Fısıldaşan replikler
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Fısıldaşan replikler

15.01.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kurumların sağlıkları ve ömürleri, oluşturmayı başarıp/başaramadıkları akıl zinciri ve ortak bellekle orantılıdır. Fasulyeciyan’ın tiradında, “Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır” diye tanımladığı, suya yazı yazmaya benzeyen tiyatro gibi bir sanat dalındaki kurumlar söz konusu olduğunda, akıl zinciri ve ortak bellek daha da önem kazanır. 

Usta sanatçılarla birlikte pişmenin, onlardan adabı, disiplini öğrenmenin, sahneyi ikinci bir okul olarak yaşamanın da ifadesi olan usta-çırak ilişkisi bu nedenle kurumsal bakımdan da can alıcı bir öneme sahiptir. Çünkü kuşakları birbirine bağlar; zaten “akıl zinciri” dediğim, aktarıla aktarıla zenginleşen yöntem ve yönetim birikimi ile kurumsal ortak bellek başka türlü oluşmaz. Tiyatro zincirinin halkaları koparılırsa, zaman akıp gider ve geride “fısıldaşan replikler”le “eski program dergilerindeki soluk hayaller”den başka bir şey kalmaz pek. 

TİYATRODA GELENEKLER DEVRİMCİDİR

Tabii ki tiyatrodaki usta-çırak ilişkisi kavramını yeniliğe kapalılık ve gençlere yer açmamak olarak yorumlamamak gerekir. Kuşaklar arası zincir, bir alışveriş olarak işlerse zenginleştirici olur. Tiyatro sanatının özünde gelenek ve yenilenme el ele yürür. Meyerhold’un bu konuyla ilgili çok güzel bir sözü vardır: “Tiyatroda gelenekler devrimcidir” der.

Modern Türk tiyatrosunun kurucusu olan Muhsin Ertuğrul bir kurumsallaşma üstadıydı aynı zamanda. Bu anlamda en büyük hüneri de tiyatronun geleneklerini, disiplinini yeniliğe, yenilenmeye ve gençlere açık bir kuşaklar arası ilişkiyle bir arada sürdürmeyi bilmesiydi.

İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun bir dönemine damgasını vurmuş isimlerden Hamit Akınlı ile yıllar önce sohbet ederken Muhsin Bey’in Türk tiyatrosuna yaptığı en büyük iyiliklerden birinin genç kuşağın önünü açması, tiyatro âşığı ve yetenekli kimi gençleri yurtdışına gönderip eğitim almalarını sağlaması veya yurtdışında eğitim gören gençleri bulması, sonra da onlara alan açması olduğunu söylemişti. Bu gençler Türkiye’ye döndükten sonra, 1960’ların başlarında Türk tiyatrosuna yeni bir birikim getirdiler; sadece yaptıklarıyla değil, insanlarda uyandırdıkları “demek yeni bir şeyler de yapılabilirmiş” heyecanıyla taze bir soluk oldular.

BİR MİSYONU SÜRDÜRENLER

Bu isimler içinde hemen akla gelenler: Beklan Algan, Ayla Algan, Engin Cezzar, Şirin Devrim, Tunç Yalman...

Onların aldıkları eğitimleri, bitirdikleri okulları, başarılarını, ilgilendikleri farklı alanları, giriştikleri yeni denemeleri, yurtiçinde ve yurtdışında yaptıkları işleri alt alta yazın, sonra bir adım geri çekilip bakın. Tabii ki erişilmesi zor kariyerler çıkacak karşınıza bir tarafıyla. Ama bence işin asıl can alıcı yanı, hepsinin yaşamlarını tiyatro için, tiyatroyla birlikte ve hep tiyatro içinde düşünmeleri ve sürdürmeleridir. Sanki kendilerine devredilmiş bir misyonun, bırakılmış bir mirasın takipçisi olarak geçirmişlerdir ömürlerini. 

BİR ‘TİYATRO MİSYONERİ’

İşte kısa süre önce yitirdiğimiz değerli sanatçı Ayla Algan’ın usta oyunculuğunun yanında en önemli özelliklerinden biri de bu eğitmen kimliği ve tiyatroya adanmışlığı, bunu Beklan Algan ile birlikte bir misyon gibi benimsemeleriydi.

