lazım

Devamını Oku
08.05.2025
Mahkemeyle ‘telef edilmiş’ siyasetçi

Mahkemeyle ‘telef edilmiş’ siyasetçi

Devamını Oku
05.05.2025