İstanbul Şehir Tiyatrosu bünyesinde kurdukları Tiyatro Araştırma Laboratuvarı (TAL) ve yetiştirdikleri sayısız öğrenci bunun en açık göstergeleridir. Bu tarz laboratuvarların 20. yüzyıl başında Rus tiyatrosunda yaşanan devrim niteliğindeki yenilenmede, sonra da Avrupa tiyatrosundaki arayışlarda nasıl bir rol oynadıkları bilinir. Tiyatro laboratuvarı, “piyasaya” ürün sunma kaygısı taşımayan ve farklı kuşakları, farklı disiplinleri bir araya getiren niteliğiyle bir arayış ve yenilenme ocağıdır. Bu nedenle TAL, başardıkları veya başaramadıklarıyla değil, sadece var olmasıyla bile tiyatromuzda bir kilometre taşıdır.

Ayla Algan yurtiçinde ve yurtdışında sayısız sahnede bıraktığı “fısıldaşan replikleri”yle olduğu kadar, adanmış “tiyatro misyoneri” kimliğiyle de gönüllerde yaşayacak.

Yazarın Son Yazıları

Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025
Vahşi bir dünya

Vazgeçilmez dört elementten biri olan havayı yine paramparça ediyor bombalar, füzeler... Doğal yerinden koparılıp insanın elinde oyuncak olmuş ateş, gecenin karanlığını kızıla boyuyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Beyaz gecelerde Medea-Material

23-27 Mayıs tarihleri arasında, Dostoyevski’nin unutulmaz novellasının fonunu oluşturan St. Petersburg “beyaz geceler”indeydik.

Devamını Oku
02.06.2025
İyimserlik önyargısı

İyimserlik önyargısı

Devamını Oku
12.05.2025
Bir kez daha Kerbela

Bir kez daha Kerbela

Devamını Oku
28.04.2025
Bursa ve tiyatro Bursa...

Bursa ve tiyatro Bursa...

Devamını Oku
14.04.2025
Dünyayı sevgi kurtaracak

Dünyayı sevgi kurtaracak

Devamını Oku
31.03.2025
Sonrası gündüz

Sonrası gündüz

Devamını Oku
17.03.2025
Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Devamını Oku
03.03.2025
Tiyatroda eğitimin önemi

Tiyatroda eğitimin önemi

Devamını Oku
10.02.2025
Toplumsal çürüme ve sanat

Toplumsal çürüme ve sanat

Devamını Oku
27.01.2025
Ben bir veri bankasıyım!

Ben bir veri bankasıyım!

Devamını Oku
13.01.2025
Umarım gelen gideni aratmaz

Umarım gelen gideni aratmaz

Devamını Oku
23.12.2024
Bir ödülün düşündürdükleri

Bir ödülün düşündürdükleri

Devamını Oku
09.12.2024
Heiner Müller ile bir kez daha

Heiner Müller ile bir kez daha

Devamını Oku
25.11.2024
Buzdağının altı

Buzdağının altı

Devamını Oku
04.11.2024
Toplumsal çürüme

Toplumsal çürüme

Devamını Oku
21.10.2024
Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Devamını Oku
30.09.2024
'Keşke bir parti olsaydı...'

Yılmaz Güney’in bakışı

Devamını Oku
16.09.2024
Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Devamını Oku
02.09.2024
Issızlaşıyoruz

Issızlaşıyoruz

Devamını Oku
12.08.2024
Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Devamını Oku
29.07.2024
Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Devamını Oku
15.07.2024
Güvenilir olmanın sırrı

Güvenilir olmanın sırrı

Devamını Oku
24.06.2024
Bir döngü daha tamamlandı

Bir döngü daha tamamlandı

Devamını Oku
10.06.2024
Taşın ve tarihin büyüsü

Taşın ve tarihin büyüsü

Devamını Oku
27.05.2024
Cumhuriyet 100 yaşında

Cumhuriyet 100 yaşında

Devamını Oku
13.05.2024
‘Devlet Ana’ Macaristan’daydı

‘Devlet Ana’ Macaristan’daydı

Devamını Oku
29.04.2024
Tahsin İncirci: Bu toprağın kokusu

Tahsin İncirci: Bu toprağın kokusu

Devamını Oku
15.04.2024
Dünya bir sahnedir

Dünya bir sahnedir

Devamını Oku
01.04.2024
On yıl sonra...

On yıl sonra...

Devamını Oku
18.03.2024
Bir ‘can’ dostun ardından...

Bir ‘can’ dostun ardından...

Devamını Oku
26.02.2024
Yeni bir şeyler yapmak

Yeni bir şeyler yapmak

Devamını Oku
12.02.2024
Kostümlerin hanımefendisi

Türk tiyatrosunun değerli ismi, ‘hocaların hocası’ Hale Eren’i kaybettik: Kostümlerin hanımefendisi

Devamını Oku
30.01.2024
Fısıldaşan replikler

Fısıldaşan replikler

Devamını Oku
15.01.2024